Bakalım, daha ne kadar düşecekler

Bakalım, daha ne kadar düşecekler
13 Eylül 2013 17:30

Bir kötü adam kendine iş yapması için bir başka kötü adamı kullanmaktadır.

 

 

Safile USUL H&H YORUM

 

 

Fakat gün gelir, patron olan kötü adam görür ki, emrinde çalışan adam kendisinden bin kat daha kötü olabilmektedir ve patron olan kötü adam şöyle düşünmeye başlar…

 

“Vay, be, ne kötülük potansiyeli varmış bunda, beni fersah fersah geçti, aman ben bununla arama esaslı bir mesafe koyayım.”

 

Şu kısaca çizdiğim tablo ABD-AKP ilişkisinin aldığı son mahiyeti gösteriyor.

 

Nitekim…

 

ABD Dışişleri sözcüsü Marie Harf’ın dün yaptığı açıklama da bunu gösteriyor…

 

Şöyle ki…

 

ABD sözcüsü Harf, Davutoğlu’nun Suriye’ye askeri müdahaleden vazgeçilerek, Suriye’deki kimyasal silahların imha edilmesi seçeneğine yanaşılmasına, “Bu kozmetik bir çözüm” demesi ve Suriye’ye askeri müdahale istediklerini ifade etmesine karşılık olarak yaptığı açıklamada, “Bölgesel istikrar için en iyi yol askeri harekat değil.” dedi…

 

Suriye’ye askeri müdahaleyi ABD’den, Pentagon’un derin dehlizlerinden çok daha ateşli, milyon kez daha ateşli olarak isteyen bizdeki Hükümet bu açıklamadan dolayı utanmış mıdır derseniz…

 

Nerde, Davutoğlu’nun az önce NTV’de canlı yayında izledim.

 

İçindeki nefreti gözlerine yansıtmamak için gözlerini kısarak yaptığı konuşmada Esad için, “Miloseviç” benzetmesi yapmakla ve cezalandırılmasını istemekle meşguldü.

 

Oysa, dünyanın en samimiyetsiz haliyle Suriye’de ölen insanlardan bahseden Davutoğlu, eğer birazcık vicdanı olsaydı kendisinin ve Başbakanının, bir savaş, bir askeri müdahale olduğunda komşu ülkede yaşayan halkın nasıl bir korku içine gireceğini, annelerin çocuklarını koruma endişesi ile nasıl ölüp, ölüp dirileceklerini, esnafın perişan olacağını, insanların aç, susuz, elektiriksiz kalacağını, karaborsanın nasıl patlayacağını vs. bir an düşünürdü.

 

Eğer birazcık asaleti olsaydı da…

 

Hemen yanıbaşımızdaki komşu ülkenin başına bomba yağması için bu kadar istekli olamazdı.

 

İnsanda biraz da asalet olur, biraz da bir seviye…

 

Komşusuna bu kadar da mı ihanet eder insan?

 

Orası bir ülke, bir rejim, demokrasisi yok ama sahip olduğu düzey Davutoğlu ve Başbakanının flört ettiği birçok ülkeden daha iyi.

 

BM RAPORU BELİRSİZ OLACAK

 

Pazartesi günü açıklanacak olan BM raporunda, 21 Ağustos tarihinde Suriye’de kimyasal silahı kimin kullandığı konusunda belli bir isim zikredilmeyeceği söyleniyor.

 

Bugünkü Avrupa basınında buna dair okuduğum bir haberi kısaca paylaşayım şimdi…

 

“Üst düzey bir BM kaynağının ve bazı diplomatların verdiği bilgilere göre, BM’nin pazartesi günü açıklanacak olan raporunda kimyasal silahın kim/kimler tarafından kullanıldığına dair doğrudan bir isim zikredilmeyecek.”

 

Bu haberden şu anlaşılıyor…

 

BM’nin şüpheleri var ama elinde bir isim zikredecek kadar gösterge yok.BM, kanımca hem Esad Hükümetine bağlı birimlerden hem de muhaliflerden şüpheleniyor ama…

 

Esad’ın payının kimyasal silah kullanmak veya buna izin vermek olmadığını ancak kendisine bağlı askeri yapılarda kimyasal silah kullanma eğilimin olduğunu, Esad’a bağlı birimlerin yanı sıra, muhaliflerin de kimyasal silah kullanmış olduğu kanısında.

 

Ancak yeterli delil yok elinde…

 

Dolayısıyla ortaya bir karışık çıkacak rapordan muhtemelen.

 

Şunu da belirtmek gerekir…

 

Kimyasal silah Ortadoğu’nun siyasal ve ekonomik kültürüne bağlı olarak Suriye, Irak vb. gibi ülkelerde birbiri ile savaşan güçlerin birbirlerine karşı kullanmaktan imtina etmeyeceği bir araç.

 

Ayrıca, hem ucuz hem de yapımı kolay…

 

Ancak şu anda Esad yönetiminin Rusya’nın dizaynı ile kimyasal silah sözleşmesine imza atması ve kimyasal silahların kullanımının yok edilmesine yanaşmış olması çok önemli bir adım.

 

Bir de…

 

Askeri müdahale diye bağıran bizdeki Hükümetin şunu bilmiyor olmasına da imkan yok ki…

 

Suriye’de askeri bir müdahale ve savaşın yaratacağı bulanık ortam kimyasal silah kullanımını tetikler ve daha da imkanlı hale getirir.

 

Ama tabii, zaten onların derdi insanların kimyasal silahtan ölmemesi değil.

 

Ateşli ihtirasları ve günahkar benlikleri.

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Kaftancıoğlu İmamoğlu ile doğrudan konuşmalıydı
Çok güçlü bir 10 Kasım
Milli emniyet çağımızda ancak demokrasi ile sağlanabiliyor