CHP’li Altay: SÖZCÜ Davası’nda mahkeme doğru ancak eksik karar verdi

CHP’li Altay: SÖZCÜ Davası’nda mahkeme doğru ancak eksik karar verdi
12 Kasım 2017 09:45

Altay, “Baskıya, Burak Akbay’a yönelik ağır suçlamalara rağmen, SÖZCÜ yayın politikasını değiştirmedi” dedi ve ekledi: Gökmen’in tahliyesi ile yargı doğru ama eksik karar verdi. Davanın düşmesi gerekiyordu.

 

 

 

Nil SOYSAL/Sözcü

 

 

CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Engin Altay ile konumuz “adalet”! SÖZCÜ Davası’ndan tutuklu gazetecilere, tutuklu milletvekillerinden CHP Sözcüsü Bülent Tezcan’a açılan soruşturmaya ve ABD’de 27 Kasım’da başlayacak Reza Zarrab davasına kadar, hak, hukuk ve adalete dair ne varsa masaya yatırdık. Ama röportajın asıl sorusunu Altay kendisi sordu: “Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan’a; ‘Terör örgütlerine yardım ve yataklık ediyorsun’ dedi. Aradan aylar, yıllar geçti, soruşturma bile açılmadı. Acaba neden?” İşte CHP’li Altay’ın SÖZCÜ’ye anlattıkları:

 

SÖZCÜ GERÇEKLERİ YAZDI

 

– CHP olarak sürecin en başından itibaren SÖZCÜ’nün yanındayız. Duruşmayı da izledik. Geciken adaletin adalet olmadığı bilinen bir gerçektir. Ancak yargının siyasetin vesayetinde olmadığını göstermek açısından bu duruşma önemli bir şanstı.

 

– Burak Akbay’ın ve SÖZCÜ’nün FETÖ ile ilişkisi olması şöyle dursun, AKP FETÖ ile dans ederken, iş tutarken, SÖZCÜ hep FETÖ ve benzer terör örgütlerine karşı objektif gazetecilik anlayışı içerisinde gerçekleri yansıtan bir gazete oldu.

 

– Haktan, hukuktan, Atatürkçü çizgisinden asla ödün vermedi. SÖZCÜ’nün en cesur medya organı sıfatıyla Türkiye’de 80 milyon tarafından taktir görmesi ve en çok satan gazetelerden biri olması AKP’yi rahatsız etti. Bu da AKP’nin de Erdoğan’ın da eleştiriye tahammülünün sıfır noktasında olmasından kaynaklandı.

 

BU DAVA DÜŞMELİYDİ

 

– Böyle bir ortamda, baskıya ve Burak Akbay’a yönelik ağır suçlamalara ve Gökmen’in cezaevinde olmasına rağmen, SÖZCÜ yayın politikasını değiştirmediği gibi, FETÖ ile ilişkisinin olmasının asla mümkün olmadığını en somut biçimde herkese gösterdi.

 

– O nedenle ben 7 Kasım öncesinde de çok umutluydum. Bu duruşma Türkiye’ye ve dünyaya, Türkiye’de bağımsız mahkemelerin hâlâ var olduğunu ispat etmek bakımından bir şanstı. Yargı doğru ama eksik bir karar verdi. Bu davanın düşmesi gerekiyor.

 

KARAR TAMAMEN SİYASİ

 

– Enis Berberoğlu’nu casuslukla suçlamak bir yargı kararı değil. Bu karar en başından beri Tayyip Erdoğan’ın “Ben bunu burada bırakmam” sözlerinin yerine getirildiği, iktidara yalakalık olsun diye verilmiş siyasi bir karardır. Bir o kadar da gülünçtür aslında.

 

– Hep söylediğim bir şey var; bir yerde adliyenin olması, orada adaletin olduğu anlamına gelmez. Şimdi adliye sarayları var ama içinde adalet yok. Bu Türkiye’nin kabul edeceği bir şey değil. Kamu vicdanı çok rahatsız.

 

HUKUK DEVLETİ İFLAS ETTİ

 

– Özellikle SÖZCÜ davası olsun, Enis Berberoğlu davası olsun, hatta HDP’li vekillerin de tutuklulukları olsun, 160 gazetecinin hüküm sabitlenmeden cezaevinde tutulmaları olsun, bütün bunlar Türkiye’de hukuk devletinin iflas ettiğinin dünyaya ilanıdır. Türkiye’yi dünyaya rezil eden, gülünç duruma düşüren uygulamalardır bunlar. Ama her şeyin ötesinde dünyanın Türkiye’de bir diktatör olduğu kanaatine hakim olmasının nedenidir.

 

– Erdoğan kendisine diktatör denmesini istemiyorsa, bir an önce demokrasi normlarına geri dönmelidir. Şu anda insanların özgürlük ve refaha, Türkiye’nin de demokrasiye ihtiyacı var.

 

12-engin-altay-25cm

2019 KaSIM’I BEKLENMEYECEK, TÜRKİYE ERKEN SEÇİME GİDECEK!
Nil Soysal’ın sorularını yanıtlayan Engin Altay, “Erdoğan Türkiye’yi 2 yıl daha bu şekilde taşıyamaz. Türkiye’de giderek artan bir Erdoğan yorgunluğu olduğu ortada. Bana göre bu siyasi atmosfer 2019 Kasım’ını beklemeyecek. Türkiye erken seçime gidecek” dedi.

