Bir atımlık barutumuz kaldı

Bir atımlık barutumuz kaldı
12 Aralık 2016 09:03

Nihayet padişahlık anayasa teklifi TBMM’nin önüne geldi.

 

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

Tezimi baştan söylemek istiyorum, bu anayasa teklifi, daha açık olarak diktatörlük dayatması yasalaştığı taktirde Türkiye’yi bütün toprakları ile birlikte mezarlık ve açık hava hapishanesine çevirecektir.

 

İkinci tezim de şu ki neronist anayasa teklifi ya Meclis’te reddedilir ya da Tanrı korusun halk oylamasına gittiği taktirde bu adamlar her yola baş vurarak sonuca ulaşırlar.

 

Bu nedenle tüm demokratik güçler ve Atatürkçü milliyetçi-ulusalcı milletvekilleri anayasa oylamasının yapılacağı güne kadar çok dikkatli çalışmalı ve her türlü önlemi almalıdırlar.

 

Muhalefet partileri neden ve nasıl önlem almalıdırlar?

 

Önlem almalıdırlar çünkü 330 rakamına ulaşmak için indragandi oyunlarına baş vurup kesenin ağzını hiçbir parti ayırımı yapmaksızın tüm milletvekilleri için açacaklardır.

 

Bunu yapmaya kendilerini zorunlu hissediyorlar çünkü AKP ve MHP’de önemli sayıda fire olacağını düşünüyorlar.

 

2007 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde indragandi yöntemine baş vurup karakteri müsait olan tüm milletvekillerine kesenin ağzını açtıklarını o dönemin bir milletvekili olarak yakından bilmekteyim.

 

O tarihte büyük borcu bulunan bir CHP milletvekilinin bile partilerinin cumhurbaşkanı seçimine katılmama kararına rağmen seçime katılmış olduğunu bilmekteyiz ve o dönemden şu an bile milletvekili olanlar çok iyi bilir, bu nedenle bilmeyenlere bu kişinin kim olduğunu anlatsınlar.

 

Bu milletvekilini, o zaman düz milletvekili olan şimdiki CHP genel başkanı Kılıçdaroğlu elbette çok iyi biliyor.

 

Bu nedenle eski bir parlamenter ve yurttaş olarak benim CHP’ye teklifim şu ki kesinlikle olması beklenen, milletvekillerine kese ağzı açma indragandi olaylarına parti olarak grup kararı ile bu neronist anayasa oylamalarına katılmama kararı almalıdırlar.

 

Bu karar çok önemlidir ve de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yaşamsal nedenidir.

 

Hatta eğer HDP’de bu neronist anayasa teklifine yürekten karşıysa onlarında parti grup kararı ile oylamalara katılmamaları gerekir.

 

Bakın, bu önlem AKP kurmayları ve doğal liderini çıldırtır, ellerini kollarını bağlar.

 

Yani anayasa oylama turlarında AKP ve MHP’nin gelin güveyi gibi baş başa bırakılıp, verilecek fireler sonucu suçlama çamurlarını birbirlerine attırmak gerekir.

 

Şimdi ilk başta yazdığım birinci tezi işleyelim.

 

Bu anayasa teklifine baktığımız zaman çok açıkça görüyoruz ki Türkiye tapusu ve anahtarları ile birlikte Erdoğan hanedanına teslim ediliyor.

 

Bu neronist teklifteki maddelerin birini bile burada zikretmeyi kendime zul sayarım ama okuduğumuz zaman çok açıkça görüyoruz ki bunlar narsist-paranoyak bir kafadan çıkmş emirnamelerden başka bir şey değiller.

 

Narsist kişilik öyle ağır ruhsal saplantıdır ki, kendini beğenmişlikten öte her şey benim, ben bir tanrıyım hastalıklı paradigmasını taşırlar ve her şeyi herkesi ezip geçerler.

 

Paranoyak kişilik bozukluğu da çok ağır bir ruhsal saplantıdır ve her şeyden kuşku duyar, en küçük ayrıntılara bile dikkat ederek çalıştığı konuma göre herkesi, bir devlet başkanı ise tüm toplumu ağır suçlu görüp cezalandırır.

