Vatan kavramı ve rüşvet

Vatan kavramı ve rüşvet
22 Temmuz 2016 10:11

Ey Yüce Türk Milleti! Vatan kavramı ne demektir? Vatan dar manasıyla bir millet veya toplumun üzerinde barındığı toprak parçasıdır.

 

 

 

Numan ALADAĞ H&H YORUM

 

 

 

Vatan; atalarımızın kanıyla yoğrulmuş, uğrunda can, mal verilen maddi manevi kıymetler, tarihi miras, paylaşılmış duygularla üzerinde barınanları kader birliği ile biribirine kenetleyen ülkedir. Vatan, yalnız maddi çıkarlarından faydalanılan bir bölge değildir. Vatan yurt kelimesinin üstünde manevi bir değer taşır.

 

 

Yurt, içinde doğup yaşanan, ev, tarla, bağ-bahçe, köy kasaba, şehir gibi bir mekan ifade eder. (Yeri yurdu belli denir) Yurt sevgisi ve hissi, yuvaya bağlılık, bir içgüdü olarak hayvanlarda da vardır.

 

 

Vatan, maddi olarak; topraklarının verimi, üretim kaynakları, coğrafi ve iklim özellikleri, tarihi abideleri, teknolojik eserleriyle görünen sınırlı toprak parçasıdır.

 

 

Vatan, sadakat ve samimiyetle Allah’a inanıp, maddi değerleriyle azizleşir. Vatan kavramını gönüllerde yücelten onun herkesçe görünmeyen manevi değerler toplamıdır. Din, dil, his, ideal ve kader beraberliği, Milli kültür, Milli sanat, tarihi miras olarak nesillerden nesile intikal eden, gönülleri birleştiren manevi ve stratejik önem taşıyan kurumlar toprak parçasını Vatan yapar. O toprağın her zerresinde atalarımızın kanı ve kaderi yatar. Bu manevi değerlerle, kutsallaşan Vatan uğrunda, canını feda etmeye koşanlara Vatansever denir. Toprağa yalnız cüzdan muhasebesi ahlakı ile maddi çıkar düşüncesiyle bağlananlar riyakardır, kozmopolittir, ihanet şebekesidir, vatansızdır.

 

 

Türkiye’yi çölleştirmek kolayca düşmana hedef olmak demektir. Türkiye de ormanlık alanları azaltmak, ormanları yakmak da Vatan ihanet etmenin başka bir koludur. İslam Dininde ağaç yetiştirmek sadaka-i cariyedir.

 

 

Yüce Türk Milletinin en büyük meziyetlerinden biri de düşmana karşı son nefesine kadar dayanmasıdır.

 

 

Unutmayalım ki cephede gedik bir kişiye açılır; sonra gedikten korku, ayrılık ve düşman girer. Birlik bozguna uğrar. Öyle ise savaş hattından bir neferin yüz geri ettiğini gören komutan derhal çaresine bakmalı; engel olmazsa hiç tereddüt etmeden gerekeni yapmalıdır. dinimizim emri de budur. Özürsüz olarak savaş hattını terk eden bir ere veya subaya asla müsamaha olunmamalıdır. Çünkü bir ihmal ve gevşeklik ve bozgunculuğun habercisidir.

 

 

Yurt içi ve yurt dışında maddi çıkar için Büyük Türk Milletinin huzurunu bozmaya yeltenenler ”İhanet şebekeleri”, iyi bilmelidirler ki, koca bir dünyayı dize getiren, tarihin akışını değiştiren, Kahraman atalarımızın, kimlere, ne gibi silahlara, son teknolojik güçlere, göğüslerini ve yüreklerini siper ederek bu güzelim Vatanı millete armağan ettiklerini biliyoruz. Hz. Muhammed (s.a.v.) Hadis-i şeriflerinde: ”Hubbul Vatan minel iman- Vatanı sevmek imandandır” buyuruyor.

 

 

BİR TÜRK ANASININ RUHUNDAKİ VATAN KAVRAMI:

 

 
Türk anası çocuğunu Kahramanlıkla doğurur ve ona uyuturken şöyle der: ”Uyu yavrum! Yine şimşek çakıyor. Şehit baban gelmiş bize bakıyor. Yarasından kızıl kanlar akıyor. Uyu yavrum! Gözlerinde uyku var. Sen büyürsen riyakar Vatan hainlerinin ruhunda korku var.”

 
İşte Müslüman Türk anası çocuğunu böyle büyütür. Bu evlatlar sayesinde milletini Zaferlere böyle götürür. Onun içindir ki, Müslüman Türk Milleti’nin öz değerlerine ve tarihine eğilmesi lazım ki, Riyakar Vatan hainleri Türk Milleti üzerine kurdukları hayalleri kursaklarında kalsın.

