Modern Türkiye şeyhler, cemaatler ve Ortadoğu sefil din sürüleri kıskacında

Modern Türkiye şeyhler, cemaatler ve Ortadoğu sefil din sürüleri kıskacında
11 Ocak 2020 16:24

Yazının başlığı konunun içeriğini tek bir tümce ile özetlemiş olarak 18 yıllık Recep Erdoğan’ın iktidar sürecinde ajandasına en titiz şekilde aldığı ve modern Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bu yöntemle çağın dışına atarak ilkel Ortadoğu ve Afrika ülkeleri seviyesine sürüklediğini acılarla yaşadığımız bu dönemi dikkate aldığımızda çok net bir şekilde görmekteyiz.

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

Atatürk modern Türkiye’yi kurduktan sonra yaptığı bir yığın devrimlerle ülkemizi zifiri karanlıklardan kurtardığı gibi halkımızı da akıl ve bilimin rehberliğinde aydınlık ufuklara yönlendirmiş, Batı uygarlığının temelleri atılmış, gelecek kuşakları da kökten etkileyecek ilerici kadrolar yetiştirmiştir.

 

 

Atatürk bu devrimleri yaparken önce insanlarımızı zifiri karanlıklara götüren pislikleri devlet yönetiminden, sosyal ve kültürel yaşamımızdan buldozerlerle dipten kazımış, sonra akıl ve bilimi beyinlere yerleştirmiştir.

 

 

Atatürk’ün devrim yasalarıyla temizlettiği necaset yuvaları olan tekke ve zaviyeler ile bu miskin yuvalarının başları olan şeyhler, meczuplar, cemaat reisleridir.

 

 

Şu bilinen bir gerçektir ki, hangi konuda olursa olsun bir arenadan pislikleri, necaseti temizlemedikçe oraya hiçbir yeniliği ve hiçbir güzelliği götüremezsiniz.

 

 

Önce ulusal bir temizlik, sonra devrimler.

 

 

Devrim yapmanın felsefesi de budur zaten.

 

 

Atatürk ikinci olarak ne yapmıştır?

 

 

Türk ulusunu ‘’Misak-i Milli’’ dediğimiz milli sınırlar içine çekerek yüzyıllar süren acılarımıza son vermiştir.

 

 

Yüce Atatürk bu karara Türk ulusunun yaşadığı acıları bizzat kendisi de yaşayarak karar vermiştir.

 

 

Aynı zamanda bir Osmanlı subayı olan Atatürk imparatorluğu kurtarmak ve yine İslam dünyasının da içinde olduğu devleti korumak için bütün cephelerde savaştı.

 

 

Irak’tan Libya’sına kadar.

 

 

Trablusgarp’ta savaşırken gözünden yaralandığını biliyoruz.

 

 

Ama Atatürk o zamanlar Osmanlı sınırları içinde olan Arap nüfusun yaşadığı coğrafyayı savaşarak korumaya çalışırken çok acı olaylarla karşılaştı!

 

 

Neydi bu acı olaylar?

 

 

Kendilerini yüzyıllarca akıttığı kanlarıyla koruyan, Anadolu’nun mal varlıklarını Peygamber kavminden diye oralara aktaran Türk askerini haçlı ordularıyla bir olup Arapların sırtından hançerlemeleridir.

 

 

Bir de Atatürk buralarda ne gördü?

 

 

Ortadoğu Arap dini inancının cehalet bataklıklarını gördü.

 

 

İşte Atatürk geçen yıllar içinde kafasında şekillendirdiği modern Türkiye’yi kurmak için içte ve dışta Arap dini bataklıklarına karşı savaş başlattı.

 

 

Bu inanç bataklığının içteki üreme merkezleri cemaatler, tekkeler, zaviyeler ve onların pislik üreten mensupları olan, şeyhler, dervişler, meczuplardı.

 

 

Atatürk milli sınırlar içine çekildiği için Ortadoğu inanç bataklığı o tarihlerde o kadar etkilemiyordu.

 

 

Ortadoğu Arap ve diğer sefil din sürüleri cehaletleri ile bir lağım içinde yaşarken Türk ulusu Atatürk önderliğinde çoktan modern yaşamın ufuklarını görmüş, iliklerine kadar bunu duyumsuyordu.

 

 

Ortadoğu din sürüleri öyle bir inanç lağımının içinde bulunuyordu ki, Türk ulusunun erişeceği modern seviyeyi anlayamadığı gibi, ‘’modern’’ sözcüğünün ne anlam içerdiğini bile bilmiyordu.

 

 

‘’Devrimler kısa, karşı devrimler uzun sürer’’ saptaması çok doğrudur.

 

 

Şu da bilinen bir gerçektir ki, bütün alçaklar, hırsızlar, devlet ve millet soyguncuları, katiller ve vatan satıcıları için en büyük kamuflaj aracı dindir.

 

 

 

Sadece onlar mı?

 

 

Tabii ki değil!

 

 

Zina edecekse dini kullanır, Allah adına dini nikah yaptığını söyleyerek birden fazla kadını seks kölesi olarak kullanır.

 

 

Dar-ul harp diyerek milletin devletin malını hortumlar ve Allah için cihat yaptığını söyler, hissettirir.

 

 

Kurslarda oğlan ve kız çocuklarına hayasızca tecavüz ederler.

 

 

Cemaat ve tarikat şeyhleri din adına insanlara yalanlar söyleyerek onları kendilerine köle eder, işlerinde çalıştırır kazançlarını ellerinden alırlar.

 

 

Cemaat reisleri ve şeyhler dünyada şeytanın şekillendiği alçak pezevenklerdir.

 

 

Bunların hepsi çıkarlarına düşkün pislik ruh hastalarıdır!

 

 

Bu şeyhler, pirler, cemaat reisleri sarık ve cüppe giyinmiş, kendilerini Allah’a ortak koşan müşrik necasetlerdir.

 

 

Bu sarıklı cüppeli müşrik necasetler felsefe ve bilim düşmanlığı yaparak insanları kendi gölgeleri altına çağırırlar ki bunu güya alim olduklarını söyleyerek yaparlar.

 

 

Yine bir Arap giysisi olan cüppe ve sarık giymiş olan Peygamber amcası Ebucehil bu şerefsizlerden daha alimdi.

 

 

Bilim ve felsefe ile uğraşan bireyler özgür düşünecekleri için bu sarıklı cüppeli şeytanlara köle olmayacaklarını bildiklerinden çağdaşlığa aşırı düşmandırlar.

 

 

Araştırma ve şüphe akıl ve bilimi rehber edinmiş toplumlarda olur, araştırmadan körü körüne inanmak ise cahil toplumların işlevidir ve bunu da din bataklığı yolu ile yaparlar.

 

 

Ortadoğu din bataklığı dolayısıyla tüm İslam dünyası sanki bir cehennemin içinde yaşamaktadır.

 

 

Afganistan’dan Afrika ülkelerine kadar Müslümanlar kitleler halinde birbirlerini katlediyorlar.

 

 

Karşı tarafı toptan katledenler bunu yaparken bunu Allah ve din adına yaptıklarını söylemektedirler.

 

 

Allah adına 1400 yıllık katletme geleneği Ortadoğu ve Afrika’da bugüne kadar hız kesmeden geldi ve her geçen gün de artmaya devam ediyor.

 

 

Çünkü ucuz değil, karşılığında cennet ve oradaki tomurcuk memeli çok güzel huriler verilecek kendilerine.

 

 

Ve eşi benzeri olmayan bir yığın nimet vaat edilmiş kendilerine!

 

 

Bu coğrafyada hangi akl-ı evvel kaçırır bu nimetleri, randevuevlerinde bile olmayan içi dışından görünen sütten beyaz huri dedikleri eşlerine sadık süper kadınları!

 

 

İşte Ortadoğu ve Afrika’nın bu sefil din sürüleri cennete girip onlarca verilecek hurilerle hiç doymamacasına seks yapmak için insanları katlederken aradan geçen uzun yıllar içinde yavaş yavaş bir gerçeğin ayırdına vardılar.

 

 

O da Türkiye Müslüman bir ülke olmasına rağmen diğer İslam ülkelerinde bugüne kadar olmayan-petrol zengini birkaç krallık hariç-bir gönencin(refah) içinde olduğunun ayırdına vardılar.

