Milletvekili yemini ve hukuk

Milletvekili yemini ve hukuk
12 Ocak 2015 12:01

Anayasamıza göre milletvekili seçilenler, görevlerine başlarken yemin ederler. “hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma;… Anayasaya sadakâtten ayrılmayacağıma;…namusum ve şerefim üzerine and içerim” şeklindeki yeminle hukuk, demokrasi, laiklik, Anayasaya sadakât gibi değerlere bağlı kalacağına namus ve şerefi gibi kutsallar üzerine yemin etmeden milletvekili olunmaz.

 

Av. Kemal AKKURT H&H YORUM

 

Gerçekten milletin vekili olanlar, hiçbir baskıya boyun eğmeden, yukarıdaki kutsal değerlere sadık kalırlar. İcraatlarında da öncelikli olanlar bu değerlerdir. Yani insanı insan yapan değerler… Ancak milletten kopuk, biat kültürü sonucu seçilenlerin baktıkları tek bir yer vardır: Liderinin ağzından çıkanlar…

 

Geçtiğimiz günlerde, milletvekili yeminini ve hukuku ayaklar altına alan uygulamalara tanıklık ettik ülke olarak. 4 eski bakanla ilgili yolsuzluk ve suistimal iddialarını soruşturmak amacıyla kurulan Soruşturma Komisyonu, aylar süren oyalama taktiklerinden sonra, kamuoyunu rahatsız eden ve elbette soruşturmaya konu eski bakanların ailelerinin bile vicdanlarını rahatlatmayan bir kararla görevini sonlandırmıştır. Verilen karara baktığımızda; iktidar partili komisyon üyeleri blok olarak eski bakanları yüce divana sevk etmeme yönünde oy kullandılar. İddiaları ciddi bulan, yüce divanda yargılama yapılmasını isteyen muhalefet milletvekilleri ise, eski bakanların yüce divana sevki yönünde oy kullandılar.
Siyasi tarihimizin en büyük yolsuzluk iddialarını soruşturan bu komisyonun iktidar partisine mensup üyeleri, komisyonun ismindeki “soruşturma” sözcüğünü “soruşturmamak” olarak anlamış olmalılar. Böylece kendilerine yukarıdan bir yerlerden verilen işaretle, ettikleri yemine aykırı yönde karar vermişler ve eski bakanların yüce divanda yargılanarak belki de aklanmalarının önüne geçmişlerdir. Bu soruşturma sonucunda, komisyon üyeleri dışında kamuoyunda vicdan sahibi kimse tatmin olmamıştır. Böylece hukuk ve Anayasa bir kez daha siyasetin kirli hesaplarına kurban edilmiştir.

 

Evrensel hukukun en önemli kurumlarından birisi de “ispat hakkı”dır. Kamu görevinde bulunanlar, kendileri hakkındaki önemli iddiaların gerçek olmadığını ispat etme hakkına sahiptir. İddia sahipleri de iddiaların doğruluğunu kanıtlamaya çalışırlar. Böylece mutlak hakikate ulaşılır. Bu da bağımsız ve tarafsız mahkemelerde yapılacak adil yargılanma ile mümkündür. Soruşturma Komisyonunun iktidar partisine mensup milletvekilleri, böylece haklarında ciddi iddialar bulunan eski bakanların ispat hakkını da engellemiş oldular.

 

İktidar partisine mensup sözcülerin “Anayasa Mahkemesi aklanma yeri değildir” şeklindeki talihsiz beyanları ise, yaşanan hukuksuzluklara tuz-biber ekmiştir. Bu hastalıklı anlayış, açıkça milletin aklıyla alay etmektir. İktidar partisi sözcüleri, her seferinde rahmetli ve büyük insan Aziz Nesin’i haklı çıkarmaktan vazgeçseler, hiç değilse sussalar, daha iyi hizmet etmiş olurlar.

 

Hukukun içselleştirildiği demokratik ülkelerde, aklanmanın tek bir adresi vardır: Bağımsız ve tarafsız mahkemeler. Soruşturma Komisyonuna konu iddialarda yargılamayı yapacak mahkeme, Yüce Divan görevi de yapan Anayasa Mahkemesidir. Ancak ve ancak Yüce Divan’daki adil bir yargılanma ile 4 eski bakan aklanabilirdi. Dileğimiz, bu fırsatın önümüzdeki günlerde TBMM’de yapılacak gizli oylama ile sağlanmasıdır. Aksi taktirde, sadece bu bakanlar değil, iddialara konu olan çocukları da ömür boyu bu kara lekelerle toplum içinde başları dik dolaşamayacaklardır.
Komisyonun iktidar partisine mensup Başkan ve üyeleri, komisyondaki resmi belge ve delilleri imha etme yönünde açıklamalarda bulunuyorlar. Umarız bir dil sürçmesi sonucu bu beyanlarda bulunulmuştur. Aksi halde, kamuoyunun gözü önünde, Ceza Yasamızda düzenlenen “resmi belgeyi yok etmek” suçunu işlemiş olurlar. Kaldı ki, yok etmek istedikleri resmi belge ve bilgileri sağır sultandan başka duymayan kalmadı…

 

Toplumsal barış ve huzur için de demokrasinin, evrensel hukukun ve insan haklarının içselleştirilmesi gerekiyor. Toplum olarak, her geçen gün hukuktan, demokrasiden ve insan haklarından uzaklaşarak “ileri demokrasi”ye ulaşamayacağımızın anlaşılmasını dileyelim…

 

kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Sivas Katliamı ve insanlığa karşı suçlar
Dünya Emekçi Kadınlar Günü
Nâzım Hikmet 117 yaşında