 

 

15/Temmuz Cuma günü bazı ”ihanet şebekeleri”, bir avuç din taciri ülkemizde Ekonomik ve anarşik terörün tırmanmasını teşvik edip, Türk Milletine üretici yerine tüketici kimliğini kazandırma planları yapılmaktadır.

 

 

RUHUMDA VATAN SEVGİSİ KAVRAMINI VE ALLAH KORKUSUNU TAŞIYORUM DİYEN, MİLLETVEKİLLERİ’NİN DİKKATİNE!

 

 
Fırsatı yakalamışken, acilen Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti yetkililerine büyük sorumluluklar düşüyor: Buluşu (Mucitleri) olanları bir havuzda toplayarak acilen her mucitin projesini inceleyip hemen uygulamasına izin verilmesi ile, Türk sanayisi, tarımı ve ekonomisi Cenab-ı Allah’ın izniyle büyük adımların atılması gerçekleşmiş olacaktır. Sanayi ötesi toplum ülkeleri, stratejik önem taşıyan buluşları yapan Türk mühendisi, teknisyeni, eczacısı, doktoru ve her meslek grubundakileri, hemen ithal edip ülkesine götürüyor. Şimdi tam zamanıdır. Acilen bu Milli tarım ve sanayileşme adımını atmalıyız.

 

 

 

Yüzde yüz bir şifa kaynağı olan ve aynı zamanda Kur’an-ı Kerimin İnsan Suresinin 17 Ayetinde de adı geçen mübarek Zencefilin mucizeleri, modern tıp tarafından da onaylanmıştır. Taze Zencefil, kış hastalıklarında, romatizma da ve daha bir çok hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Ana aktif maddesi söğüt ağacı olan, ilaçtan (Hap) on kat daha etkili olduğunu modern tıp da onaylıyor. Harran ovasında ve Çukurova da Zencefil yetiştirilmemesi dikkat çekicidir! İlaç firmaları ilgili kurumlardaki karar organı yetkililerini menfaatler (Rüşvet) müşterektir ahlakı ile, karar organlarının anlık düşünce ile Allah ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının yasakladığı pisliklere odaklandırmayı teşvik edilmektedir. Karar organlarının anlık düşünceleri, Şeytana tapmanın ta kendisi değil midir? Bu ahlak, ailesine, çalıştığı kurumuna ve hem de Vatana ihanet etmenin ta kendisi değil midir? Allah aşkına… Ruhunda Vatan sevgisi kavramını taşıyan ilgili devlet adamları, Zencefil ekimini engelleyen gözü dönmüş, dış ve iç zulümkarlara haddini bildirme seferberliği, Zencefil ekiminin başlaması ile olur. Zencefil tüketmek; Yüce Türk Milletinin, daha az kimyasal ilaç tüketmesi ve insanların zaman kaybı önlenmiş olup, sanayi ve tarımda üretim artışı sağlanmak demektir. Sağlık, daha güçlü Mehmetçik-polis, daha başarılı spor kültürü ile işte mutluluk ve huzur…

 
Bu görüş ve düşüncelerimize, İtirazı olan varsa hodri meydan!

 
Unutulmamalıdır ki, Zencefil ekimi konusunda, il ve ilçe Ziraat odalarına da büyük sorumluluklar düşüyor.

 

 

 

TBMM de ki, Doktor, Ziraat mühendisi, Kimya mühendisi, Biyolog, Eczacı, sağlık ve tarım ile ilgili diğer meslek sahibi Milletvekilleri, müşterek hareket ederek, acilen Zencefil yetiştiriciliği ile ilgili teşvik kanunu çıkarmak için harekete geçmelidirler. Laf ile Vatan sevgisi kavramı olmaz. Milli tarımı desteklemek, Türk Milletinin geleceğini teminat altına almak demektir. Tarım ve sanayide modernleşme demek, haram ve rüşvet gibi ahlaksızlıkların ve 15 Temmuz da yaşanan zalimce düşüncelerin, hareketliliğini iflas ettirmek demektir. Türkiye de Zencefil tarımına önem vermeyip ekilmediği zaman, demek ki, sanayi ötesi toplum ülkelerindeki, kimyasal ilaç üreticilerinin, menfaatler müşterektir etkinliği devam edildiğini belgeliyor. Doktor, Ziraat, Eczacı ve Kimyacıların bu stratejik konuyu, Türk Milletinin bilgisine sunup paylaşmaları gerekmiyor mu?
”Bir işi yapmak isteyen bir çare bulacak. Hiç bir iş yapmak istemeyen bir bahane bulacak. Sen yapmazsan başkaları yapar.” (Numan Aladağ)
NOT: Zencefil, serada da yetiştirilebilir ve Türk çiftçisinin gelir seviyesi de böylece artmış olacaktır.

 

 

RÜŞVETTİN ZARARLARI:

 
İçtima-i yaşamın düzgün olması, sağlam temeller üzerine kurulmasına bağlıdır. Bu temel, insanların kalplerine iman duygusu ile atılır, Allah korkusu ile yaşar ve ahlak ile kemalini bulur.

 

 

İmanın, Allah korkusunun ve Vatan sevgisinin zayıfladığı toplumlarda halkın huzuru sarsılır.

Cemiyet hayatının ahengini bozan olumsuzlukların başında rüşvet gelmektedir. Cenab-ı Allah ve Türkiye Cumhuriyeti kanunları tarafından yasaklanmış olan rüşvet ve haksız kazanç, sosyal yaşamı alt üst eden ve memleket işlerini yüzüstü bırakan ahlaki bir kangrendir.

 

 

Rüşvet, görevli bir şahsa işini gördürebilmek için, haklı veya haksız olarak iş sahibi tarafından verilen ücrettir.

Rüşvet, hakkı olanın hakkını vermemek ve haksız (Batıl) olanı haklı çıkarmak için maddi-manevi destektir.

Görev yaptığı makamda verilen maaşla çalışmayı kabul eden bir kimsenin, iş sahibinden alacağı para, haksız olarak alınmış, haram bir paradır. Hatta iş sahiplerinin ”Hediye” adı altında verdikleri bile rüşvettir ve haramdır. Zira o görevli, bu makamda bulunmazsa ve evinde otursaydı bu hediye kendisine verilmeyecekti.

 

 

Rüşvet alıp vermek; halkın ahlakını bozan, vicdanlara leke düşüren ve temiz alınlarına kara teşkil eden Vatanını, ailesini ve şerefini düşünmeyen kötü bir alışkanlıktır. Hz. Muhammed (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde; ”Cenab-ı Allah’ın laneti, rüşvet verenin ve alanın üzerine olsun” buyuruyor. Başka bir hadis-i şeriflerinde: ”Allah; rüşvet verene, alana ve ikisi arasında elçilik yapana lanet etsin.” buyuruyor.

 

 

EY BÜYÜK TÜRK MİLLETİ!

 

 
Yüce Türk İslam aleminin hayatını, asırların ötesine aktaran ve aksettiren bazı şeyler vardır. Tarih, edebiyat ve mahkeme arşivlerindeki kararlar… Bunlar tetkik edildiği zaman, bazen göğüs kabartacak ahlaki ve Milli övünülecek, bazen de yüz kızartacak tablolara tesadüf etmek mümkündür. Bunların iyilerini kendimize örnek kabul etmeli, kötülerden ibret alarak kaçıp daima uzak durulmalıdır.

 

 

Bizlerden sonraki nesillere güzel bir isim ve iyi örnekler bırakabilmek için, takip edeceğimiz yolun, kişilere Peygamber gibi tapmak değildir. Bu konu da, yıllar önce defalarca, Allah’a Kur’an-ı Kerime, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Hadis-i şeriflere ve Ay-Yıldızlı şanlı Türk Bayrağına inanarak İslamiyeti yaşamalıyız ki, Riyakar olmadığımızı kanıtlayabilelim diye yazarak seslendik. Cenab-ı Allah, insanlara dünya ve ahirette hayır getirecek şeyleri emretmiştir.

 

 

Adalet güzeldir, fakat devlet yöneticilerinde olursa daha güzeldir. Hz. Muhammed (s.a.v.)
İnsanların en fenası; birine ayrı diğerine de ayrı görünen iki yüzlü insanlardır. Hz. Muhammed (s.a.v.)
Bir millete baş olmanın ilk ve en büyük şartı, adil olmaktır. Hz. Ömer (r.a.)
Adalet halkın diriliği ve düzeni, idarecilerin ise süsü ve güzelliğidir. Hz. Ali (r.a.)

 

 

 

Cenab-ı Allah, ruhunda Vatan kavramı taşıyanları, Vatana hizmet etmeyi kendilerine nasip etsin.
Haram (Rüşvet) yiyerek Vatana, çalıştığı kuruma ve ailesine yedirip onları da yaptıklarına ortak ederek, ihanet edenleri ıslah etsin. Islah olmayacaklarsa, kahr-ı perişan etsin inşallah.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, cümle Vatan şehitlerini ve 15 Temmuz Cuma günü, Vatan bütünlüğü ve Ay-yıldızlı Şanlı Türk bayrağı uğruna, hayatını kaybedenleri Rahmetle, Gazileri minnetle anar. Cenabı Allah, yaralılara acil şifalar versin.

 

 

Hadis-i şerifler kaynakçası:
Diyanet işleri başkanlığı 207 nolu yayın.
Yazar: Mehmet Emre 1974 çile yayınevi

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Teravih namazı ve sağlığımız
İslam dininde Hikmetleri ile Ramazan
Domuz ürünleri satışı ve RAF bedeli şartı iyi gelecek