Cihat Yaycı’nın görev değişikliği ne anlama geliyor?

Cihat Yaycı’nın görev değişikliği ne anlama geliyor?
18 Mayıs 2020 08:56

Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki en büyük kazanımı olan Libya Anlaşması ve FETÖ’ye karşı mücadelenin en kritik aracı olan Fetömetre’nin mücidi, Tümamiral Cihat Yaycı’nın gece yarısı kararı ile pasif göreve atanması ne anlama geliyor? Kasım 2019’da, Libya ve Türkiye arasında imzalanan anlaşmanın mimarıydı. Uluslararası standartlara uygun olarak yeniden çizdiği deniz yetki alanları haritası ile Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve çıkarlarının savunulmasına en somut katkıyı yaptı.

 

 

Hizmetleri bununla da sınırlı değildi; mucidi olduğu Fetömetre ile Türk Deniz Kuvvetlerinde, Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ) karşı mücadelenin sembolleşen isimlerinden biri haline geldi. Birçok terör örgütü mensubu onun sayesinde yakalanarak itirafçı oldu. Örgüt Fetömetre ile büyük bir darbe yedi.

Türkiye’de, Tümamiral Cihat Yaycı, gece yarısı yayınlanan sürpriz ‘Cumhurbaşkanlığı Kararı’ ile Genelkurmay Başkanlığı karargâhına, bir başka deyişle pasif göreve atandı. Yaycı’nın hakkında, Savunma Bakanı Hulusi Akar ile arasının bozuk olmasından tutun da, Türkiye’nin ABD ve NATO’ya verdiği siyasi tavizlerin kurbanı olduğuna kadar birçok iddia dile getirildi.

Emekli Amiraller Semih Çetin ve Mustafa Özbey, Yaycı’nın görev değişikliğini Cumhuriyet’ten Birol Güger’e değerlendirdi.

 

 

“FETÖ İLE MÜCADELE İNANDIRICILIĞINI YİTİRDİ”

 
Amiral Yaycı’nın son dönemde altına imzasını attığı, Doğu Akdeniz bağlantılı birçok kararlı adımın, ‘hükümetin izlediğini iddia ettiği’ çizgiyle tamamen örtüştüğünü belirten ve bu yönüyle atamanın oldukça sürpriz olduğunu belirten emekli Amiral Semih Çetin şöyle devam etti:

“Bu politikaların mimarı ve Deniz Kuvvetleri’nin akademik kariyeri en yüksek komutanı olan Yaycı’yı bu görevden alıp, geri plana atarsanız bu kafa karışıklığı yaratır. Şimdi şuna bakmamız gerek, bu görev değişikliğine en çok kimler seviniyor? Açık ve kripto FETÖcüler ve Yunanlılar. Zaten geçen haftalarda da bu görev değişikliğini haber vermişler. Süreç içinde Yunan basınından çıkan yüzlerce makale ve haberi okudum; Yaycı resmen Yunanlıların hedefindeydi. Bu iki odak seviniyorsa, Yaycı’nın görevinden alınması Türkiye açısından iyi bir gelişme değildir.”

“Bir de FETÖ’yle mücadele diyorduk… Bu mücadele zaten yarım yamalak sürüyordu; siyasilere dokunmayan o mücadele de artık halkın gözünde inandırıcılığını tamamen yitirdi. Şimdi de yarım kalmış bir mücadelenin müzakereye dönüşüne mi tanıklık edeceğiz bilemiyorum…”

 

 

NATO – ABD – AB BASKISININ BİR ÜRÜNÜ MÜ?

 
“Ancak FETÖ’den ziyade burada en önemli konu Doğu Akdeniz; Türkiye Doğu Akdeniz’de geri adım atacak mı? Acaba NATO, ABD veya herhangi başka bir güç (AB ve Yunanistan zaten işin içinde) Türkiye’ye Doğu Akdeniz politikalarında geri adım atması için, ekonomik yaptırım tehdidiyle baskı mı yapıyor; bu da dikkat edilmesi gereken ikinci husus. Benim görüşüme göre, Yaycı’nın görevden alınmasıyla birlikte Doğu Akdeniz’deki çıkarlarımızı savunan çizgiden bir miktar geri adım atacağız gibi gözüküyor. Bu noktadan geri adım atmak demek, Mavi Vatan’dan, kilometrelerce karelik vatan suyundan kopmak anlamına gelecek.”

“Cihat Yaycı ile birlikte çalışma şansım olmadı, ancak daha evvel Kıbrıs-Yunanistan daire başkanlığı yaptım. Doğu Akdeniz’de o zamanlar temellerini attığımız, uygulamaya karar verdiğimiz politikaların bu son dönemde Yaycı sayesinde hayata geçtiğini gördüm. Çok da memnun oldum ama şimdi maalesef böyle bir durum ortaya çıktı. Bundan sonra yapmamız gereken şu: Doğu Akdeniz ve bilhassa Libya konusundaki politikalarımızın takipçisi olmalıyız. Oralarda geri adım başlarsa benim dediğim noktaya geliriz.”

