Liyakat yerine sadakat

Liyakat yerine sadakat
10 Kasım 2014 11:57

Mevcut Anayasa’ya göre, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK), mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.

 

 

Av. Kemal AKURT H&H YORUM

 

 

Bu Kurul, adlî ve idarî yargı hakim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, terfi, disiplin cezası ve görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar. Kurul’un tarafsız ve bağımsız olması, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı ile doğrudan bağlantılıdır. HSYK’nın tarafsızlığına ve bağımsızlığına gölge düşerse, yargıya olan güven biter. Bu nedenledir ki, demokrasisi yerleşmiş batılı hukuk devletlerinde, bu Kurul’un tarafsızlığına ve bağımsızlığına büyük önem verilir.

 

 

2010 Anayasa değişikliğinden önce, HSYK’da Adalet Bakanı ve Müsteşar’ın bulunması, hukuk çevrelerinde yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığına aykırı bulunarak eleştiriliyordu. Çünkü Adalet Bakanı, siyasi iradeyi temsil ediyor. Müsteşar da bu siyasi iradenin emrinde olduğu için, HSYK’nın bağımsız ve tarafsız olamayacağını haykırıyorduk.

 
2010 Anayasa değişikliğinden sonra geldiğimiz durum, eskiye rahmet okutacak cinsten. Yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığı tarihe karışmıştır.

 
Mevcut düzenlemeye göre, Adalet Bakanı yine Kurul’un başkanı, Müsteşarı Kurul’un tabiî üyesidir. Kurul’un 4 asıl üyesi, yükseköğretim kurumlarının hukuk dalında görev yapan öğretim üyeleri ile avukatlar arasından Cumhurbaşkanı tarafından seçilmektedir. 3 üye Yargıtay, 2 üye Danıştay, 1 üye Türkiye Adalet Akademisi tarafından, 7 üye adlî yargı hakim ve savcıları arasından, 3 üye de idarî yargı hakim ve savcıları arasından seçilmektedirler.

 

 

Geçen ay, adlî ve idarî yargı hakim ve savcıları arasından seçilenler, kamuoyunda “hükümete yakın”, “cemaate yakın”, “sosyal demokrat” ve “ülkücü” üyeler olarak anılmaya, etiketlenmeye başlandı. Böylece HSYK ve yargımız, tarihinde görülmeyen, büyük bir darbe almış oldu. Gözler Cumhurbaşkanı’nın seçeceği üyelere çevrildi. Beklenti, hiç değilse Cumhurbaşkanı’nın seçeceği üyelerde sadece “liyakat”ın aranacağı, yargının bu şekilde tarafsızlığı ve bağımsızlığının kısmen de olsa sağlanacağı yönündeydi. Elbette bu beklentiler de boşa çıktı. Öyle ki, Cumhurbaşkanı’nın seçtiği üyelerin kimlikleri açıklanınca, eski düzenlemeyi mumla arayacağımızı anlamış olduk…

 
Sayın Cumhurbaşkanı kimleri seçti? Kendisinin ve partisinin Avukatının ağabeyi bir Avukatı, Pendik AKP Belediye Meclis Üyesi bir Avukatı ve AKP Milletvekili adayı olup seçilemeyen bir Avukatı seçtiler… Böylece “liyakat” yerini “sadakat” a bırakmış oldu. Binlerce hakim ve savcının kaderi, bu şekilde oluşan HSYK’ya teslim edilmiş oldu. Bu üyeler, istedikleri kadar tarafsız davransınlar, kamuoyundaki olumsuz algıyı silmeleri, değiştirmeleri mümkün değildir…

 

 

Yeni oluşan HSYK’yı görünce, geçmişten bir anıyı paylaşmak istedim. Önceki Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer, Avukat kontenjanından boş bulunan Anayasa Mahkemesi üyeliği için dönemin Türkiye Barolar Birliği Başkanı rahmetli Av. Özdemir Özok’u seçmişti. Bu seçime ilişkin karar Resmi Gazete’de yayımlandı. Ancak ilerleyen günlerde, rahmetli Özok’un CHP üyesi olduğu gazetelerde haber yapıldı. Partide aktif bir görevi olmamasına rağmen, sadece parti üyesi olmasının bile tarafsızlığa ve bağımsızlığa gölge düşüreceği düşünülerek, haklı olarak rahmetli Özok’un istifası istendi. Av. Özdemir Özok da hiç tereddüt etmeden istifa etmişti.

 

 
Bir de tarihten bir anekdot: Prusya Kralı, kendisine bir “saray” yaptırmak ister. Ancak sarayın yapılacağı arazide, yoksul bir köylünün küçük bir değirmeni vardır. Kralın adamları, değirmenin yerini satın almak isterler. Köylü, değirmenini satmak istemez. Daha fazla para teklif edilir, yine satmak istemez. Fakir köylüyü Kral’ın huzuruna çıkarırlar. Köylüye hiddetlenen Kral, istese para ödemeden bile değirmeni yıktırabileceğini söyler. Ancak fakir köylünün cevabı hazırdır: “Evet değirmenimi yıktırabilirsiniz, fakat unutmayın ki, Berlin’de hakimler var”. Bu cevabı alan Prusya Kralı, değirmeni yıktırmaktan vazgeçer.

 
Geldiğimiz nokta; yargının bağımsızlığının ve tarafsızlığının tarihe karıştığı, uygulanmayan mahkeme kararlarına rağmen yapılan kaçak “saray”lardır…

 
“Ankara’da hakimler var” diyebileceğimiz günlerin özlemi içindeyiz…

 

 

kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Dünya Emekçi Kadınlar Günü
Nâzım Hikmet 117 yaşında
70. yılda insan haklarımız