Tayyip Erdoğan’ın “Hitler-Goebbels” propaganda yöntemi

Tayyip Erdoğan’ın “Hitler-Goebbels” propaganda yöntemi
29 Kasım 2012 12:00

…..Sizce Tayyip ne yapıyor? En basit konularda dahi muarızlarını mahkemeye vermiyor mu? Onları püskürtmüyor mu? İnsanlar Türkiye’ de etraflarına bakmadan konuşamaz hale gelmediler mi? Telefon da konuşmaya korkar olmadılar mı?….

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

Tayyip radikal bir pragmatistir.
 
Tayyip radikal bir oportunisttir.
 
Tayyip radikal bir makyavelisttir.
 
Tayyip’i yakından takip eden ve biraz mürekkep yalamış herkes bunları bilmektedir.
 
Tayyip’in bir yönü daha var ki aydın insanlar dışında çok azı bunu bilmektedir.


 
Tayyip aynı zamanda aşırı radikal bir ”Hitler-Goebbels” propaganda yöntemcisidir ve bu yolla kaç dönemdir seçimleri ezici bir üstünlükle götürmektedir.
 
Muhalefete ders olması açısından gelin bu durumu hep birlikte analiz edip bir yargıya varalım.
 
Hitler malum 2.Dünya savaşını çıkaran, milyonlarca insanın ölmesine sebep olan ve yahudileri diri diri fırınlarda yakan azgın cani.
 
Goebbels ise Hitler’in çok zeki felsefe mezunu propaganda bakanı.
 
Bakın bu Goebbels ne diyor: ‘‘İnsanlar gerçek olaylar ve durumlar hakkında açık seçik bir malumata sahip olsalardı, bu haberleri okuyarak gitgide gevşeyip çökebilirlerdi. Alman halkının bütün bunları öğrenmemesi ne iyi! Sahip olacağı kanaat hazır halde önüne konuyor.”


 

Şimdi insaf ile söyleyin; Tayyip aynı yöntemi radikal bir şekilde uygulamıyor mu? Tüm medyayı ele geçirmedi mi? Tüm medya Tayyip’in hoşuna giden haberler yapmıyor mu? İstisnalar dışında tüm köşe  yazarları Tayyip’e yalakalık derecesinde yazılar yazmıyor mu? Ve yine kendisine muhalif olan gazeteciler, köşe yazarları hapiste değil mi?  


 
Yine Hitler’in propaganda bakanı Goebbels diyor ki: ” Yargı devlet hayatının efendisi olamaz, devlet politikasının hizmetkarı olmalıdır.”
 
Bu size neyi hatırlatıyor?
 
Tayyip’in, çoğunluğuna dayanarak çıkardığı yasalarla yargıyı siyasallaştırmasını; değil mi?
 
Yargı bugün Türkiye’ de tarafsız mı?
 
Özel yetkili mahkemeler vasıtasıyla kodese tıkılan aydınlar neyin nesi?
 
”Söylediğiniz yalan ne kadar büyük olursa o kadar etkili olur ve insanların o yalana inanması o kadar kolaylaşır” diyor Goebbels.
 
Şimdi insaf ile düşünün ve söyleyin, Tayyip ne yapıyor ve kitlelere ne söylüyor?
 
Çılgın projeler, Şam’ da Emevi Camii’ de bir fatih edası ile namaz kılmalar, 2023’ler, 2071′ ler, Ortadoğu’nun liderliğine soyunmalar vs. boşuna mı söyleniyor sanıyorsunuz.
 

Bir defa şunu bir bilimsel yargı olarak belirtelim ki, okumuşluk düzeyi düşük ülkelerde, siyasi parti liderlerinin söylediği  ”Büyük yalanlar”  siyaset de doğru orantılı olarak kitlelere çekim gücü etkisi yapar. Bunun nedeni ilk çağ insanlarının azgın tabiat olayları karşısında kendilerine kurtarıcı aramaları konusunda destansı kahramanlara ve onların vaatlerine derinden inanmalarıdır.Aradan milyonlarca yıl geçmesine rağmen bu inanış hala daha insanoğlunun genetiğinde mevcuttur. Bilgisiz kitlelerde bu inanış katmerli halde bulunuyor.
 
Goebbels ayrıca ”Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız, insanlar ona o kadar fazla inanırlar. Hristiyanlığın bu kadar etkili olmasının sebebi 2000 yıldır aynı şeyi söylüyor olmasıdır.” diyor.

Tayyip’in tekrarlarına bakın aynı yöntemin varlığını çok açık seçik göreceksiniz.

 
2.Dünya savaşı bittikten sonra ”Frankfurt Okulu’ nu oluşturan filozoflar, Hitler’in bu kadar büyük bir halk kitlesini nasıl etkilediğini düşünürken keşfettikleri şey şu olmuş: Bir insana yalan bile olsa bir söylemi sürekli tekrarlarsanız ” o söylemin nereden geldiğini unutur’‘ ve ‘‘ kendi fikriymiş gibi benimsemeye başlar.’
 
İşte Tayyip’ in peşinden giden kitleler bu psikolojik nedenlerle gidiyor.
 
Şimdi gelelim Hitler’ e; ” Düşünce özgürlüğü tüm kötülüklerin anasıdır.” diyen ve uygulayan o dur.
 
Sizce Tayyip ne yapıyor? En basit konularda dahi muarızlarını mahkemeye vermiyor mu? Onları püskürtmüyor mu? İnsanlar Türkiye’ de etraflarına bakmadan konuşamaz hale gelmediler mi? Telefon da konuşmaya korkar olmadılar mı?


 
” Diktatör bisiklete binen adama benzer, durursa devrilir.” diyen de Adolf Hitler.
 
Ergenekon ve benzeri davaların 2007′ de başlamasından sonra Tayyip’ in karşıt fikirde olanlar üzerinde sürekli uyguladığı baskılar son hızıyla devam etmiyor mu?
 
” En iyi savunma hücumdur.” sözünün patenti Hitler’ e ait.
 
Tayyip’ in sürekli olarak karşıtlarına saldırmasının sebebi budur. Bu yüzden muhalefet partileri liderleri, Tayyip’ in oyununa geliyorlar ve zokayı yutuyorlar. Tayyip tarafından sürekli gündem oluşturulmasının sebebi budur.


 
Siyasi olarak Tayyip nasıl püskürtülür ayrı bir yazı konusu; ayrı bir yazımda bunu müstakil olarak işleyeceğim elbette ki.
 
Hitler’ in ”Büyük yalancılar, büyük sihirbazlardır.” sözü kendisi için önemli bir pusula olmuştur.
 
Hitler’ in bu sözünün yorumunun, Türkiye için ne ifade ettiğini okuyucuya bırakıyorum.
 
Hitler ayrıca ” Propaganda en çok coşkular üzerinde etkili olması amaçlanmalıdır ve akıl çok sınırlı bir yer tutmalıdır. Halka konuşurken aşırı entelektüel isteklerden kaçınmalıyız. Büyük kitlelerin kavrayışı çok sınırlı, akılları küçük ama unutma yetenekleri çok küçüktür.” diyor.
 
Evet, sıradan halka basit ve onların hoşlanacağı şeyler anlatılınca hem çok hoşlanırlar hem de bunları asla unutmazlar.
 
Tayyip’ in en güçlü silahlarından birisi de budur.
 
Tayyip, medya da ve meydanlar da neden sürekli metafor kullanır?
 
Sebebi şu; metaforlar tehdit etmez. Bilinç dışı, fikirlere, sözcüklere, telkinlere ve cümlelere direnç gösterebilir ama hikayelere direnç göstermesini bilmez. Bir atasözüne,bir özdeyişe, bir kıtalık şiire   fikirleri de savunsa genellikle kimse karşı çıkmaz ya da çıkmayı akıl etmez. İnsanların böyle bir alışkanlığı yoktur.
 
Metaforlar telkinleri hoş hale getirir. Acı bir ilacı daha tatlı olan başka bir şeyle veya şekerlemenin içine koyarak daha kolay yutabiliriz. Bunun gibi bazı telkinler de anekdotların içine yerleştirilebilir.


 
İnsan metaforlardan sonuç çıkarma eğilimindedir. Anekdotlardan telkini kişi kendisi çıkarmış olur. Böylece telkinin sırf telkin olmasından dolayı karşılaşılabilecek direnç daha baştan kırılmıştır.
 
Metaforlar değişime karşı insanda ki doğal direnci ” by-pass ” eder.
 
Metaforlar, fikirlerin ve telkinlerin hatırlanabilirliğini artırır.
 
İşte Tayyip’ in sürekli metafor kullanması ve bu yolla rakiplerini aşağılaması bu nedenlerledir.
 
İki metafor örneği veriyorum ki, Tayyip bunları kullanmıştır:
 
Eşek alim olmaz su taşımakla tekkeye,
 
İnsan adam olmaz gitmek ile Mekke’ ye
 
Her gördüğün ata sakın deme binektir.
 
Sırrını verme dostuna, bazıları gevşektir.
 
Eşeğe altın semerde vursan;
 
Eşek yine eşektir.
 
Metafor kullanma yönteminin darısı muhalefet liderlerinin başına, aksi taktirde seçim meydanlarında ve kitlelere yönelik tüm konuşmalarda Tayyip’ in dayağından asla kurtulamazlar.


 
Tayyip’ in, Hitler usulü uyguladığı propaganda yöntemlerinden biriside yapay nedenlere dayalı korku salmaktır ki siyasi olarak da önemli bir propaganda (kara propaganda) tekniğidir. Bir propaganda aracı olarak spekülatif korkular toplumun her kademesine içten içe yayılır ve bu korkulardan halkı koruyacak tek güç olarak bir siyasi parti veya kurum adres olarak gösterilir.
 
Tayyip Erdoğan bunları sürekli olarak yapıyor ve adres olarak kendi partisini gösteriyor.
 
CHP ve MHP’ yi sürekli olarak geçmişi ile yargılamasının sebebi budur.
 
Bir diğer Hitler propaganda tekniği, bir hedef tespit edip ki bu genellikle siyasi bir kişiliktir, sürekli olarak oraya saldırmasıdır ki, Tayyip bu yöntemi 2011 seçimleri öncesi Süleyman Demirel’ i hedef alarak yapmıştır ve hala daha da değişik siyasi figürler üzerinden sürdürmektedir bu yöntemi.
 
Bu konu bir yazı ile açıklanabilecek boyutta değildir ancak ben ana hatları ile anlattım.
 
Son olarak Hitler’ in ” Nefret, antipatiden daha süreklidir.” sözü üzerinde durup konuyu bitirmek istiyorum. Hitler karşıtlarına karşı kitlelerin yüreğinde sürekli bir nefret uyandırdığı gibi aynı yöntemi Tayyip’ in ifadelerinde tarihsel kişilikler dahil çok açık bir şekilde bulabilirsiniz.
 
Hitler’ in propaganda tekniğine bir ad koyalım mı? Tıpkı Makyavel’in prensiplerine ”Makyavelizm” dendiği gibi buna da ” Hitlerizm” diyelim mesela.
 
Hayatı boyunca kitap okumaktan uzak olan ve bugüne kadar bir kitabı dahi bitirmeyen Tayyip’ e bu bilgileri ve yöntemleri  kendisini iktidara getiren ” küresel güç odakları ” vermektedir.
 
Yoksa okumayan ve ‘‘ Ben kitapların özetini okuyorum’‘ diyen bir insan bunları nasıl bilebilir!
 
Kaldı ki eğer o kitap özeti de okuyorsa ben ne olayım!

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Çankaya’dan gecekonduya
Onunla mücadele eden vatanseverlere: Recep Erdoğan’ın beyninde ‘engel’ kavramı yoktur
RTE ve güruhu jandarmadaki yapısal değişiklikle Atatürk’ün ordusunu tasfiyeye hazırlanıyor