Türk Milleti 30 Mart sonrası ağır sendroma hazır olmalıdır

Türk Milleti 30 Mart sonrası ağır sendroma hazır olmalıdır
17 Mart 2014 12:24

Yerel seçimlerin yapılmasına on küsür gün gibi çok kısa bir zaman kaldı.

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

Bu bağlamda tüm siyasal partilerin başta genel başkanları olmak üzere yöneticileri, adayları ve en alt birimlere kadar olan yöneticileri ile mensupları büyük heyecan, aşırı beklenti içerisindeler.

 

Ama, öyle tahmin ediyorum ki yukarıda saydığım kitle ile yurttaşların bir kısmı yaklaşan tehlikenin ayırdında değiller.

 

O tehlike nedir?

 

30 Mart 2014 seçimlerinin çok da zaman geçmeyecek hemen ertesinde başta Türk yurdu Doğu ve Güneydoğu’muzda olmak üzere İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi metropol kentler ile yurdumuzun müsait olan her yöresinde okun yaydan fırlaması gibi bir kalkışmanın yaşanacak olması tehlikesidir.

 

Tüm yurtseverlerin ve duyarlı yurttaşların çok yakından takip ettikleri gibi başta PKK’lı dağ teröristlerinin lideri olmak üzere kravatlı teröristlerin lideri ile kurmay heyetleri hem seçim çalışmaları bağlamında hem de 30 Mart 2014 sonrası kalkışmaya halkı hazırlamak üzere özellikle Güneydoğu’muzda ”Kürt halkına özerklik verilmediği taktirde, daha önce 50 bin insan öldü ama bu defa en az 500 bin insan ölür” söylem ve temennisini sürekli tekrarlamaktadırlar ki bu sadece bir ”psikolojik savaş” değil, aynı zamanda halkı silahlı kalkışmaya hazırlama yöntemidir.

 

Bu safhaya nasıl gelindiğini AKP’nin başı BOP’un uzatmalı çavuşu Recep Erdoğan’ın uyuşturmalarına aldanan ‘’göbeğini kaşıyanlar ve milletin malını hayasızca hortumlayanlar’’ dışında tüm duyarlı ve yurtsever yurttaşlarımız çok iyi bilmektedirler.

 

Kısaca, bugün özbeöz Türk yurdunun bölünme noktasına gelmesinin ve işin 30 Mart 2014 sonrası ağır bir sendrom konumuna girmesinin nedeni Recep Erdoğan’ın ‘’Küresel Güçler’’in desteği ile iktidar olarak ona Türkiye’nin Güneydoğu’sunda bir ‘’Kürdistan’’ devletinin kurmasına halkını aldatarak destek vermesi görevinin verilmesiydi.

 

Ve işte Recep Erdoğan bugün bu görevi gerek iktidarının devamı gerekse malum korkuları nedeni ile 12 senedir layıkı ile yapmaktadır.

 

AKP 2002’de iktidar olduğunda ondan önceki iktidarların yadsınamaz çaba ve mücadeleleri ile PKK terörü ‘’sıfır’’ noktasına gerilemişti ki evlere tek bir şehit cenazesi bile girmiyordu.

 

Recep Erdoğan’ın başbakanlığından sonra PKK terörü onun azim ve gayretleri ile pik yapmış,her hafta dizinelerce vatan evlatlarının cenazeleri yurdumuzun her tarafına gitmeye başladı.

 

BOP görevlisi Recep durumu bu noktaya bilerek getirdi.

 

Neden?

 

PKK terör örgütü ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni anlaşma masasına oturttuğunda milyonlarca saf yığınları aldatmak ve ikna edebilmek için.

 

Nitekim öyle olmadı mı?

 

Halk ‘’illallah’’ dedi.

 

’Evlatlarımız ölmesinde ne olursa olsun’’ dedi.

 

Meğerse bu arada PKK terör örgütü ile Oslo ve İmralı’da mercimeği fırına verip işi pişirmişler.

