Davutoğlu fena halde defansta

Davutoğlu fena halde defansta
14 Şubat 2013 00:10

Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun en son anti-diplomatik ve explosif cümlesi, “Esad İsrail’e çakıltaşı bile atamadı.” oldu.

 

Safile USUL H&H YORUM

O günden beri suskundu ve hiç konuşmadı.
 
Hatta Cilvegözü sınır kapısındaki patlamadan sonra dahi konuşmadı.
 
Mesela kendisine uygun olan, bu patlamadan sonra, “Terörist Esad, terörist Suriye rejimi” demek olurdu ki, bu cümleyi aynen bu şekilde hep telaffuz ediyordu Esad’ı yıkmayı kafaya koydukları son bir senede.
 
Fakat artık sustu.
 
Suskunluğunu ilk kez salı günü bozdu Paris’deki Libya zirvesine giderken ama sesi eskisi gibi değil, bu sefer epeyce bir diplomatikti.
 
Diplomatik olmasından daha da önemlisi fena halde defansifti Davutoğlu; yani yumuşak bir savunma tonuna geçmişti.
 
Bakın şimdi, Davutoğlu’nun yumuşacık ifadelerini aktarıyorum…
 
1-“Burada bizi esas üzen, bütün eleştirinin hükümete ve bize dönük nitelik taşımasıdır. İleride etüt edildiğinde görülecek ki gerçek suçluları örtecek şekilde suçlayan muhalefet anlayışı var. Esad suçlu değil, terörü yapanlar suçlu değil, mültecilere kapı açan hükümet suçlu. Böyle bir anlayış olabilir mi?”
 
2-“Irak ve Suriye’deki Kürtlerin sorunları ile ilgilenirken kendi içimizdeki sorunlarla ilgilenmemek olmaz. Türkiye dışında bölgede en kalkınmış, en gelişmiş bölgenin Kürt bölgesi olması nereden geliyor? Türkiye’nin komşusu olmasından. Bu Irak, İran için de geçerli. En zor günlerinde İran’a dostluk göstermeseydik İran’ın karşı karşıya kalacağı tablo bu mu olurdu? Türkiye’ye komşu olmak imkandır, güvencedir.”

 
(Esad ve çakıltaşı polemiğine ilişkin olarak)
 
3-” Biraz Türkçe bilen, açıklamamın bütününü okuyan şunu görür ki burada bir samimiyetsizliği ortaya koymaya çalışıyorum… Savaş kışkırtıcısı olmayı hiçbir zaman düşünmedik. İroni var, bunu anlayamıyorlar.”

4-“Muhalefetin, Suriye’deki olaylardan Türkiye’yi sorumlu tutmaları yanlış. Bakın yanı başımızda iç savaş yaşanıyor. Biz, savaşın Türkiye içindeki etkisini minimumda tutmaya çalışıyoruz. 20 sene önce Irak’ta Saddam, Kürtlerle savaştığında Kürt gruplar gelmedi mi Türkiye’ye? Böyle mi karşılanmışlardı? Türkiye o gün müdahil olmadı diye mültecilerin gelmesi engellendi mi? Şimdi ise 2 yıldır çatışmayı sınır ötesinde tutabiliyoruz. Mültecileri kamplara yerleştiriyoruz.”
 
Davutoğlu görüldüğü gibi savunmaya düşmüş vaziyette. Eski gürleyen günler mazide kalmış olabilir.
 
Ancak tabii, Davutoğlu açıklamalarında yine de eskiye duyduğu özlemi belli ediyor.
 
Mesela diyor ki…
 
“Bölgedeki eski yapılanma sağlam bir zemine oturmadığı için yeniden yapılanma zorunlu.”

 
Yani elinden gelseydi hala eskisi gibi devam ederdi.
 
De…
 
O başkalarını dizayn etmeye çalışırken birileri de Türkiye’nin içi ile çok rahat oynuyor, di mi?
 
Dizayn etmeye giderken dizayn olmak da var işin ucunda.
 
Bir de 4. şıktaki yumuşak savunma cümlesindeki, “Ama biz Irak savaşında da mültecileri almıştık.” cümlesine kendisi de inanmıyordur çünkü mülteci almakla yan devleti yıkmak için önüne geleni silahlandırmanın aynı şey olmadığını Davutoğlu bile biliyordur.


Yazarın Son Yazıları:
İran’da buluşmasalardı daha iyi olurdu
Bir dahaki Cumhuriyet Hükümeti’ne bir rica
İmamoğlu, sistem kurdum, diyor