 

 

Bu Ortadoğu sefil din sürüleri ayırımına vardıkları bu Türkiye gerçeği karşısında hem daha rahat konforlu bir yaşama kavuşmak, hem de Ortadoğu’yu ateşe verdikleri din bataklığını ülkemize taşımak için kitlesel fırsat kolluyorlardı.

 

 

İşte Ortadoğu sefil din sürüleri bu fırsatı Recep Erdoğan’ın iktidarı ile birlikte elde ettiler.

 

 

Şimdi burada bu yazının hemen püf noktasını yazıyorum.

 

 

Yüce Atatürk modern devrimleri yerleştirmek için yukarıda da bahsettiğimiz gibi iki temel unsur neydi, bir onları anımsayalım.

 

 

Birincisi tekke ve zaviyeler ile cemaatleri devrimlerle yok etmesi, başlarındaki insanları köle eden şeytan kılıklı şeyhleri, reisleri yasaklaması.

 

 

Diğeri de diğer İslam dünyasının Türk ulusuna haçlılarla birleşerek yaptıkları sırttan hançerlemeler dolayısıyla milli sınırlar içine çekilerek ‘’ulus devlet’’ kurmasıdır.

 

 

Recep Erdoğan ise modern Atatürk Türkiye Devleti’ni yıkıp yerine Ortadoğu tipi bir devlet kurup yönetmek için Atatürk’ün yatığı iki önemli olayın tam aksini yapıyor.

 

 

Bunlardan birincisi çeşitli vakıflar ve cemaatler adı ile açılan gerici yuvalarını çoğaltmak ki bunlar değişik adlar altında devletin bütün birimlerine sızdılar.

 

 

Diğeri ise Atatürk’ün Türk ulusunu bozmasın ve sırtından hançerlemesin diye kültürel, sosyal, dinsel olarak ilişiğini kesip, sınırlarını da kapattığı İslam dünyasının sefil din sürülerini milyonlar halinde ülkemizin her tarafına yerleştirmektir ki her gün on binlerce insan çöplüğü bu ateş içindeki geniş coğrafyadan akın akın gelmektedir.

 

 

Recep Erdoğan tarafından ajandasına uygun olarak taammüden gerçekleştirilen ve bir ulusun yok oluşunu sağlayacak olan modern Türkiye şeyhler, cemaatler ve Ortadoğu sefil din sürüleri kıskacında acılar içinde kıvranmaktadır.

 

 

İranlı bir sosyologun ‘’İslam coğrafyasından şeriat yüzünden kaçanlar refaha kavuşunca orada da şeriat için gösteri yapar…’’ mealindeki sözlerini hiç unutmam.

 

 

Türkiye’ye gelip refaha kavuşan Ortadoğulu sefil şeriatçı din sürüleri bu konuda çok daha rijit!

 

 

Çünkü halkı Müslüman olduğu için Türkiye’de hem daha fazla refaha kavuşup, hem de şeriat propagandasını daha rahat yapacaklarının hesabını yapıyorlar.

 

 

Ve işin çok acı taraflarından biri de Türkiye’ye Recep Erdoğan tarafından sokulan Ortadoğu ve Afrika sefil din sürüleri ile içteki çeşitli vakıflar altında kurulan şeriatçı cemaat örgütleri aynı çatı altında konfederasyon kurmuşlar gibi birlikte çalışmaktadırlar.

 

 

Bu şeriatçı cemaatlerin tümü Ortadoğu sefil din sürülerinin öğrenci olanlarına da zamanı geldiğinde kullanmak üzere ayni ve nakdi yardımda bulunmaktadırlar.

 

 

Türk ulusu ve ülkemiz yukarıda açıklamaya çalıştığım iki nedenden dolayı çok büyük tehlike altındadır.

 

 

Ülkemizi işgal eden milyonlarca-Suriyeliler ile birlikte 10 milyondan aşağı değil-Ortadoğu ve Afrika sefil din sürülerinin modern Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkıp yerine ilkel bir yönetim kurmak için fırsat kollayan şeriatçı cemaatlerle arenaya inecekleri günü beklemediklerini kimse iddia edemez.

 

 

Tüm aydınlar, yurtseverler çok uyanık olmalıdır.

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Beni yıkamayan her şey beni güçlendirir
Türk ulusunun ebedi önderi büyük deha yüce Atatürk diyor ki
Savaşçı