 

DİKTATÖR HAKARET DEĞİL

 

– CHP Sözcüsü Bülent Tezcan hakkında açılan soruşturma da talimatla açılmıştır. Bundan 6 ay önce ben Meclis kürsüsünden Erdoğan için “Diktatör” dedim. Genel Başkanımız belki bin defa dedi. Başka arkadaşlar da dediler.

 

– AKP’liler bunun bir hakaret olduğunu iddia ettiler. Biz de bunun bir hakaret değil, bir siyasi terim olduğunu, bütün devlet yetkilerini elinde toplayan kişiye “Diktatör” dendiğinin Türk Dil Kurumu sözlüğünde de yazdığını anlattık. Oturumu yöneten Meclis Başkanı da bunun bir hakaret değil, siyasi eleştiri olduğunu tutanaklara geçirdi. Dolayısıyla bizim hakkımızda herhangi bir soruşturma açılmadı.

 

– Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a, “Sen FETÖ’ye de DHKP-C’ye de, PKK’ya da yardım ve yataklık ettin” dedi. Bu çok ağır bir iddia değil mi? Çok enteresandır, bunu bir gün Meclis kürsüsünden de sordum kendilerine… Dedim ki; “Biz size böyle söylüyoruz, niye bize dava açmıyorsunuz?” Aradan aylar, yıllar geçti, bu konuda herhangi bir dava açmadılar. “Yalan söylüyorsun” deyince dava açılıyor, 5 bin lira para ödeniyor. “Terör örgütüne yardım ve yataklık yaptın” diyoruz, Erdoğan dava açmıyor! Çünkü açarsa eğer biz belgelerimizle bunu ortaya koyacağız! “Bana diktatör dedi, bana hakaret etti” diye davalar açarak, kamuoyunu da oyalıyorlar. Bir devlet başkanına, bir cumhurbaşkanına “Diktatör” dediği için, bir insan ceza yerse, o ülkede demokrasinin bittiği konusunda literatüre gireriz. Mahkemeler Türkiye’de demokrasinin yok edildiğini de tescillemiş olur. O nedenle hiçbir hakim bu konuda ceza veremez!
Reza Zarrab itirafçı olacak! Kirli ve çarpık ilişkileri hem dünya hem Türkiye öğrenecek

 

ABD’de 27 Kasım’da başlayacak olan Reza Zarrab davasına da değinen CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, bu konuda da çok çarpıcı iddialarda bulundu. İşte o sözleri:
“Bir ara AKP niyetlendi. 17/25 sürecinin dört bakanı Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar’dan en azından bir-ikisinin yargılanma yolu açıldı. Ama son anda karar değişti. Niye değişti? Çünkü hiç kimse hiçbir şeyi tek başına yapmadı. Hatta bu konuda Erdoğan Bayraktar’ın da güzel bir açıklaması olmuştu: “Ben bunları kendim yapmadım. Tayyip Erdoğan ne dediyse onu yaptım” demişti. Dolayısıyla bu dört bakanın yaptıklarının Tayyip Erdoğan’ın bilgisi dışında olması mümkün değil. Göreceksiniz; Reza Zarrab itirafçı olacak! Bizim millete anlatamadığımız o çarpık ve kirli ilişkileri Reza üzerinden hem Türkiye, hem de dünya öğrenecek. Başbakan’ın ve bakanların Amerika’ya gitmeleri, gelmeleri FETÖ için değil, Reza ile ilgili gidip, geliyorlar. Yoksa Fetullah Gülen’i vermeyeceklerini biliyorlar. Fetullah Gülen’in gelmesini de istemezler zaten. Fetullah Gülen Türkiye’ye gelip konuşsa, yer yerinden oynar. Tek dertleri var; Reza Zarrab! Reza Zarrab’la, oradaki süreçle ilgili Amerika ile arka kapı diplomasisi yürütüyorlar bence. Çünkü bu Reza Zarrab meselesi gerçekten de çok şeye gebe. Zarrab konuşursa, görmediğimiz, bilmediğimiz neler duyacağımızı tahmin bile edemiyorum!”

 

KORKUYOR!

 

AKP’deki ‘metal’ yorgunluğuna da değinen Altay sözlerini şöyle sürdürdü: Tayyip Erdoğan AKP’nin metal yorgunluğundan söz ediyor. Partisinin inişte olduğunu görüyor. Kılıçdaroğlu’nu kendisi için büyük bir siyasi tehdit olarak görüyor. O yüzden de hep Kılıçdaroğlu ile yatıyor, Kılıçdaroğlu ile kalkıyor. Korkuyor. Korktuğu için daha çok bağırıyor. Ben iddia ediyorum; Tayyip Erdoğan, Türkiye’yi bu şekilde iki yıl daha taşıyamaz. Türkiye de kendisini eleştiren herkesi terörist ilan eden bir liderle yoluna devam edemez. AKP’deki metal yorgunluğunu bilemeyiz ama, Türkiye’de giderek artan bir Erdoğan yorgunluğu olduğu ortada. Bana göre bu siyasi atmosfer 2019 Kasım’ını beklemeyecek. Türkiye erken seçime gidecek.

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar