Yarıkkaya’nın çocukları

Yarıkkaya’nın çocukları
10 Ekim 2020 18:14

“Bir dolu kadar ilgi görmedi ciğerlerimizin yanışı… Yazıklar olsun” dedi İskenderun Belediyesi… Bu yazı hayatımda önemli bir yere sahip olan İskenderun’a vefa yazısıdır.

 

 

Salih Levent UĞURLU H&H YORUM

 
Yarıkkaya…

 
Sadece bir coğrafya değildir.

 
Coğrafya olmasının ötesinde bir sosyolojidir, kültürdür, yaşamdır.

 
Bugün size Yarıkkaya’yı anlatacağım.

 
Hatay’ın Belen ilçesinde çıkan orman yangını şiddetli rüzgârın etkisiyle İskenderun ve Arsuz ilçelerine de sıçradı. Durdurulamayan bu Yarıkkaya rüzgârını birçoğumuz belki yeni tanıdı…
r1
Yarıkkaya, İskenderun’da Amanos dağları arasında oluşmuş bir yarıktır. Dağlardan sahile freni patlamış kamyon misali hızla inen rüzgar, yüzünüze çarptığında sıcak bir etki bırakır, bedeninize çarptığında ise sarsıcı bir etki…

 
Nice ağaçları, tırları, gemileri yıkmıştır bu kuvvetli rüzgâr…

 
Sadece onları mı?

 
Nice gençlik aşklarımı da yıkmıştır.

 
Ezberlerimi, tabularımı da yıkmıştır.

 
Hatta damak zevkimi de…

 
Yarıkkaya her şeyi yıkar geçer… Müdahale şansın olmadığı için bir kaderdir de aslında…

 
Bir memur çocuğu olup bu coğrafyaya geldiysen hayatın gerçeklerini tanımaktır mesela…

 
Hristiyan mezarlığının önünden geçerken çocuk kalbiyle ellerini açıp Fatiha okumaktır.

 
Damak tadının seviye atlamasıdır… Künefenin yanında kaçak çay aramaktır… Humusla tanışmak, sanayide nohut dürümü yemektir… İskenderun dışında İskenderun döneri yediğinde aynı tadı alamadığın için dönerci ustasına imalı gözlerle bakmaktır…

 
Okulun tuvaletine girdiğinde PKK’ya katılmak isteyenler 10-B’den falancayı bulsun yazısıyla karşılaşmaktır bazen… Sinirlenmektir…

 
Siyasi olaylara karışıp seni bıçaklayan insanla sınıf maçı yapmaktır.

 
Atatürkçü Düşünce Derneği’ne gidip kuru pasta yemektir… Sahildeki Atatürk anıtının önünde arkadaşlarınla onun gibi poz verip fotoğraf çektirmektir.

 
Saçların kısaysa inzibatlar tarafından deniz alayı askeri sanılıp çevrilmektir. İki saat onlara laf anlatmaktır…

 
Okulu asıp Arsuz’a yüzmeye gitmektir. Demir Çelik’ten arkadaşın varsa sosyal tesislere gitmek, Belen’de yayla evi olan arkadaşın varsa doğa yürüyüşü yapmak ve dere boyunda yalın ayak yürümektir.

 
Amik Ovası’nı yukarıdan gördüğünde büyülenmektir.

 
Her ortamda Mete Aslan’ın adını duymaktır.

 
Çocukluğunda, gençliğinde bunları yaşayıp “Hatay yanıyor” serzenişini duyduğunda yüreğinin iki kat daha burkulmasıdır…

 
İskenderun Belediyesi serzenişinde çok haklı!

 
“Bir dolu kadar ilgi görmedi ciğerlerimizin yanışı” demesin de ne desin…

 
CEHALETİN ÇOCUKLARI

 
Hatay’daki orman yangınını terör örgütü PKK’nın “Ateşin Çocukları” adı oluşumu üstlendi. Sosyal medyada örgüt sempatizanlarının sevinç tweetleri önümüze düştükçe ağzımız açık kaldı.

 
Orman yangınından siyasi şölen yaratan bir güruh hakkında yazı yazmak bile gereksizdir. Böyle aptal bir zihniyet kendini “Ateşin Çocukları” olarak tanımlasa da aslında cehaletin ve faşizmin çocukları olduğu bir gerçektir.

 
Vakti zamanında Cumhuriyet gazetesinde Cemil Bayık ile yapılan röportajın sonuna bir cümle eklenmişti. O cümle şöyleydi:

 
“Bir iki küçük not: Kandil‘de doğaya saygı önemli… Dağ taş demiyorlar, sigara izmaritlerini bile yerlere atmıyorlar. Eteklerde yaşayan köylülerin rastgele ağaç kesmesine izin vermiyorlar. Her yer tuvalet anlayışı yok, ‘kurum‘ların özel tuvalet alanları var. Komünal bir yaşam var.”

 
Ben de yazının sonuna bir iki küçük not eklemek istiyorum.

 
Bu ülkede genç dimağların gazetecilik yapmasının formülü bir tarikat-cemaat kıçı ya da bir örgüt kıçı yalamak olmamalıdır.

 
Neler gördük bu ülkede… Görmeye de devam ediyoruz…

 
Emeği geçenlere teşekkürler…

 

 

Salih Levent UĞURLU Twitter

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Tabana kuvvet taban hareketi
Yarıkkaya’nın çocukları
“Catch all” parti yönetmenin incelikleri!