 

Halk uyurken Recep Erdoğan ‘’Küresel Güçler’’in kendine iktidar olma ve devam ettirme karşılığında verdiği görevi en güzel şekilde yerine getirmiş.

 

Halk bunu duyduğunda geriye sadece sürü halindeki milyonca insanı ikna etme görevi kalmıştı.

 

Bu görevi kime yaptırdı?

 

‘’Akil adamlar’’ dediği bir elleri yağda bir elleri balda olan 63 tane beyinlerinde akıldan başka her şey olan gaflet ötesi yaratılmışlara yaptırdı.

 

Ve halkın önemli bir kısmı malesef ikna oldu,milyonlarca dinamik yurtseverler dışında.

 

En son merhalede işin piştiğini anlayınca sivil bölücübaşı, 30 Mart 2014 sonrası için Güneydoğu’da bir ‘’Özerk Kürdistan’’ kurulması noktasında anlaştı PKK teröristleri ve uzantısı kravatlı teröristlerle.

 

Şimdi, bu anlaşma sonucu PKK önderliğindeki sempatizanları Kürtçüler’in bir kalkışmaya yeltenecekleri kesindir.

 

Kimse ‘’olmaz’’ demesin hain Şeyh Sait 1925’te on binlerce insanı nasıl bir anda toplayıp peşine takıp ortalığı yakıp yıktıysa bunlarında aynısını yapması son derece olağandır.

 

1938’de Tunceli’de hainler nasıl isyan edip karakolları basıp askerlerimizi katlettilerse, bu alçak hainlerin de aynısını yapacağı asla gözden uzak tutulmamalıdır.

 

Bu nedenle bir toplu kalkışma neticesi Güneydoğu’nun her tarafında valiliklere, kaymakamlıklara, devlet dairelerine baskınlar yaparak PKK’nın paçavrası sözde Kürt bayraklarını gönderlere asıp buraları silah zoru ile işgal edebilirler.

 

Karakollara topluca silahlı baskınlar yaparak güvenlik kuvvetlerimizi toplu halde şehit edebilirler.

 

Ayrıca,yukarıda belirttiğim gibi başta metropol kentler olmak üzere Türkiye’nin müsait olan her kentinde Devlet’i güçsüz ve aciz bırakmak için her türlü sabotaj eylemleri ile birlikte yine güvenlik kuvvetlerimizin canlarını hedef alan soysuz saldırılar olabilir.

 

Türkiye’yi işte 30 Mart’tan sonra böyle bir felaket bekliyor.

 

Kahraman ‘’Türk Ordusu’’ ve diğer güvenlik kuvvetlerimiz elbette böyle alçak bir saldırıyı püskürtüp yok etmeye muktedirdir.

 

Tıpkı 1925 ve 1938’de olduğu gibi.

 

Ama dünle bugün arasında tek bir fark var.

 

Dün ülkemizin başında bir ‘’Milli Hükümet’’ bugün ise ‘’Küresel güçlerle işbirliği halindeki hükümet’’ var.

 

Dün ülkemizin başında ebedi liderimiz Mustafa Kemal Atatürk vardı, bugün ise kişisel çıkarlarını ‘’Küresel Güçler’’in çıkarları ile birleştiren BOP Eşbaşkani Recep Tayyip Erdoğan var.

 

Recep Erdoğan’ın ağzından düşürmediği ‘’çözüm süreci’’ dediği ‘’ihanet süreci’’nin içi Türk Milleti’nin karşılaşacağı felaketler ve ölüm fermanı ile doludur.

 

Kısaca söylersek ‘’çözüm süreci’’ dediği bir necaset paketinden başka bir şey değildir.

 

Böyle iğrenç ve hain sürece köpekler bile pislemeye tenezzül etmezler.

 

Bu bağlamda AKP-PKK-BDP Güneydoğu’muzda bir ‘’Özerk Kürdistan’’ kurmaya 30 Mart 2014 sonrası için karar vermişlerdir.

 

Apo-Tayyip-Demirtaş üçlüsü tam bir kararlılıkla bu işi kağıt üzerinde kotarmışlardır.

 

Yine 30 Mart sonrası tam bir kararlılıkla bunu uygulamaya kalkışacaklardır.

 

Patronları ABD üçününde ellerini birleştirmiştir.

 

‘’Küresel Güçler’’in taşeronu AKP hükümetinin hiçbir biriminden beklentimiz olmadığı gibi aksi yöndeki etkinlikleri bizi fevkalede kaygılandırmaktadır.

 

Bu nedenle başta ‘’Türk Silahlı Kuvvetleri’’, “Jandarma Genel Komutanlığı’’ , “Sahil Güvenlik Komutanlığı’’ , “Emniyet Genel Müdürlüğü’’ olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm kurumları azami dikkat ve teyakkuz durumunda olmalıdırlar.

 

Bir de, bu tür olaylar vukuunda yurttaşlarımızın tahriklere kapılmadan terör ve ayrılıkçı Kürtçü kalkışmasının çözümünü muhakkak Güvenlik Kuvvetleri’ne bırakmaları konusunda çok dikkatli olmaları gerekmektedir.

 

Neden?

 

Çünkü, böyle bir kalkışmanın sonunda Türkler toplu halde Kürtleri katlediyor diye ‘’Birleşmiş Milletler’’den askeri yardım isteyeceklerdir PKK’nın azgın önder katilleri.

 

Zaten PKK’nın tüm stratejisi ‘’Birleşmiş Milletler’’den asker yardımı isteme üzerine kurgulanmıştır.

 

Yani, parçalanabilecek yeni bir suni ‘’Yogoslavya’’ oluşturmak iştiyorlar.

 

Böyle bir şey vuku bulursa Türk askeri başta olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm kurumları Güneydoğu’dan çekilir ve ‘’Kürdistan’’ devletinin tüm temelleri bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde atılır.

 

Bundan sonra Türk yurdunun diğer bölgelerine sıra gelir.

 

Eğer 30 Mart yerel seçimlerinde Sivil Bölücübaşı ağır bir yenilgi alırsa tasını tarağını toplar stifa eder, “Yüce Divan’’ın huzuruna çıkar.

 

Ağır bir yenilgi almasa da yenilmeye mahkumdur.

 

Çünkü, “Özerk Kürdistan’’ı PKK ile birlikte inşa etmeye kalkıştığında tüm ihanet foyasını halkımız fark edecektir.

 

‘’Çözüm süreci’’ dediği ‘’ihanet süreci’’ bağlamında ‘’Özek Kürdistan’’ı kurma sözünden söylediğim nedenden dolayı vazgeçerse ‘’Küresel Güçler’’ ona bunun karşılığını muhakkak vereceklerdir.

 

O, bu nedenlerden dolayı gece gündüz düşünsel bir ıstırap içinde yaşamaktadır.

 

Tanrı, kimseye böyle bir ıstırap yaşatmasın.

 

İktidar olup hükümran olma ihtirasının sonu budur.

 

Kamyonlar dolusu para biriktirme arzusunun sonu budur.

 

Aşağısı sakal, yukarısı bıyık meselesi.

 

30 Mart sonrası bu vahim sendromu yaşayacağımız kesin gibidir.

 

Bunu gelişen olaylardan çok net bir şekilde anlıyoruz.

 

Türk Milleti çok dikkatli olmalı,tahriklere kapılmamalı.

 

Sadece Güvenlik Kuvvetleri’ne azami derecede yardımcı olmalıdır.

 

Türk Silahlı Kuvvetleri’de en ayrıntılı şekilde 30 Mart 2014 sonrası için hazırlıklarını tamamlamalıdır.

 

Tarihte devlet adamlarının derin gafletleri yüzünden nice devletler yıkılmış, tarihin tozlu sayfalarına girmiştir.

 

ibrahimozdogan11@gmail.com

 

İbrahim ÖZDOĞAN twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Ekrem İmamoğlu mu yoksa Mansur Yavaş mı?
Cem Uzan cumhurbaşkanı olmak için Türkiye’ye dönecekmiş!
Diyanet ve cemaatler laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmekte kararlılar!