Paris’te bir kadın; Yaşamı ve ölümü

Paris’te bir kadın; Yaşamı ve ölümü
14 Ocak 2013 00:06

Anlatı değerler dizisi Walter Fisher tarafından sunulan bir iletişim teorisi. Tüm anlamlı iletişim, bir tür öykü ve anlatımdır.

Mustafa  MERSİNOĞLU H&H YORUM

Olaylar rapor edilir ve insanlar yaşamı sürekli bir öykü gibi algılarlar. Her birinin kendi çelişkileri, karekterleri başlangıcları, ortaları ve sonuçları vardır. Fisher tüm iletişimin aklımızı çelen tarih, kültür ve karekterleri olan bir anlatı olduğuna inanır.

İnsanlar davranışlarını açıklamak ve doğrulatmak için akla uygun bir öykü anlatırlar. Delil ve mantıki bir tartışma yerine. Geleneksel akılcı dünya değerler dizisi, bilginin bilimsel ve felsefi olarak insanların akılcı olduğunu kabule dayanır. İnsanların delillere dayanarak karar verdiklerini düşünür.

Fisher bu modeli çok kısıtlı buluyor ve buna  karşı yeni bir değerler dizisi öneriyor ‘anlatı akılcılığı’.

Fisher’e göre anlatının tutarlılığının en iyi ölçüsü karakterlerin güvenilir şekilde davranması. Biz devamlı aynı davranış şekillerini yürütenlere inanırız ve karekterler başka türlü davranırlarsa bu durumdan şüpheleniriz. Anlatı bizim değerlerimizle ve  tecrübelerimizle uyuşursa kabul görür. 

Paris’te öldürülen Sakine Cansız’ın yaşamı ve ölümü hakkında  çeşitli anlatılar var. Usta gazeteci Ünal İnanç’ın anlattığı işkence görmemiş, PKK kurucusu ve Öcalan’ın sevgilisi olmayan, bebeklerin öldürülmesine ‘Kavgada kurşuna adres sorulmaz’ diyen Sakine Cansız var.

Bir de Özgür Gündem’de yazan Günay Aslan’ın anlattığı ‘bütün zamanların asi ve güzel kadını’ Kürdistan’ın Jeanne d’Arc’ı Sakine Cansız var.

Ayrıca Hürriyet gazetesine Paris’ten yazan Ertuğrul Özkök’ün paltolu Sakine Cansız’ı var. Öldürülme sebebinin öyküsü de binbir türlü.

Değerler dizinize uyanı var mı?  
 

Ocak 2013 Brighton UK

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
‘Bütün insanları bazen kandırabilirsiniz, bazı insanları her zaman ama bütün insanları her zaman kandıramazsınız’
23 Haziran seçimleri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin seçenekleri
‘Ne güzeldir, dağların üstünde onun ayakları, ki müjde götürür’