Türklerin Müslüman bodyguard sendromu

Türklerin Müslüman bodyguard sendromu
13 Eylül 2017 22:58

Türklerin tarihin derinliklerinden günümüze kadar uzanan bin yıllık, hepsi Müslümanlaştıktan sonra günümüze kadar uzanan zaman dilimi içinde tüm Müslüman halkların ve özellikle Arapların badigartlığını yaptığını yakından bilmekteyiz.

 

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

Bunun din ve tarih sosyolojisi açısından çok kolaylıkla açıklanabilen nedenleri ve bu nedenlere dayalı olarak Türk ulusunun toplumsal koşullanmışlığı maalesef bütün derinliği ile bulunmaktadır.

 

Bunu açıklayacağız ama öncelikle şunu açıklıkla belirtelim ki, dünyanın herhangi bir coğrafyasındaki başlarına bela gelen veya saldırıya uğrayan Müslümanlara Türklerden başka hiçbir Müslüman halk müdahale etmediği gibi gündemlerine bile girmemektedir.

 

Müslümanları oluşturan en büyük kitle olan Arapların böyle bir sorunları olmadığı gibi gerektiğinde hunharca birbirlerini katlettiklerini tüm dünya yakından bilmektedir.

 

Ama nerede herhangi bir Müslüman topluluk bir felakete, bir haksızlığa veya zulme uğrarsa Türk fedai gibi öne atılmakta, canlarını ve mallarını uğurlarında yok ederek fedailik yapmaktadır.

 

Bu tarihsel miras adeta bir sendrom haline dönüşmüştür.

 

Bunun nedenleri, Arapların Türkleri Müslüman yapmak için yüzyıllarca uğraşmaları ve Türklerin cengaverliğine tanık olduktan sonra savaşları Türkleri kullanarak yapmalarındandır.

 

Daha doğrusu işgalci ve talancı Arapların Müslümanlık kisvesi altında ve ”ilayı kelimetullah” yani ”Allah adının yükseltilmesi” bahanesiyle ülkeleri talan etmek için kahraman bir ulus olan Türkleri kullanmışlardır.

 

Arap kurnaz ve hilekar sahte dindar, Türk ise tarihsel genetik miras olarak saf ve samimi Müslüman.

 

Kısaca açıkladığım Türk-Arap ilişkilerine dayalı bu hazin gerçek daha sonra sosyal ve biyolojik genetik yoluyla gelecekteki Türk soyuna intikal etmiştir.

 

Tabir yerinde ise Türk ulusunda tüm Müslümanları koruma ve uğurlarında can verme içgüdüsü toplumsal koşullanmışlık haline gelmiştir.

 

Böyle bir koşullanma bin yıllık Müslüman Türk tarihi içerisinde çok büyük ve çok acı bedellere mal olmuştur.

 

Tarihin en büyük ve kalabalık ulusu başta Araplar olmak üzere tüm Müslüman halklar uğrunda mallarını ve canlarını feda etmişlerdir.

 

Örneğin, bugün tüm dünyada Türklerin-Balkanlar,Kafkaslar, Orta Doğu, Güney Asya ve Orta Asya dahil-nüfusu 300 milyon civarında ama hiç kuşku yok ki, toplumsal koşullanmışlığa dayalı olarak Müslüman badigartlığı yapmasaydı bir milyardan az Türk olmayacağını iddia ile söyleyebilirim.

 

Türkler canlarını tarihin derinlikleri içinde hep Müslümanlar uğruna savaşlarda yitirdikleri için Matematiğin önemli kurallarından olan aritmetik veya geometrik artış ile bu sayı hiç te abartılmış sayılmazdı.

 

Türkler Araplar kanalıyla Orta Doğu’ya gelip yerleştikten sonra Müslüman dışı tüm uluslarla kanlı savaşlar yapmıştır.Anadolu’ya tamamen yerleştikten sonra Hıristiyan dünyası ile Haçlı Savaşları bağlamında uzun dönemler çarpışmış Anadolu ve Orta Doğu coğrafyası daha o zamanlar denizler misali Türk kanı ile sulanmıştır.Osmanlı dönemi hakeza aynı felaketlerle geçmiştir.Birinci Dünya Savaşı Müslüman Arapları koruma uğrunda bir kaç yüz bin Türkün Arap çöllerinde bşu boşuna ölmesine neden olmuştur çünkü bir taraftan da hilekar Araplar askerlerimizi İngilizler ile birlikte sırttan hançerliyordu.

 

Araplar uğrunda Arap çöllerinde ölmeyen asker olarak hiçbir Türk ailesi yoktur.Örneğin , benim annemin babası dedemin bir amcasının oğlu vardı ki, ortaokulda ben kendisini yaşlı zamanında gördüm, adı Yemen idi.Neden Yemen idi biliyor musunuz?Annesi kendisine hamle iken babası asker olarak 1.Dünya savaşında Yemen’e gidip şehit olduğu için.

 

Şu gerçeği de açıkça belirtelim ki, Müslümanlar uğrunda canları feda edilenler Türklerden başkası değildi ve bu özellikle yapılıyordu.Bunun nedeni Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim kadrosundan kaynaklanıyordu çünkü Sadrazamlar Balkanlar’dan toplanan Hıristiyan devşirme çocukları idi-Enderun mektebinde yetiştiriliyordu-ve hepsi Türk düşmanı oldukları için savaşlarda kırdırıyorlardı.Bu vahim durum Osmanlı’nın yıkılışına kadar devam etmiştir ve tarihsel miras olarak ta Cumhuriyet döneminin bazı evrelerinde de Türkler kendini Türk olarak kabul etmeyen günün sadrazamlarınca taammüden Müslüman ve Arap fedailiği uğrunda katledildiğini gündüzün aydınlığı gibi herkes bilmektedir.

 

Büyük Atatürk bildiğiniz gibi Türk ulusuna ‘’Araplar arasındaki meselelere karışmayın…’’ vasiyetini yaparken asıl amacı bin yıllık İslam tarihimiz içinde canlarını mallarını Müslüman halklar ve İslam uğrunda kaybeden mazlum halkımızı bu felaketlerden sonsuza kadar uzak tutmak içindir.

 

Büyük Atatürk Irak ve Kuzey Afrika da ki Trablusgarp’ta Müslümanlar için çarpışmış ve Arapların Türklere olan kalleşlikleri ile birbirlerini katletmelerini yakından gördükten sonra buraları sahiplerine bırakarak ulusal sınırlar içine çekilip bir uygar büyük devlet olmayı amaçlamıştır.Hatta 1923’TE Cumhuriyet hemen kurulduktan sonra bugünkü Yemen’in o günkü kralı ve 1.Dünya Savaşında da Türkleri İngilizler ile birlikte sırtımızdan hançerleten Şeyh Yahya Türkiye’ye bağlanma mesajı gönderiyor ama Ulu Önderimiz bu teklifi elinin tersi ile geri çeviriyor.

 

Türkün Türk’ten başka dostu yoktur ve biz bir büyük ulus olarak Türklerin zulme uğradığı coğrafyalara el atmak zorundayız.

 

Filistin ve Gazze, Suriye ve buralarda yaşayan Araplar ile Mynmar’da yaşayan Müslümanlar bizim sorunumuz değil, biz badigart değiliz ve Pavlov’un psikoloji bilimine geçen ‘’şartlı refleks’’ine göre yaşayamayız.Bin yıllık tarihin acıları bütün dehşetiyle sırtımızdayken nedir bu Müslüman badigartlığı?

 

Bizim sorunumuz Batı Trakya Türkleri, Azerbaycan’ın topraklarının yüzde 25’nin Ermenistan’ın elinde olması, Doğu Türkistan’da Çinliler tarafından seri halde katledilen Uygur Türkleri, Musul, Kerkük ve Süleymaniye’deki Türkler ile Balkanlar’da yaşayan diğer Türkler ve Orta Asya Türk devletlerinin sorunlarından başkası olamaz.

 

Tarih şu hakikati kaydetmiştir ki soydaşlarımız hangi coğrafyada yaşarsa yaşasın tarihin her döneminde ve bugün hep Türkiye’nin iyiliğini istemiştir ve kendini Türkiyeli saymıştır ve de varlığımızı kendilerinin yaşama güvencesi olarak kabul etmektedir ama Müslüman Araplar tarihin her döneminde ve Cumhuriyet döneminde de Türkleri sırtından hançerlemiş ve aleyhine çalışmıştır.Bu durum tarih sosyolojisinin kaydı altındadır.

 

Uygar dünyada dinsel reflekslerle bir devlet politika ortaya koyamayacağı gibi bir ulusta yaşayamaz, çünkü bu durum arkaik bir düşüncedir.

 

Kaldı ki İran dahil ve Araplar ile diğer Müslüman halkların hiçbiri Müslüman badigartlığına soyunmadığı gibi bu yolda kıçını bile oynatmamaktadır.

 

Büyük Türk ulusunun bu acı verici Müslüman badigartlığı sendromundan Atatürk’ün ışıklı yolundan giderek mutlak anlamda kurtulması bir numaralı yaşamsal sorunumuzdur.

 

Öyle diğer Müslümanlar için bedava can vermek yok, her ulus çağa uygun olarak aklını kullanacak ve kendi varlığını kendisi koruyacaktır.

 

Bu ne tarihsel bir beladır ki, dünyanın herhangi bir coğrafyasında Müslümanların başlarına bir şey gelince ağızlarını açıp Türkiye’ye bakmaktadırlar.

 

Bizdeki üçkağıtçı politikacılarda Türklerin bu tarihsel koşullanmışlığından yararlanarak oy toplamak üzere Türkün can ve malını bu miskin topluluklar uğrunda harcamaktadır.

 

Yeni politikalarımız dinsel koşullanmışlıktan kesinlikle temizlenmelidir.

 

Bireysel olarak yakınları uğrunda fedailik yapanlar yaşamlarını perişan ettikleri gibi uluslarda dinsel reflekslerle hareket ettiklerinde mahvolurlar.

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Devlet Bahçeli Tayyip Erdoğan’a olan imanını tazeledi!
AKP’de Allah ile aldatmaya ilaveten Atatürk ve Türk milliyetçiliği takıyyesi
AKP’nin Türk Milletine karşı Arapçılık politikası ve vatan ihaneti!