İftira

İftira
30 Ocak 2013 22:44

Yıl 1988, Pakistan…

Numan ALADAĞ H&H YORUM

1986 yılında Türkiye’de, bir sempozyumda tanıştığım Muhammed Tagi Osmani, din adamı ve hukukçu’dur. Pakistan vatandaşı olan iyi derecede Türkçe konuşan Afgan Türkü, elektrik mühendisi Savuralp Odman refakatında ziyaretine gittik.

Tagi bey iftira konusunda derin bir sohbete başladı ve bu sohbetteki notları  sadakatla  ALLAH’tan korkuyor-inanıyorum ve vicdan muhasebesi, cüzdan muhasebesine tercihimdir diyebilenlerle paylaşmak istiyorum.
 
   
İFTİRA HAKKINDA DUA:
   
1- ‘‘İnnema yefteril kezibellezine la yuminune bi ayetillah.”
   
Meal-i: ”İftiraya cür’et (Teşebbüs) edenler, ALLAH’ın ayetlerini inkar edenlerdir” buyrulmuştur.
    
    
2- ”Allahümmağfir lena ve limen iğtebnahü.”
    
Meal-i: Bilmeyerek, birisinin gıybetini yaparsa veya gıybet yapanı dinlerse, tövbe-İstiğfar ederek dua etmelidir ki, Cenab-ı Hak dualarını kabul etsin. Gıybetini ettiği kimse hakkında hayır duası yapsın ki üzerindeki hakkı helal ettirsin. O  insanı görebilme imkanı varsa, yüz yüze helallaşsın, eğer görme imkanı yoksa dua etmesi gerekir.  Yukarıda ki, duaları okuyabildiğiniz kadar her gün okuyun. Tedbir okuyandan, takdir ALLAH’tan.
    
    
Bir kimsenin arkasından onu kötülemek, birçok kusurlar isnad etmek gıybet olup İslam dininde çok menfur (Nefret edilen-tiskindirici) bir hareket olarak gösterilmiştir. Resul-ü Ekrem Efendimiz gıybet hakkında hadis-i şeriflerinde: ”Bir kimse gıybet eder de, diğeri onu dinlerse hem söyliyen, hem dinleyen günahta ortaktırlar” buyurmuşlardır.
    
Hazret-i Peygamber Efendimiz haset (Kıskançlık- Çekememezlik) hakkında da ‘‘İman ile haset (Kıskançlık-Çekememezlik) bir arada bulunmaz”. Diğer bir hadis-i şeriflerinde ” haset İmanı ifsat (Düzeni bozma-Kargaşalık) eder” buyurmuşlardır.
Cenab-ı Hak Hazreti Peygamber Efendimizi, insanların gönüllerini nurlandırmak ve bütün dünyayı aydınlatmak için gönderilmiştir.
 
Her mümin bilmelidir ki insanlar cemiyet halinde yaşadığından iyi ahlakın manası, Vatanına, nefsine, ailesi ve komşularına karşı ahlaki görevlerini (Vazifelerini) yapması demektir.
  
Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde de ”Ahlaki vazifelerini yerine getiren kimselerin kıyamet gününde kendilerine yakın olacaklarını ve ahlaki görevlerini yerine getirmeyenlerin de o günde kendilerinden uzak olacağını” beyan buyurmuşlardır.
  
Yine Peygamber efendimiz ”Benim en sevdiğim ve benim nazarımda en sevgili bulunan, kıyamet gününde bana en yakın olanlarınızın kimler olacağını sizlere haber vereyim: Ahlakça en güzel olanlarınız kimler ise, kıyamet gününde bana en yakın olacak onlardır” buyurmuşlardır.
 
   
Tagi hoca, bakın ne söylüyor?

Her Müslümanın nefsine ait bir çok görevleri vardır. Müslüman, nefsini muhafaza ve yükseltmeye çalışmalıdır. İnsan cisimle ruhtan mürekkep olduğu cihet (Yön) ile görevleri cism-i ve ruhi olarak ikiye ayrılmıştır.
 
