Portakal çiçeği kokulu ülke

Portakal çiçeği kokulu ülke
22 Mart 2021 08:03

Bahar; umudu, yenilenmeyi, değişimi temsil eder. Çiçekler yeniden açar, ağaçlar yeniden filizlenir… Her coğrafyada da baharın geldiği müjdesini getiren postacılar vardır. Akdeniz’inki portakal çiçeği kokusu olsa gerek. Akdeniz sokaklarında bu koku gelmeye başladı mı baharı hissedersiniz… Bayılırım portakal çiçeği kokusuna…

 

 

Salih Levent UĞURLU H&H YORUM

 
Antalya’da bir turunç ağacının altında su içmek için maskeyi indirdiğimde burnuma hafif hafif gelen portakal çiçeği kokusu içimi kıpır kıpır etti… Umutla doldum…

 
Elimden gelse ülkenin dört bir yanına turunç ağacı dikerim. Umut dolu baharların gelmesi için her yere portakal çiçeği kokusu veririm.

 
Her coğrafyada yetişmez demeyin hemen ama… Metafor yapmaya çalışıyorum ağız tadıyla şurada…

 
Gerçi ona da çözüm bulunur. Torosları dozerle yıkıp Akdeniz’in ılıman iklimini bütün Anadolu’ya yayabiliriz. Ne de olsa bizde çare tükenmez, çılgın projeler bitmez…

 
Öyle değil mi?

 
O KIPIRTI KISA SÜRDÜ AMA…

 
İçime çektiğim portakal çiçeği kokusunun bende yarattığı o etki kısa sürdü.

 
Yeğenimin anaokulu öğretmeninin boşanma aşamasındaki kocası tarafından silahla vurulduğu haberi geldi.

 
Ardından sosyal medyada #masalicinadalet etiketiyle kamuoyunun gündemine düşen tecavüz olayındaki bebeğin İLEF’ten üniversite arkadaşımın yeğeni olduğunu öğrendim.

 
12 yaşındaki erkek çocuk “babam da bana böyle yapıyor” diyerek Masal bebeğe defalarca oral tecavüzde bulunmuş. Üstelik taciz ile suçlanan aile mağdur aileden sosyal medyada yaptıkları paylaşımları silmelerini isteyerek Masal’ın dedesine saldırmış. Yaşlı amcanın dişlerini kırmışlar!

 
Buradan çağrım olsun. “Maçanız” sıkıyorsa gelin bu yazıyı sildirin bakalım! Yerim belli yurdum belli.

 
Bu arada davanın seyrini İpek Özgü Ulusoy’dan takip edebilirsiniz. Twitter adresi: @ovgulusoy

 
Kendisine mücadelesi için bir de teşekkür etmek gerekir. Umuda dair sönen içimin kıpırtısı bu güzel insanlar sayesinde yeniden diriliyor.

 
Eksik olmasın bu insanlar…

 
ÇEMBER DARALIYOR

 
Covid ortaya ilk çıktığında “dikkat edin çember daralıyor, bu virüsten hepimiz muzdarip olacağız” deniyordu.

 
Bir hafta içinde yakın çevremde şiddet ve tecavüz içerikli iki haber aldım. Çemberin daraldığı çok net… Temelsiz, rastgele açıklamalar yaparak böyle hayati konuları sulandıranların da çemberin daraldığını anlaması gerekir.

 
Bir arkadaş, bir yeğen ya da bir evlat dünyadan daha değerli olabilir. Kimse en yakınıyla sınanmasın da bu vaziyet nedir?

 
“Bir kereden bir şey olmaz” diyen bakanlar gördüğümüz yetmiyormuş gibi “erkekler kadınlardan daha çok öldürülüyor” diyeni de gördük çok şükür!

 
Çözüm yok, önleyici tedbir yok, üstüne bir de meseleyi sulandırıcı açıklamalar var…

 
İstanbul Sözleşmesi takıntısından eşine şiddet uygulayan erkeklerin evden uzaklaştırılmasını eleştiren hukukçular mı ararsın, toplumun tümünün eşcinsel olacağına inanan mı… Şaka gibi bir ülke olduk.

 
Daha dün eşine şiddet uygulayan bir tip sosyal medyada devletin resmi gazete kararını paylaşarak “İstanbul Sözleşmesi’nden kurtulduk” dedi.

 
Çoğu insanı bu pervasızlık yaralıyor. Yoksa sözleşmeler, kanunlar kimseye babasının vasiyeti değildir. Bugün vardır, yarın olmayabilir…

 
Nerede vukuatı olan bir çakal varsa devletin gücü üzerinden gövde gösterisi yapıyor… Haliyle bu durumun kabul edilebilir bir tarafı olmuyor…

 
İşin aslı şudur ki üç beş cemaat İstanbul Sözleşmesi ile ilgili olumsuz fikir beyan ettiği için bu sözleşmeden vazgeçildi. Devlet aklıyla, usulüyle alınmış bir karar olmadığı açıktır.

 
Bu açıdan bakıldığında çember başka kimin daralıyor daha dikkatli düşünmek gerekir. Ya devlet başa ya kuzgun leşe demiyor muyduk oysa?

 

Salih Levent UĞURLU Twitter

 

 

 


Yazarın Son Yazıları:
‘Yanık’ iletişim teorisini ortaya atıyorum
Benim canım belediyem
Röpteşambırsız yazardan analizler