Başkanlık sistemi: Türk usulü

Başkanlık sistemi: Türk usulü
20 Kasım 2015 20:05

1 Kasım seçimlerinden hemen sonra, Başkanlık veya Yarı Başkanlık sistemini hararetle savunan iktidar partisi, mevcut sorunlarımızın kaynağını Parlamenter sistemde arıyor. Oysa bu sorunları üreten Parlamenter sistem olmadığı gibi, çözecek olan da Başkanlık sistemi değildir. Yaşadığımız sorunlar, kısır siyasetin ürettiği sorunlardır.

 

 

Av. Kemal AKKURT H&H YORUM

 

Mevcut siyaset hegemonyası, demokrasinin güçlenmesinin ve kurumsallaşmasının önünü açmıyor, tam tersine tıkıyor. Aynı zihniyet ve kafalarla hangi sistem olursa olsun, sorunlar çözülmez, derinleşir. Prof. Dr. Fuat Keyman’ın doğru saptamasıyla, vesayetten yolsuzluğa ve mafyalaşmaya kadar uzanan sorunlara Parlamenter demokrasi neden olmadı. Aksine, bu sorunlar Parlamenter demokrasiyi kırılgan ve işlevsiz bir konuma getirdi. Mevcut sorunları Parlamenter demokrasinin ürettiği sorunlar olarak görmek, sebeplerle sonuçları, elmalarla armutları karıştırmaktır.

 

 

Bugünkü acil sorunlarımızı çözmek için, Anayasa değişikliğini beklemeye gerek var mı? Parasız üniversite isteyen, yumurta atan, poşu takan öğrencileri yıllarca hapislerde çürüten Anayasa mı, kafalarımız mı? Prof. Baskın Oran hocamızın veciz ifadesiyle, böyle bir ortamda, Siyasal Partiler, Seçim, Terörle Mücadele, Ceza ve Dernekler Yasası gibi temel yasalardan anti demokratik hükümler ayıklanmadan, bırakın Anayasayı, hatıra defteri bile yazılamaz…

 

 

Ülkemizde Başkanlık sistemini savunanlar, yasama ve yürütme gücünün yasal olarak da tek elde toplanmasını savunuyorlar. Oysa bugün fiili durum zaten böyle. Temel önemde yasalar toplumda tartışılmadan, torbalara doldurularak hızla yasalaşmakta, buna karşı yapılan muhalefet, zaman kaybı olarak değerlendirilmektedir. Başta Üniversiteler, YÖK, TRT, RTÜK gibi bağımsız ve özerk olması gereken kurumlar, hükümete bağlı hale getirilmiştir. Hükümetin yargı tarafından denetlenmesini önleyecek adımlar atılmaktadır. Ülke, hızla kuvvetler birliğine sürüklenmektedir.

 

 

12 Eylül 1980 askeri darbesinden bu yana 35 yıl geçti. Darbenin getirdiği anti demokratik Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası halen yürürlüktedir. YÖK, RTÜK gibi iktidarın başlangıçta karşı olduğu anti demokratik kurumlar, halen ayaktadır. Farklı düşünenler için ülke, açık bir cezaevine dönüştürülmek istenmektedir. 12 Eylül darbesinin getirdiği iktidar yoğunlaşması, daha da ileriye götürülmüştür.

 

 

Ülkemizin tarihsel ve güncel siyasal iklimi, Parlamenter sistemi güçlendirmeyi gerektirmektedir. İfade ve örgütlenme özgürlüğünün kısıtlandığı, bu alandaki insan hakları ihlallerinin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Şiddet içermeyen protesto eylemleri dahi suç sayılmaktadır. Böyle bir ortamda, Başkanlık sisteminin sihirli bir değnek olarak sunulması, iyi niyetli bir çaba değildir.

 

 

Peki iktidar partisinin son zamanlarda hararetle savunduğu Başkanlık Sistemi nedir? Bünyemize uygun mudur?

 

 

Başkanlık Sistemi, yürütmenin iktidar olanaklarını genişleten, iktidarın tüm gücünü tek bir kişiye bağlayan bir sistemdir. Bu sistem, “Başkanlık Hükümeti” olarak da adlandırılmaktadır. Bu sistemin dünyada başarıyla yürütüldüğü tek ülke Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’dir. ABD, her biri Türkiye büyüklüğünde 51 devletin bir araya gelerek oluşturdukları “Birleşik Devletler” sistemidir. Dolayısıyla ABD’de başarılı olan bu sistemin, alt yapısı ve koşulları hazırlanmadan diğer ülkelerde de başarılı olmasını beklemek yanlış olur. Zira her ülkenin kuruluş felsefesi ve koşulları farklıdır.