1- RUH-İ TERBİYE: Hissimizi, irademizi, zihnmizi daima hakkı olduğu ve fazileti sevmek sureti ile terbiye edebiliriz. Hakikatı araştırarak evham ve hürafattan (Gerçekdışı) uzaklaşmak sureti ile ruhumuzu fenalıklara (Harama karşı) karşı durmakla irademizi terbiye ve takviye etmiş oluruz. Eğer bir müslüman ruhunu temiz tutmak istiyorsa, sürekli okuyup, araştırmalıdır. Nefse hakimiyet ruhi terbiyenin birinci faziletidir.
 
   
2-  MUHASEBE-İ NEFİS: Müslüman olan bir iş işledikten sonra vicdanında heyecan duyar, bunun için muhasebe-i nefis en iyi bir devadır. yaptığı iş hayır ise bir zevk-i vicdani, şer ise bir azab-ı deruni (İçten) hisseder. Müslümanım diyebilen her gününün hesabını ölçmeli ve kendi hakkında ilk hükmü kendi vermelidir. Müslümanım diyebilen vicdanına danışarak vermiş olduğu hükme göre fenalık yaptı ise ALLAH’tan utanmalıdır. İyilik yaptı ise ALLAH’a şükretmelidir. İzzet-i nefis sahibi bir müslüman, riyakar ve ahlaksız kimselere destek vermez ve düşüp kalkmaz. Şahsi menfaaler için ahlaksız ve yolsuz tenezzül etmeyerek namusu ve şerefi ile yaşar. İzzet-i nefis sahibi olmak kibirli olmak değildir.
 
   
T.C.’nin kurucusu M.K. ATATÜRK bakın ne diyiyor? ”Çanakkale savaşını Zaferle kazanmamızın en önemli etkinliği, Kur’an-ı Kerim okumasını bilenler, Kur’an okuyarak önde yürüdüler, okumasını bilmeyenlerde, kelime-i Şahadet getirerek arkada yürüdüler. Arkadaşlar! Türk askerinde ruh ve İman vardır, Zaferi bunun yüzüsuyu hürmetine kazandık” sözleriyle silah arkadaşlarının cesaretini bir kat daha arttırmıştır. Çanakkale savaşında, savaşanlar, biribirine iftira atarak değil, başarıya ulaşmanın muhasebesini yaparak, Zaferi kazanmışlardır.
 
 
Cenab-ı ALLAH, Yüce Türk İslan aleminin kalplerini nifaktan, amellerini gösterişten temizleyen kullarından eylesin dileklerimizle, ALLAH’ın, bereketi ve başarısı üzerinize olsun.
 
  
Vatan şehitlerini, T.C.’nin kurucusu M.K.ATATÜRK’ü ve nesli tükenmiş müslümanları Rahmetle, Gazileri minnetle anar. Hastalara şifa-i şerifler dileriz.
 
  
ÖZDEYİŞLER:
  
Sahipsiz olan vatanın batması haktır, sen sahip olursan, bu vatan batmayacaktır. M.Akif Ersoy)
  
Vatan sağlığa benzer, değeri, kaybedilince anlaşılır. (Süleyman Nazif)
  
Vatan, çalışkan insanların omuzları üstünde yükselir. (Tevfik Fikret)  
  
İftira, kılıçtan daha zalim bir silahtır; çünkü iftiranın açtığı yaralar, hiçbir zaman kapanmaz. (Henri Fielding)
  
İnsan iftirayı ancak önem vermemekle yenebilir iftira; edileni değil, edeni kirletir. (The Circle)
  
İftira kötü köpek gibidir, kaçanın ardından ürür, pervasızca yüzüne baktın mı sesini keser. (G. Cskiy)
  
İsmetinden donsan, kar gibi lekesiz olsan yine iftiradan kurtulamıyacaksın. (Shakespeare)
  
Siyasetin en kötü tarafı, rakiplerine iftira atma yarışıdır. (Numan ALADAĞ)
  
Adilin hiddetinden değil zalimin tebessümünden kork. (Rifat Necdet Evrimer)
  
İnsan, genellikle başkalarına sürmek istediği çamura bulanır. (Cenap Şehabettin)


Yazarın Son Yazıları:
Raf bedeli şartı ve bir kuruş vurgunu
Belimiz ağrıyorsa…
Türk Milletinin teminatı ve 19 Mayıs