3. havalimanında kritik bir soru!

3. havalimanında kritik bir soru!
27 Eylül 2018 09:53

Türkiye’nin en büyük ve en tartışmalı projesi 3. Havalimanı 29 Ekim’de açılacak. Açılış tarihinin 31 Aralık’a ertelendiği haberi, bizzat Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından yalanlandı.

 

Çiğdem Toker / Sözcü
Metrosu yok, bagajlı otobüsle ulaşım ihalesi iptal edildi ama olsun, açılacak. 3. havalimanı o tarihte tam olarak açılmış olmayacak, Atatürk Havalimanı hemen kapanmayacak, kademeli olarak hizmet vermeyi sürdürecek. Devlet aynı anda iki havalimanı için şirketlere, bütçeden garanti bedelleri ödeyecek; ama olsun. Açılacak. Açılmalı çünkü…
Yaklaşan takvim, inşaatın hızlanmasına, hız ihtiyacı da çalışanlar üzerinde muazzam bir baskıya yol açıyor. Fakat işçiler insanlık dışı koşullarda çalıştıklarını duyurma çabalarını dört duvar arasına gönderilerek ödedi. Kapıları robokop giyimli jandarma tarafından tekmelenerek gözaltına alındı.
Vermedikleri ifade tutanakları imzalatıldı. Şimdi de cezaevindeler. İnşaat İş Sendikası da dün bir işçinin daha öldüğünü açıkladı. Duyan?

★★★

3. havalimanı, yap-işlet-devret (YİD) modeliyle yaptırılıyor.
Yaptıran Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ). Ola ki şirket kredi borçlarını ödemekte zorlanırsa, borcu üstlenen kamu şirketi.
Normalde “patronu” devlet olan bir projede, kamunun işçileri gözetmesi, bacaklarda tahtakurularının yara açtığı iddiasını ciddiye alması beklenir. Fakat sosyal bir hukuk devleti olmaktan hanidir çıkıldığı için bakanlık, şirketi cansiperane savunmaktan, sorunları yerinde görmek yani asli işlerini yapmak için şantiyeye giden muhalefet milletvekillerini kriminalize etmekten kaçınmıyor.
Bu kadar devasa ölçekli bir altyapı projesinin sorun üretmesinden daha olağan bir şey olamazken, en küçük bir eleştiri, yakınma, akla ziyan biçimde “vatana ihanet” suçlamasına çarpıyor. Belli ki, 3. havalimanı, rejim için adeta bir beka sorununa dönmüş durumda.
İşçiler haklarının gasp edildiğini maaşların elden ve eksik yatırıldığını (yani aslında devletin vergi kaybına uğratıldığını) yemeklerin kalitesiz ve yetersiz olması nedeniyle doymadıklarını, ikinci tur yemek sırasına girdiklerini anlatırken, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, şöyle bir açıklama yapıyor:
“36 bin çalışana ulaşan İstanbul Yeni Havalimanı şantiyesi, orta büyüklükte bir ilçe nüfusuna sahiptir. Bu büyüklükteki şantiyede kuşkusuz çalışanların temizliğinden, sağlığına, içme suyundan yemeğine kadar büyük bir organizasyon gerekmektedir. İGA yönetimi de bunu büyük bir başarı ile sürdürmektedir.”
Sanırsınız İGA, beş müteahhitlik şirketinden oluşan bir şirket değil, çalışanları devlet memuru olan bakanlığa bağlı bir genel müdürlüktür. Nereden nereye…

★★★

3. havalimanı inşaatı başladıktan kısa bir süre sonra aldığım davet üzerine o sıra toprak olan şantiye alanına gitmiş ve o zamanki İGA CEO’su Yusuf Akçayoğlu ile görüşmüştüm.
Rakip firma TAV’ın yöneticisiyken İGA’nın “transfer ettiği” iddialı bir isim olarak anılan Akçayoğlu’na, 3. havalimanı meselesini başından bu yana gündeminde tutan CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun “kot” maliyet iddiasını da sormuştum. Akçayoğlu, inşaat hazırlıklarını uzun uzun anlatmış ve kot düşürülmesinin bir maliyet farkına yol açıp açmayacağının ancak inşaat tamamen bittiğinde anlaşılacağını ve netleşebileceğini söylemişti. Net vurguladığı konulardan biri de “bu projeye çok inandığını, inanmasa gelmeyeceği”ydi.
3. havalimanına “çok inandığı için geldiğini söyleyen” Akçayoğlu, hiç beklenmedik bir anda nisan sonunda istifa ederek şirketten ve projeden ayrıldı. O günlerde kendisini arayarak ayrılış nedenini öğrenmek istedim. Ancak nezaketle konuşmak istemediğini söyledi.
Erdoğdu’nun son basın toplantısında Akçayoğlu’na ayırdığı bir bölüm dikkat çekmeyecek gibi değil. Havalimanı kotunun düşürülmesine bağlı olarak maliyetin de düştüğü anlatılan bu bölüm şöyle bitiyor:

★★★

“Bizim tespitlerimize göre yatırım tutarı ile gerçekleşme arasında 2.5 milyar Euro’luk bir fark bulunmaktadır. Bu durum ihale şartlarının ihale sonrası değiştirilerek haksız kazanç yaratılması anlamına gelmektedir. İnşaat maliyetlerinde yaşanan bu usulsüzlüklere itiraz ederek bütçeleri ve hakedişleri imzalamayan İGA eski CEO’su Yusuf Akçayoğlu’nun önce darp edildiği daha sonra görevden uzaklaştırıldığı bilgisi bizlere ulaşmıştır.”
Dünyanın en büyük havaalanı projesini inşa ve işletmeyi üstlenen şirketin bir numaralı isminden bahsediyoruz. Ve buradan hem İGA’ya hem İGA’yı oluşturan şirketlere hem de bakanlık ve DHMİ tarafına soruyoruz:
CHP Milletvekili Erdoğdu’nun eski İGA CEO’su ile ilgili olarak gündeme taşıdığı “darp ve görevden uzaklaştırma” iddiası doğru mu?
Doğruysa bunun gerekçesi maliyet usulsüzlükleri mi?

https://www.sozcu.com.tr/2018/yazarlar/cigdem-toker/3-havalimaninda-kritik-bir-soru-2648340/

Yorumlar

Yorumlar