Kaybedecek vaktimiz kalmadı!..

Kaybedecek vaktimiz kalmadı!..
7 Ekim 2013 08:58

Üzerinde anlaşmaya varılan yeni Anayasanın 59 maddesini Meclis’ten geçireceksiniz de ne olacak?

 

Cemil CAN H&H YORUM

 

Kılıçdaroğlu, Başbakanın bu isteğini neden sahipleniyor? Herkes biliyor ki bu işten sonra, sıra üzerinde anlaşmaya varılmamış maddelerin “halkoyu”na sunulmasına gelecek…

 

“Halkoylaması”ndan önce, iktidarın “evet”i mi muhalefetin “hayır”ı mı daha çok taraftar bulacak!… Yeni yapılacak halkoylamasının, 12 Eylül 2010’da yapılan halkoylamasından ne farkı olabilir? Y-CHP bu farkı hangi araçlarla nasıl yaratacaktır ki, oylamanın sonucu “hayır” çıkabilsin? Bütün bu soruların akla yatkın yanıtlarının verilmesi gerekir. Aksi halde muhalefet eliyle, AKP’nin önündeki BOP Programının anayasa aşamasına geçilmiş olur!..

 

Y-CHP, tıpkı MHP gibi iktidarın bir koltuk değneği durumuna düşürülmüştür. CHP’nin Anayasa Uzlaşma Komisyonu’ndaki üyesi Atilla Kart’ın, “ortak vatan”, “tek devlet” ve “eşit yurttaşlık” kavramlarını ortaya atarak, “Türk Milleti” kavramını sulandırmakla görevli olduğu ortaya çıkmıştır. Kılıçdaroğlu’nun bu komisyondaki gerçek sesi Rıza Türmen ile Atilla Kart’tır. Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran halka Türk Milleti denir açık tanımlamasına rağmen, “Türk” sözcüğünün bir ırkı tarif ettiği şeklindeki kasıtlı ve yanlış propagandaya inanılması için bu önerinin ortaya atıldığı tartışmasızdır. Aynı durum öğrencilerin okuduğu andın içerisinde geçen “Türk” sözcüğü nedeniyle andın kaldırılmasında da yaşanmıştır. CHP’nin “andımız”ın kaldırılmasına gerçekte bir itirazı yoktur. Öte yandan hükümetin Çin ile füze anlaşması yapılmasına herkesten önce, ABD’nin çıkarlarını korumakla görevli Erdoğan Toprak karşı çıkmaktadır. Erdoğan Toprak, Kılıçdaroğlu’nun gerçek sözcüsü durumundadır. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu da emperyalizmin çıkarlarını korumakla görevlendirilmiş bir Amerikan hayranıdır. Tıpkı MHP’nin Suriye tezkeresinde takındığı tutum gibi yapmaktadır… MHP, lafta tezkereyi eleştirip karşı çıkmış gibi yapmıştır fakat oylamada tam tersini yaparak, hükümete destek vermiştir. Demek ki, MHP görevini yapmıştır. Şimdi sıra Y-CHP’dedir ve ondan beklenen görev, yeni Anayasa’nın bir an önce halkoyuna sunulması için yoldaki taşları temizlemektir. Bu konuyu gündeme taşımak Y-CHP’ye verilmiş olan görevdir!.. Ana muhalefet tarafından iktidara en anlamlı destek, ancak bu şekilde verilebilir…

 

Bu fikri doğrulayan en temel olgu, sözde “Demokratikleşme Paketi”nin açılmasından sonra takınılan tutumdur… Y-CHP, karşıdevrimin mimarlarından AKP milletvekili Prof. Dr. Burhan Kuzu’nun, “ana dilde eğitim” ülkeyi bölünmeye götürür şeklindeki açıklamalarından sonra bile, ayaklarının üzerine kalkamamıştır!.. CHP kurumsal olarak Burhan Kuzu’dan çok geride kalmıştır. Kılıçdaroğlu bu paket için, “Bizim önerilerimizin kötü bir kopyası” diyebilmiştir. Böylece anlaşılmaktadır ki, Y-CHP yönetimi “Türk” ve “Atatürk” sözcüklerinden oldukça rahatsızdır!.. Demek ki, Y-CHP de “dar bölge sistemi” ile milletvekili seçimi yapılmasına razı gelmektedir. Bunun anlamı açıktır: AKP’nin gerekli oy desteğine sahip olmadan iktidarını sürdürmesi ve karşıdevrimini tamamlaması istenmektedir. Kabul etmek gerekir ki, Kılıçdaroğlu bu noktada oldukça gözü karadır…

 

Dolayısıyla, Kılıçdaroğlu’nun Erdoğan hükümetlerine yönelttiği eleştirilerin tümü, danışıklı dövüşten farksız ve halkı yönetmek içindir. Nitekim, bu yöntemle hükümetin hiç bir icraatı engellenememiştir. Gerek parlamentoda gerekse parlamento dışında biteviye havanda su dövülmüştür… Ayrıca Y-CHP’nin, “ana dilde” eğitim yapılmasını kabul etmek suretiyle, bu topraklar üzerinde 18 ayrı dilde eğitim yapılabileceğine aklı yattığı anlaşılmaktadır… Açıktır ki, fiilen ülkeyi bölme anlamına gelen bu önerinin gerçek sahibi, Türkiye’yi bölmeyi kafasına koymuş olan ABD’dir. ABD’nin Türkiye elçisi Rıza Türmen, PKK’nın “özerklik” isteğini CHP adına kabullenmiştir… BOP’nin en önemli elemanlarının Y-CHP içerisinde olduğu defalarca kanıtlanmıştır. Emperyalizmin Türkiye’yi bölme isteği, uşakları tarafından aheste aheste Türk halkına benimsetilmek istenmektedir. Bu işi yapanların başında AKP hükümeti gelmektedir. İkinci sırada ise PKK vardır ve ardından Y-CHP ile MHP bu ihanet planında görev almış bulunmaktadır… “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” atasözü her gün yeniden bu sözde muhalif partiler tarafından doğrulanmış olmaktadır…

 

“Dersimli” Kemal, Lüleburgaz’da Mustafa Kemal’in askeri, CHP Genel Merkezi’nde ise, Mustafa Kemal’in yurttaşı rolünü oynayarak halkı aldatmaktadır… Karşıdevrim, üst yapı kurumlarını tamamlayana kadar, Kılıçdaroğlu bukalemun gibi renk değiştirip, CHP tabanını oyalamaya devam edecektir… Genç Cumhuriyet’e ihanet eden Seyit Rıza ve Şeyh Sait’in CHP’yi ele geçiren torunları, dedelerinin intikamını almak için tıpkı onlar gibi düşmanla işbirliği içerisine girmişlerdir. Bu noktadan itibaren, CHP’nin geri alınması da oldukça zorlaşmış bulunmaktadır… Örgütsüz toplumun karşıdevrimi durdurabilmesi olanaksızdır. Bu nedenle Atatürkçü düşünceyi benimseyen Cumhuriyete bağlı gençliğin, bu yeni durumu tartışmaya başlayarak, gereğini yapmaları önlerindeki en acil görevdir… Bekleyerek, yeni gelişmelere göre tavır belirlemek asla doğru değildir. Zira bu şekilde kaybedilecek vakit, hayati öneme sahiptir ve kaybedilmekle iş işten geçmiş olabilir…

 

Av. Cemil Can

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
‘Bağımsızlık’ mı ‘hırsızlık’ mı?!..
Devletin ‘özel’i olmaz!..
‘Cesaret ödülü’nün bedeli!..