Mavi Vatan konusunu yakından izleyenler için, Yaycı’nın bir gece yarısı operasyonu ile görevinden alınmasının oldukça sürpriz olduğunu iddia eden emekli Amiral Mustafa Özbey de bu olayın, zamanlama olarak dört günlük sokağa çıkma yasağına denk gelmesinin de adeta operasyonun bilinçli bir şekilde planlandığını gösterdiğini öne sürerek şöyle devam etti:

“Mavi Vatan dediğimiz konu bir ulusal çıkar davasıdır ve siyaset üstüdür. Bugün, Türkiye’yi kendi karasularına sıkıştırıp boğmayı hedefleyen, ‘II. Sevr’ şeklinde tarif edebileceğimiz bir süreç yaşanıyor. Buna Türkiye’de karşı çıkan birkaç avuç amiralden bir tanesi de sevgili Cihat Yaycı’dır. Bu konuda Cem Gürdeniz’i de takdir ve şükranla anıyorum. Fakat bu konuda Cihat Yaycı’yı farklı kılan, Mavi Vatan’ın Türkiye için İsrail, Mısır ve Libya’ya kadar uzandığını kendi geliştirdiği algoritma ile tüm dünyaya ispat etmiş bir çalışmaya imza atmış olmasıdır. Tablo böyle olunca, Doğu Akdeniz’de geliştirdiğimiz tezleri, Cihat Yaycı amiralin geliştirdiği o doktrine dayandırıyoruz. Daha önce teoride işlenen Mavi Vatan konusu, Libya Anlaşması ile birlikte somutlaştı ve o ana kadar Türkiye’nin bu hedefleri gerçekleştireceğine inanmayan Yunanistan, Güney Kıbrıs ve onu destekleyen ülkeler, Doğu Akdeniz’i Türkiye’den Libya’ya kadar bölen ve planlarını altüst eden bir durumla karşı karşıya kaldı.”

 

 

“DEMEK, FETÖCÜ HAİNLER HALA İÇİMİZDE…”

 
“Cihat Yaycı Amiral aslında hep hedefteydi. 15 Temmuz’daki FETÖ kalkışması olduktan sonra Türkiye Cumhuriyeti içindeki hainleri yakalama konusunda önemli çabalar gösterdi ama sonunda Yaycı’nın mucidi olduğu Fetömetre adlı algoritma, örgüt mensuplarının tüm irtibatlarını, hayır diyemeyecekleri şekilde ortaya çıkardı. Fetömetre ile bulunan örgüt mensuplarının tamamına yakını suçlarını kabul etti ve Fetömetre sayesinde Silahlı Kuvvetler, FETÖ pisliğinden ve lanetinden temizlendi.”

“Yaklaşık bir buçuk ay önce sosyal medyada, FETÖ ile ilişkili hesaplarda, Yaycı’nın ipi çekilecek, Yaycı açığa alınacak şeklinde bazı yorumlar çıktı. Bu da demek oluyor ki, Sayın Cumhurbaşkanının önündeki, Cihat Yaycı ile ilgili kararname, içeride birileri tarafından izlenmiş ve onlar da Yaycı açığa alınacak diye zil takıp oynamaya başlamışlar, durum bu. Dolayısıyla bundan çıkacak bir ipucu daha var; demek ki içimizde hala FETÖcü hainler var, durum bu kadar açık.”

“Cihat Yaycı’nın böyle bir itibarsızlaştırmayı hak ettiğini kesinlikle düşünmüyorum. Umarım Cumhurbaşkanı da toplumun hassasiyetini dikkate alır ve konuyu yeniden değerlendirir. Önümüzde Yüksek Askeri Şura var, hiçbir amiral, kendisine soruşturma açılmış ise bu şuraya terfi ettirilmek amacıyla sokulmaz. Bunun, Şuraya birkaç ay kala yapılmış olması da Amiralin terfisini engellemek için yapılmış planlı bir operasyon olarak görülüyor. Bunun FETÖ tarafından planlandığını düşünmek istemiyorum, ancak FETÖ’nün operasyonlarına kolaylık sağladığını da maalesef belirtmek isterim.”

“Türkiye, geçmişte de ulusal çıkarlarını zorlayan siyasi baskılarla karşı karşıya kalmıştır. Örneğin, 70 cente muhtaç olduğu dönemde, Demirel tarafından Amerikan üslerini kapatabilmiştir. Şayet şu günlerde, Türkiye’nin finansal sıkıntılarının yanına, Mavi Vatan gibi konularda taviz vermesi siyasi fatura olarak dayatılıyorsa, Türkiye buna direnmelidir. Cihat Yaycı Amiral ile ilgili durum bu yönü ile de değerlendirilmelidir. Bu durumu, “Bunun faturası Cihat Yaycı üzerinden ödenecek” görünümünün dışına çıkarmak gerekir.”

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar