Kılıçdaroğlu oyalıyor

Kılıçdaroğlu oyalıyor
1 Mayıs 2017 10:54

Dünkü il başkanları sonuç bildirgesinde Cumhuriyet Halk Partisi ‘’CHP halkımızın hakkını sonuna kadar savunacak, adalet tesis edilene kadar gereken her adımı atacaktır…’’ tümcesiyle metnin tümünün özetini ifade edecek sert bir bildiri yayınlayarak partinin derinlerinden kısaca Anadolu örgütlerinden gelen volkanik kaynamaları durdurmaya yönelik acil bir çıkış yapılmıştır.

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

 

Bu sert çıkış bizzat Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla yapılmıştır.

 

 

Zira konuşma yapan il başkanlarının çoğunluğu YSK’nın hırsızlık oylarıyla kazanılan son referandumdaki ‘’evet’’ zaferinin üzerine Kılıçdaroğlu’nun kılıç balığının kılçığının üzerine sessiz sedasız oturarak kabullenmesini sindirememiş ve isyanın ilk emarelerini bu vesile ile göstermişlerdir.

 

 

İsyanın çok derinlerden geldiğini Kılıçdaroğlu ve güruhu iyi anlamış olacaklar ki, tuttukları salonda düğün var bahanesiyle boşaltılmasını istemişleri ve acil ilkyardım önlemi olarak yukarıda bahsettiğim sert bildiriyi yayınlayarak örgütlerin en yakın temsilcileri olan il başkanlarının gazını almaya çalışmışlardır.

 

 

 

Şimdi bildirgedeki o tümceyi analiz etmeye çalışarak parti örgütlerine hangi mesajın verilmek istendiğinin öngörüsünde bulunalım.

 

 

 

‘’…Adalet tesis edilene kadar gereken her adım atılacaktır’’ ifadesi geri dönüşü olmayan bir kararlılığın göstergesidir ve mutlaka adaletin sağlanacağını, referandumun iptal noktasına götürüleceğinin açık beyanıdır.

 

 

 

Bugün Türkiye’deki despotik yönetim koşullarına baktığımız zaman referandumun iptal edilmeyeceğini açıkça görmekteyiz.

 

 

 

Zira ‘’hayır’’ küçümsenmeyecek açık ara önde kazandığını bildiğimiz halde, YSK kararıyla hırsızlık oylarının blok halinde milyonlarcasının sandıklara katılımıyla ‘’evet’’ şark kurnazlığı ile kıl payı kazanmış gibi gösterilmiştir.-oy hırsızlığının tüm emaresi de zaten bu orantıda saklıdır-

 

 

 

Peki, diktatoryal yönetim yargıyı, parlamentoyu ve yürütmeyi en şedit(çok şiddetli) baskısıyla korkutmuş, sindirmiş, uslu çocuk yapmıştır.

 

 

 

Sözünü tutmayanlar üstüne atılan bir iftira suçu ile kodese ve /veya sürgüne gönderilmekte ya da işinden atılmaktadır.

 

 

 

Yani dehşetli korku sarmalı bir karmaşık ağ gibi her tarafı kalın zincirler gibi sarmıştır.

 

 

 

Bu durumda demirden ağlarla örülmüş korku sarmalından kurtulmam olası değildir.

 

 

 

Bu durumda bildirgenizde ifade ettiğiniz gibi, adalet tesis edilinceye kadar halkımızın hakkını nasıl savunacak, referandumun ilan edilen sahte sonucunu nasıl iptal ettireceksiniz?

 

 

 

Yukarıdaki soruyu başta Kılıçdaroğlu olmak üzere tüm CHP örgütlerine soruyorum.

 

 

 

Kılıçdaroğlu, diktatoryal yönetim tarafından hizaya getirilmiş bir yargı yoluyla hak elde edemeyeceğini biliyor.

 

 

 

Bu durumda üç alternatife kalıyor.

 

 

 

Öncelikle AHİM’den bir sonuç alacağını umut ediyor ki, kimse kusura bakmasın ama diktatoryal yönetim oradan hayırcıların lehine çıkacak bir kararı asla uygulamaz.

 

 

Bir diğeri de halkın demokratik hukuksal hakkını kullanarak sokak eylemlerinde bulunmasıdır ki, hak hukuk ve demokratik gösteri hakkı tanımayan diktatoryal yönetim karşısında bunu yaptıracak yürek Kılıçdaroğlu’nda asla yoktur.

 

 

 

En son olasılık olarak ta Kılıçdaroğlu’nun yapıştığı koltuktan kalkmamak için tüm örgütlerden gelen lavları püskürtmek için işi zamana yayarak şark kurnazlığı yapmasıdır.

 

 

 

Benim kişisel görüşüm CHP yerel örgütlerinin bu defa çok kararlı olduğu yönündedir ve Kılıçdarolu’nun direnişi kendisine bir yarar sağlamayacaktır.

 

 

 

Referandumdaki ‘’hayır’’ın zaferinin kurumsal ve yargısal sahtekarlıkla ‘’evet’’e devredilmesini ve bunun karşısında Kılıçdaroğlu’nun rahat veya bazen bu konuda atraksiyonlarda bulunuyormuş gibi göstermelik tavrını Anadolu’daki hiçbir CHP örgütü asla sindiremeyecek, içselleştirmeyecektir.

 

 

 

Bundan bir önceki makalemde -KILIÇDAROĞLI CHP’NİN BAŞINDAN DERHAL ÇEKİLMELİDİR- belirttiğim gibi Kılıçdaroğlu’nun Türk halkına yapacağı en büyük iyilik kemal-i edeple CHP’nin başından çekilmesi ve toplanacak kurultayda Atatürkçü, cesur yürek, diktator yöneticilerin yüreğini ağzına getirecek bir genel başkanın seçilmesidir.

 

 

 

Yineliyorum, Kılıçdaroğlu Türkiye’nin ‘’milli güvenlik’’ sorunu haline gelmiştir.

 

 

Siyasal arenada siyasetçilerin iki tür düşmanı vardır.

 

 

 

Bunlardan birincisi rakip siyasetçiyi besleyen düşman ki, diğeri hep bunun var olmasını ister.

 

 

 

Diğeri ise rakip siyasetçiyi hırpalayan, siyasal arenadan süpürüp atan ve halkın önünde sözlü kroşeleriyle küçük düşüren düşman.

 

 

 

Kılıçıçdaroğlu Türkiye’yi uçurumun kenarına getiren rakipler için birinci kategoriye giren bir düşmandır ve sürekli ondan beslenirler; bugünkü milletçe perşan halimiz bunun göstergesidir.

 

 

 

İşte CHP’nin başına Türkiye’yi mahveden rakip siyasetçiler için ikinci kategorideki düşman vasıflarına sahip bir lider gerekli.

 

 

 

Bunun da yolu bir an önce yapılacak bir kurultaydan geçer.

 

 

 

Artık zamanı gelmiştir.

 

 

Toplumsal bir yasadır, zamanı gelmiş hiçbir şeyi durduramazsınız.

 

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
RTE’nin siyasi sicili halkın önünde didik didik edilmelidir!
RTE ve partisi AKP’den kurtulmamız için HDP barajı aşmalıdır
İktidar seçimleri kazanmak için bütün dümenleri hazırlıyor