 

İşte bu anayasa teklifi dedikleri neronist metin parçası narsist-paranoyak bir ruhun ürettiği maddelerden oluşmuş tamamiyle.

 

Neden narsist?

 

Her şeyi ben yaparım, benim dışımda kimse bir şey yapamaz çünkü sadece ben bilirim, ben tanrıyım.

 

Neden paranoyak?

 

Bir taraftan da böyle bir neronist dayatma ile çok ağır cürümler işleneceğini bilinçdışına yerleştirdiği için ağır bir yaptırımla karşılaşma durumunda kendini kurtaracak önlemlerin paranoyakça anayasal garanti altına alınmış olduğunu çok rahatlıkla görüyoruz.

 

Çok değerli okurlarım tarihin derinlikleri içinde ve yakın tarihimizde nice devletleri narsist-paranoyak ruh saplantılı kişiler yönetmiş, doğal olarak bu ruhsal vampirler toplumun tüm bireylerine ağır zulümlerde bulunmuşlardır ama acı olan şu ki toplumlar genellikle cahil oldukları için bunları normal dirayetli insanlar olarak görmüşlerdir.

 

Halbuki bunlar yani narsist-paranoyak ruh vampirleri ileri derecede hasta ve bu nedenle acımasızca toplumlarına zulmeden canlılardır.

 

Narsist-paranoyak devlet başkanlarının 1 mikrogram bile acıma duyguları yoktur, kendisine hakaret ettiğini veya fenalık beklediğini sandığı kişi ve grupları ya mezara, ya hapishaneye gönderir veya işlerine mallarına hiç çekinmeden el koyar.

 

Narsist-paranoyak ruh vampiri devlet başkanlarının aynı zamanda zerre kadar çekincesi yoktur, yasa ve nizam tanımaz, aklına koyduğu her şeyi yapar.

 

Narsist-paranoyak ruh vampirlerini zulümden alıkoyacak tek unsur, onları korkutan ve ceza beklediği kişilerin varlığıdır ki bunu da tehlike geçinceye kadar geri çekilme tepkisiyle ortaya koyar ama tehlikenin geçtiğinin ayırtına vardığı an derhal vampirliğe başlar.

 

Bu nedenle narsist-paranoyak ruh vampiri devlet yöneticisi veya başkanlarını milletin başından sonsuza kadar uzaklaştıracak köklü önlemleri almak gerekmektedir.

 

Şimdi gelelim Meclis’in önüne sürülen narsist-paranoyak bir ruhtan çıktığı çok açıkça belli olan ve adına mini anayasa teklifi dedikleri neronist dayatmaya.

 

Bu neronist dayatma yasalaştığı taktirde ve de günün birinde Türkiye’nin başına yukarıda açıkladığım narsist-neronist bir devlet başkanı Türkiye’nin başına gelirse ülkemiz bütün yüzeyi ile birlikte hapishane ve mezarlıklar ülkesi olur.

 

Şunu da bir bilgi olarak aktaralım ki narsist-paranoyak ruh vampirleri böyle bir neronist anayasa maddelerinin bulunduğu yönetimlerde hasta ruhlarını ve gem vurulmaz arzularını tatmin etmek için çok yoğun etkinliklerde bulunur ve genellikle de başarılı olurlar.

 

Bu neronist dayatma yasalaştığı zaman kazara narsist-paranoyak bir ruh vampiri devletin başına geçerse milletin tek bir bireyinin bile can, mal, ırz, sağlık, eğitim, yargı, güvenlik, özgür yaşam, özgür inanç, giyim vs… aklınıza gelebilecek tüm özgürlük ve güvenliğini sonsuza kadar kaybetmiş olacaktır.

 

Narsist-paranoyak devlet başkanı istediği KHK ile kendi zulümlerine karşı çıkan herkesi ya hapishaneye gönderecek, ya polis işkencesine tabi tutacak, ya dalavere ile öldürtecek ya da tüm mal varlıklarını elinden alacak, eğer bir işte çalışıyorsa işine son verecektir.

 

Artık hapishanelerde daha yer bile kalmayacak kiralayacağı binalara ve metruk arsalar ile stadyumlara hayvanlar gibi dolduracaktır.

 

Sevgili okurlarım, beni abartıcılıkla suçlayıp, sakın bunlar olmaz demeyin çünkü ben narsist-paranoyak ruh vampirinden ve böyle bir ruhsal saplantılı birinin Türkiye’nin başına geçmesi durumundaki bir olasılıktan bahsediyorum.

 

Benim mesleğim değil ama psikiyatr veya psikologlara sorduğunuz zaman narsist ve paranoyak kişilik bozukluklarını size daha detaylı anlatır ve bunların bir devletin başına geçtikleri zaman neler yapacaklarını da çok daha detaylı açıklarlar.

 

Neronlar, Hitlerler, Stalinler, Musoliniler, Çavuşeskular, Saddamlar, Kaddafiler vs.ler ile bugünkü Kuzey Kore Devlet Başkanı daha 33 yaşındaki Kim Jong-un narsist-paranoyak ruh vampirleri anlattığımız kişilik bozukluklarına en ibret verici örneklerdir.

 

Cahil toplumlar bilgiden uzak oldukları için devletin başına böyle ruh vampirlerinin gelmeyeceklerini sanırlar hatta bu ağır zulüm ve travmaları yaşasalar bile böyle düşünmeye, bu şekilde öngörmeye devam ederler.Bilhassa kişileri din odaklı olarak değerlendirdikleri zaman yanılgıları daha çok olur çünkü onlara göre dindar olanlar veya dindar görünenler Allah’tan korkarlar, bu tür ağır zulümlerde bulunup vampirlik yapmazlar.Ama bilimin tespit ettiği böyle bir yasa yok hatta bir çok durumda dindar görünümlü olanların Allah adına-Allahu-Ekber diyerek-daha çok cinayet işlediklerini ve kafir olarak niteledikleri kişiler ile grupların mallarına el koyduklarını, hapishanelere tıkadıklarını, işkence ettiklerini çok iyi biliyoruz.Cahil dindarlar bunu şunun için yaparlar ki bunda Allah’ın rızası var ve biz zaten Allah adına yapıyoruz saplantısındadırlar.Şeriat ile yönetilmeyen ülke devlet başkanı oldukları zaman dindar görünümlü narsist-paranoyak ruh vampirleri devlet ve milletin malını dar-ül harp kavramına göre çalar başka ülkelerin bankalarındaki sır hesaplara yatırırlar.

 

Halkı Müslüman olan ülkelerde narsist-paranoyak ruh vampirleri devletin başına çok daha kolaylıkla gelirler çünkü toplumun biatçı kültüründen doyasıya yararlanırlar.

 

Yukarıda saydığım nedenlerden dolayı bu neronist anayasa teklifinin TBMM’de reddedilmesi en kestirme yoldur aksi taktirde halkın önüne sandık gelirse zaten medya topyekun olarak muhalefete kapalı ve indragandi yöntemleriyle halk oylamasında kabul görmesi kaçınılmaz gibi durmaktadır.

 

Bu durumda Büyük Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti bütün kurum, kurul, kural, kanun ve kararlarıyla tarihe karışacak koskoca ülke Arap kurallarıyla yönetilerek asli unsur olan Türkler kovularak Türklük yerle bir edilecektir.

 

Bir atımlık barutumuz kaldı, muhalefet ve demokrat özgürlükçü, millici-ulusalcı, Atatürkçü vatansever tüm milletvekilleri zeka ve stratejiye dayalı manevralar ile neronist tehlikeyi TBMM’de bertaraf etmelidir.

 

Ayrıca adam adama markaj taktiği de etkin bir şekilde uygulanmalıdır.

 

Narsist-Paranoyak ruh vampirlerine geçit verilmemelidir!

 

Bir de milletvekillerini kese ağzı açma cazibesinden uzak tutma çalışmaları, yukarıda yazdığım gibi.

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Her diktatör akıl hastasıdır
Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönülmedikçe Türkiye ittifakı kurulamaz
Mansur Yavaş ivedilikle İ.Melih Gökçek dönemini yargıya ve kamuoyuna taşımalıdır