Papa: Bazı şeyleri netleştirmek için psikanaliste gittim; Vatikan’da kafeste gibiyim

Papa: Bazı şeyleri netleştirmek için psikanaliste gittim; Vatikan’da kafeste gibiyim
2 Eylül 2017 11:45

Katolik Kilisesi lideri Papa Francesco yıllar önce “bazı şeyleri netleştirme” ihtiyacı duyarak psikanaliste gittiğini açıkladı.

 

 

 

Övgü Pınar / BBC Türkçe

 

 

Fransız sosyolog Dominique Wolton’ın Papa ile yaptığı söyleşilerden oluşan ve gelecek hafta piyasaya çıkacak olan “Politique et société” (Siyaset ve Toplum) isimli kitaptan bazı bölümler Fransız ve İtalyan basını tarafından yayımlandı.

İtalyan basınında yayımlanan alıntılara göre Papa Francesco, kadınların hayatındaki rolünden söz ederken, 42 yaşında bir Yahudi kadın psikanaliste gittiğini anlattı. Papa şunları söyledi:

 

 

“Tanıdığım kadınlar, tavsiyeye ihtiyacım olduğunda bana çok yardımcı oldular. Yahudi bir kadın psikanalistin danışmanlığına başvurmuştum. Bazı şeyleri netleştirmek için 6 ay boyunca haftada bir kez evine gidiyordum… İyi bir insandı. 42 yaşımdayken, 6 ay boyunca bana çok yardımı dokundu.”

 

 

Avusturyalı nörolog Sigmund Freud’un çalışmaları üzerine kurulan psikanaliz, insanların zihnsel süreçleri ile bilinçaltı arasındaki bağı ortaya çıkarmayı hedefleyen bir psikolojik yaklaşım yöntemi olarak tanımlanıyor.

Papa’nın hangi konuları “netleştirmek” istediğiyle ilgili bir bilgi olmasa da, İtalyan basını şu an 80 yaşındaki Papa’nın psikanaliste gittiği dönemde memleketi Arjantin’de diktatörlük dönemi yaşandığına dikkat çekti.

 
“Devrim niteliğinde itiraf”

 

 

Papa’nın psikanaliste gittiği “itirafı” İtalyan basını tarafından “devrim niteliğinde” diye yorumlandı. Din ile psikanalizin yıllarca birbirine karşıt olarak görüldüğü ve Katolik Kilisesi’nin 1960’larda din adamlarına psikanaliz yasağı koyduğu hatırlatıldı.

La Stampa gazetesi, “Papa Francesco’nun analize gittiği, bundan fayda gördüğü ve bir kadın psikanalist tarafından tedavi edildiği itirafı devrim niteliğinde. 1900’lerin başlarından beri Kilise, tehlikeli bir rakip olarak gördüğü, ruhların içgörüsü ve itiraf-günah çıkarma alanlarında Katolik Kilisesi’nin tekelini kırmakla suçladığı psikanalize her yolla karşı çıkmıştı” diye yazdı.

 

 

Il Messaggero gazetesi de, “Bu sözlerle, Kilise ile ilişkileri çok da iyi olmayan psikanaliz nihai olarak aklanmış oluyor” yorumunu yaptı.

Kilise’nin psikanaliz karşıtlığı zamanla yumuşasa ve psikanalize yönelik açılımlar gerçekleştirse de bir Papa’nın psikanalize gittiğini söylemesi büyük bir açılım olarak görülüyor. Papa’nın bu açıklamasıyla, halen bazı insanların sahip olduğu, psikolojik yardıma ihtiyaç duyanların zayıf olduğu şeklindeki algının değişmesine katkıda bulunabileceğine de dikkat çekiliyor.

 
“Vatikan’da kafeste gibiyim”

 

 

Papa Francesco, şu anki hayatıyla ilgili bir soruyu yanıtlarken de, “Burada Vatikan’da tabii biraz kafeste gibi hissediyorum, ama ruhsal açıdan değil. Kendimi özgür hissediyorum. Hiçbir şey beni korkutmuyor” dedi.

Papa ayrıca, katı tutumlu din adamlarını da eleştirdi ve “Katı rahipler iletişimden korkuyor. Bu da bir köktencilik çeşidi. Katı bir insanla karşılaştığımda, özellikle de gençse, hastalıklı olduğunu düşünüyorum” dedi.

 

 

Papa, İslam dünyasıyla ilişkiler konusunda ise, “İslam’la diyaloğumuz iyi gidiyor… Bizim kutsal metinlerimiz için yaptığımız gibi onların da Kuran üzerine eleştirel bir çalışma yapmaları onlar için iyi olur diye düşünüyorum. Tarihsel-eleştirel bir yorumlama yöntemi, gelişmelerini sağlayacaktır” yorumunu yaptı.

Sıklıkla göçmenlere kucak açılması çağrısı yapan Papa, Wolton’la söyleşisinde de “Hepimiz göçmeniz” dedi. Avrupa’yı kendi içine kapanmakla eleştiren Papa, Avrupalı ülkelerin kolonyal dönemde Afrika’yı sömürdüğünü söyledi. Papa, “Avrupa’nın önemli Hıristiyan kökenleri var ama tek kökenleri bunlar değil. Yadsınamayacak başka kökenleri de var” diye konuştu.

Devletlerin laik olmasının “sağlıklı” olduğu şeklindeki görüşünü de tekrarlayan Papa, “İsa’nın da dediği gibi: Sezar’ın hakkı Sezar’a, Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya” dedi. Ancak Papa, Fransa gibi bazı ülkelerde ise “laikliğin aşırı güçlü bir tonda” olduğu, buralarda “dinlerin bir alt kültür olarak görüldüğü” eleştirisi yaptı.

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar