Çoğunlukçu demokrasiden çoğulcu demokrasiye

Çoğunlukçu demokrasiden çoğulcu demokrasiye
13 Nisan 2015 11:12

Bizim gibi demokrasisi gelişmemiş ülkelerde, “çoğulcu” ve “çoğunlukçu” demokrasi tartışmaları hep yaşanır. Belli bir düzeyde ve kırıcı olmadan yapılan bu tartışmalar yararlıdır. Bu vesileyle toplum da hangi demokrasi biçimiyle yönetildiğimiz üzerinde düşünmek ve tartışmak fırsatı bulmuş olur.

 

 

Av. Kemal AKKURT H&H YORUM

 

 

Çoğunlukçu demokrasi, sayı ve parmak üstünlüğüdür. Mutlak demokrasi de denilen bu rejimde, farklı görüş ve eğilimlere yönetimde söz hakkı tanınmaz. Çoğunluğun aldığı kararlar, sınırsızdır, mutlaktır ve tartışılmaz.
Çoğulcu demokrasi ise, çeşitli görüş ve eğilimde olan parti veya kuruluşlara, yönetimde söz hakkı tanıyan demokrasi biçimidir. Bu şekilde çeşitli eğilimlerin ve düşüncelerin, yönetimde etkisini kabul eden bir siyasi yöntemdir.

 

 

Demokrasi, seçilmişlerin egemenliğine indirgenemez. Bu nedenle, çoğulcu demokrasilerde çoğunluğun mutlak egemenliği reddedilir. Azınlıkta kalanların, siyasal ve kültürel haklarının kabul edilmesi gerektiğini ve azınlığın da bir gün çoğunluk olabilme hakkının verilmesini savunan demokrasi, çoğulcu demokrasidir.

 

 

Çoğunlukçu demokrasilerde devlet, halkın çoğunluğunun iradesine göre yönetilir. Çoğunluğun kararı her şeyin üstündedir ve mutlaktır. Bu anlayışa göre, azınlıkta kalanların hakları önemli değildir. Yasama, yürütme ve yargı arasındaki kuvvetler ayrılığı dikkate alınmaz. Mecliste çoğunluğun istediği her şey kanun olarak çıkar. Parmak hesabı önemlidir. Kanunların Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmesine sıcak bakılmaz. Anayasa Mahkemesi ya kapatılır, ya da atama yoluyla etkisizleştirilir. Bu nedenle de çoğunlukçu yönetim, siyaset biliminde ahlaki ve etik bir yönetim olarak görülmez. Günümüzde, Ortadoğu ülkelerinde tam olarak uygulanan bu sistemin gideceği son durak, otoriter ve totaliter diktatörlüktür. Bu nedenledir ki, geçmişte acı örneklerin yaşandığı batıda, çoğunlukçu demokrasi anlayışı terk edilmiş, çoğulcu demokrasiye geçilmiştir.

 

 

Yasaların evrensel hukuka ve demokratik anayasaya uygunluğunu denetleyen Anayasa Mahkemesi (bağımsız ve tarafsız oluştuğu sürece), çoğulcu demokrasinin güvencesidir. İkinci Meclis olarak Senato’nun kurulması da meclis çoğunluğunu frenleyici bir mekanizmadır. Basın özgürlüğü, üniversitelerin özerkliği, sivil toplum örgütlerinin güçlü olması, çoğulcu demokrasinin olmazsa olmaz güvenceleridir.
Demokrasinin gelişim sürecinde, çoğunluğun devlet yönetimindeki kararlarının tartışılabilmesi, kararların mutlak olmaması, azınlıkta kalanların ve muhaliflerin korunması, düşüncelerin serbestçe ve hiçbir baskı altında kalmadan ifade edilebilmesi, çoğulcu demokrasi için şarttır. Çoğulcu demokraside otorite olmaz. Devleti yönetenlerin aceleyle ve düşünmeden hareket etmesi engellenir.

 

 

Çoğulcu demokrasilerde, her düşünce kendisini ifade ortamı bulur. Bu nedenle, bu demokrasilerde siyasi partilerin önüne seçim barajları konulmaz veya çok düşük barajlarla her görüşün mecliste kendisini ifade etmesi olanağı tanınır. Türkiye’deki yüzde 10 seçim barajı, demokratik hiçbir ülkede eşine benzerine rastlanmayan bir engeldir. Bu baraj bile, ülkemizin çoğulcu değil, çoğunlukçu bir demokrasiye sahip olduğunun açık delilidir. 12 Eylül faşizminin dayattığı bu seçim barajına mevcut iktidarın dört elle sarılması, demokrasi söylemlerini de havada bırakmaktadır.

 

 

Yeni bir anayasa yapılıyor demek için, öncelikle yüzde 10 seçim barajının, düşünce ve ifade özgürlüğünün, örgütlenme özgürlüğünün önündeki engeller gibi anayasa ile ilgili olmayan, yasalarla kolayca düzeltilebilecek “yol temizlikleri”nin yapılması gerekir. Bunlar yapılmadan, “yeni”, hele hele “demokratik” anayasa söylemleri inandırıcı olmuyor…

 

 

Önümüzdeki seçimler, Türkiye’nin çoğunlukçu demokrasiden otoriterliğe mi gideceği, yoksa toplumun tüm renklerinin kendilerini rahatça ifade edebilecekleri çoğulcu bir demokrasiye mi evrileceğinin de seçimi olacaktır…

 
kemalakkurt@hotmail.com
 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Nâzım Hikmet 117 yaşında
70. yılda insan haklarımız
Çocuklarımızın hakları