 

 

Dünyanın önde gelen felsefe ve siyaset bilimi uzmanlarından, ABD Yale Üniversitesi’nin saygın filozoflarından Prof. Dr. Şeyla Benhabib’in özlü ifadesiyle; “Türkiye’deki Başkanlık Sistemi tartışmaları, tek parti hegemonyasını sürdürmek amaçlıdır. ABD sistemi, Türkiye’den daha değişik liberal bir güç ayrımıyla birlikte, federalist bir sisteme dayanıyor. ABD’deki model, federalist eyalet sistemi olmazsa, despotizme dönerdi. Peki, bu Türkiye’de nasıl olacak, eyaletlere mi bölünecek? ABD’yi model almak isterken, Fransa gibi bir sistem yerine Rusya sistemine kaymak…”

 

 

Başkanlık sisteminin uygulandığı Latin Amerika ülkeleri, Ortadoğu ve Rusya, sonunda otoriter ve totaliter tek adam sistemine dönüşmüşlerdir. Sırayla ve tek tek çöken bu diktatörlükler, Türkiye’ye model olmamalıdır.

 

 

Türkiye’nin daha güçlü bir lidere ihtiyacı yok. Cumhurbaşkanı, zaten güçlü ve tek adam konumunda. Bu fiili duruma bir de hukuki kılıfa gerek yok…

 

 

Türkiye’de Başkanlık sistemi tartışılacaksa, önce bu sistemin temelleri ve gerekleri tartışılmalıdır. ABD’deki gibi gerçek ve geniş bir “yerinden yönetim” sistemi olacak mı? Sadece Türkiye’de uygulanan %10 seçim barajı gibi garabetler kaldırılacak mı? Anti demokratik Siyasi Partiler, Seçim ve Terörle Mücadele Kanunları demokratikleşecek mi? Muhalifleri sindirmeye yönelik olarak çıkarılan İç Güvenlik Yasası devam edecek mi? Bunlar yapılmadan Başkanlık Sistemini tartışmak, abesle iştigaldir. Bunları konuşmanın dahi mümkün olmadığı, Güneydoğu’daki “özyönetim” tartışmalarıyla ortaya çıktı…

 

 

İnsanların düşüncelerini rahatça ve serbest olarak ifade edemedikleri, düşüncelerinden dolayı cezaevlerinde çürümeye terk edilen yüzlerce öğrenci, gazeteci ve aydının bulunduğu ülkemizde, bu dikenli ve mayınlı konuların toplumda serbestçe tartışılabilmesinin garantisi nedir? Öncelikle düşünce ve ifade suçundan dolayı insanların yargılanmaları ve cezalandırılmaları ayıbından kurtulmamız lazım…

 

 

Siyasal rejim değişiklikleri, toplumdan gelen talep ve ihtiyaçlarla tartışılır, olgunlaştırılır. Toplumda bu yönde oluşan bir talep ve ihtiyaç yok. Tepeden yönlendirme ile değişiklik istekleri var…

 

 

Türkiye’de bugün yasama ve yürütme, fiilen tek elde toplanmış durumda. Yargının hali ise ortada. Çözüm, tüm yetkilerin yasal olarak da tek elde toplanması değil, yasama, yürütme ve yargının ayrı ve bağımsız kılınmasıdır. Yani çözüm “kuvvetler birliği”nde değil, “kuvvetler ayrılığı”ndadır.

 

 

Rejimleri belirleyen en sıkıntılı üç alan; özgürlükler, demokrasi ve insan hakları ile iktidar gücüdür. Bugün ülkemizde özgürlükler çok sınırlı, demokrasi ve insan hakları çok az, iktidar gücü çok fazladır. Bunları dengeleyecek sistem, Başkanlık Sistemi değildir. Daha fazla özgürlük, demokrasi ve insan hakları için çözüm; mevcut Parlamenter sistemi güçlendirmektir.

 

 

Türkiye’nin yeni maceralara tahammülü yoktur…

 

 

kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Dünya Emekçi Kadınlar Günü
Nâzım Hikmet 117 yaşında
70. yılda insan haklarımız