CHP fırsatı yine kaçırdı

CHP fırsatı yine kaçırdı
5 Ekim 2012 21:10

Perşembe akşamı Erdoğan İran Cumhurbaşkanı 1. Yardımcısı Rahimi ile kameralar karşısına geçti.
.
 

Safile USUL H&H YORUM

Akçakale krizinden sonra ilk kez görünür olmuştu.
 
Konu Rahimi ile olan basın toplantısı idi ama…
 
O iç kamuoyuna hitap etti.
 
“Biz savaş istemiyoruz” dedi.
 
Sesi çok yumuşaktı ve savaşa çok karşı bir hal sergiliyordu.
 
Çünkü, biliyor ki, savaşı halk tolere etmez, oyu keser.
 
Ve, Erdoğan bundan çok ama çok korkuyor.
 
Ama CHP bu noktanın üzerine gitmedi üstüne basa basa ver atıl kaldı.
 
Muhtemelen CHP’nin Erdoğan’a verdiği bu avantajdan dolayı da Erdoğan CHP’ye çok kolay bindiriyor.
 
Mesela İran Cumhurbaşkanı yardımcısı ile yaptığı basın toplantısında CHP için, “CHP Meclis’te tezkereye vize vermedi, tarih ona bunu soracak, ben de bunu meydanlarda şimdiden halka anlatacağım.” dedi.
 
Bu tarz çok arkadan ve sinsi bir tarz.
 
Yani, projekte etme tarzı, suçu başkasına atma tarzı.
 
Ama yapana değil, yaptırana bak demeli insan.
 
Şunu kastediyorum.
 
CHP bu fırsatı da kaçırdı.
 
Çok çekingen davrandı yine; örneğin bu konudaki açıklamaları CHP en üst düzeyinde yapmalıydı.
 
Açıklamaları CHP adına Muharrem İnce’nin yapması, CHP açısından temsili anlamda utangaçlık ve çekingenlik anlamına gelir.
 
Ve, bu olaydan sonra kameraların karşısına geçmesi ve iç kamuoyuna hitap etmesi gereken ilk kişi ana muhalefet lideri olmalıydı.
 
Politika çok sade, yalın, kararlı, açık olduğu ve doğruları en basit ve yalın haliyle söylendiği zaman etkili olabiliyor ancak.
 
Bu konuda da ana muhalefet en yalın haliyle ve hakikaten ne oluyorsa bunu halka cesur ve kendinden emin bir tarzda anlattığında etki sağlar.
 
Bu konudaki yalın durumu ise herkes biliyor.
 
Örneğin…
 
1-Hükümet başka sorunlu ülkelerin içişlerine karışarak Türkiye’yi tehlikeye atıyor
 
2-Hükümet komşu ülkedeki devleti aktif bir örgütlenme ile yıkmaya çalışıyor ve dünyada bunu bizdeki hükümetten başka yapan hiç kimse yok
 
3-Hükümet ne olduğu belli olmayan gruplara silah, eğitim sağlıyor, komşu devleti bize karşı ağır derecede tahrik ediyor
 
4-Hükümet Türk askerini ve de tüm Türkiye halkını tehlikeye atıyor
 
5-Hükümet bu yolda devam ederse Türkiye birgün bize dışardan atılan bir füzenin, bombanın vs. hedefi haline gelebilir, tepemizde hava saldırıları olabilir.
 
Bu yazdıklarım o kadar objektif gerçekler ki, halk da bunu hissediyor ama kısa sonuca bakıyor, yani savaş çıktı mı, çıkmadı mı ve eğer o gece atlatıldıysa ve ekonomik durumu fena değilse, bunu sonradan dert etmiyor.
 
Ama halk içinde gittikçe artan sayıda insan kitleleri Hükümet’in tehlikeli davrandığına ikna oluyor/olmaya hazır, mesela son iki günde ben insanların çok daha fazla haber dinlediğini, dikkat atfettiğini ve son Suriye olayı konusunda tedirgin olduğunu izledim yolda, izde, dükkanda, markette vs.
 
Bir de zaman faktörü var.
 
Mesela, bugün dile getirdiğiniz bir gerçek o gün tam halkta karşılık bulmasa ve anlaşılmasa da, zaman hakikati biriktiriyor ve algı alanına birden pat diye oturuyor birgün. İşte o zamanda etkili ve doğru davranmak muhalif bir partinin geleceğe yaptığı en büyük yatırım oluyor.
 
Bir de tabii, Erdoğan’ın gerçekleri ters yüz etme becerisi var, buna karşı da bir muhalif parti başarılı olmak ve buna uygun bir söylem ve hitap tarzına sahip olmak zorunda.
 
Olmazsa da olmaz, ne yapalım, can sağlığı olsun ama olmayan şeyler neden olmuyoru yazıyorum ben.
 
Bir de Erdoğan halkın ona ekonomi nedeniyle oy verdiğini, Suriye politikası nedeniyle zırnık alamayacağını çok iyi bildiği için cuma günü de ilk iç mesaisi olarak yeniden inşa (kentsel dönüşüm) projesini anlatıyordu ekranda.
 
Birşey daha.
 
Erdoğan gibi birisine karşı muhalefet bu dille yapılmaz, bu asla olmaz.
 
Muhalefet dili güç algısı yaratmazsa sivrisinek sazı olarak kalır.
 
Bunun detaylarına kafa yoran da şimdi ben olmayayım, di mi?
 
Çünkü birşey önce istenir, sonra yapılır


Yazarın Son Yazıları:
Bakın şu anlam bozukluğuna
Şunu bilmeliyiz ki…..
Yavaş’ı ittifaktan koparmak istiyorlar