AKP’nin milliyetçi ve vatansever milletvekillerine açık mektup

AKP’nin milliyetçi ve vatansever milletvekillerine açık mektup
28 Kasım 2016 09:01

Çok Değerli Milletvekilleri; Muhabbetle selamlarımı arzederken, bir hususu peşinen açıklamak isterim.

 

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

Açık mektup formundaki bu makalemin başlığına baktığınız zaman, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin sadece Türk milliyetçiliği esasına dayalı vatansever milletvekillerini muhatap aldığımın hemen ayırdına varacaklardır.

 

Bu format düşünce dışındaki diğer sayın milletvekillerinin de elbette vatansever oldukları konusunda elbette nokta kadar kuşkum yok ama irdeleyeceğim konu bakımından Türk milliyetçiliği mefkuresine bağlı milletvekilleri ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaklardır.

 

Kısacası gayemiz Türk milleti ve Türklük düsturunun bin yıldır Türk kanıyla yoğrulmuş Anadolu topraklarında kanun, kurum, kural ve kararlarıyla sonsuza kadar bağımsız olarak hor görülmeden yaşamasını temin etmektir.

 

İşte bu milli ülküye dayalı olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın parlamenter sistemi kaldırıp yerine başkanlık sistemi veya onun varyantı olan partili cumhurbaşkanlığı sistemine engel olunması gerektiğine inanıyorum.

 

TBMM’nin bugünkü tablosuna baktığımız zaman bilhassa Devlet Bahçeli’nin bilmediğimiz bir nedenle Tayyip Erdoğan’a teslim oluşundan sonra eğer MHP milletvekilleri her şeye rağmen milli direnç refleksi ile bir çıkış yapmadıkları taktirde, devlet veya diğer varyantı olan cumhurbaşkanlığı sisteminin içinde olduğu mini anayasa tasarısı oylanacak, 330’un üzerine çıktığı taktirde oradan da halk oylamasına gidecektir.

 

Şu kesin ki halk oylaması sonucu başkanlık veya partili cumhurbaşkanlığı sisteminin kabul edileceği muhakkaktır.

 

Tayyip Erdoğan’ın elinde olan bir hükümetin her türlü propaganda olanaklarını kullanacağı, buna karşı olan muhalefetin bu süreçte cılız bir ses çıkarmaktan başka bir becerisi olmayacağını da siyasetten biraz olsun anlayan herkes çok iyi bilecektir.

 

İşte bu noktada aşağıda anlatacağım nedenlerden dolayı bu milli felakete sorunun tam kaynağında ancak siz sayın milletvekilleri engel olursunuz.

 

Sayın milletvekilleri, bendeniz 22.Dönem milletvekillerinden ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurucu il başkanlarındanım.-Erzurum-

 

Ama Mart 2005’te Erdoğan’ın yanlış politikalarına karşı çıkarak partiden istifa edip gayrı milli çalışmalara karşı farklı kulvarda mücadele ettim.

 

Bu küçük bilgiyi zat-ı alilerinize anlatmaktaki amacım Adalet ve Kalkınma Partisi’ndeki işleyen mekanizmayı ve Erdoğan’ın karakteristik özellikleri ile politik çalışma yöntemini çok iyi bildiğimi anlatmak içindir.

 

Sayın milletvekilleri şu hususu öncelikle belirteyim ki, partinizin milletvekillerinin büyük çoğunluğunun milliyetçi vatansever ve cumhuriyete, demokratik değerlere kökten bağlı olduğunun çok iyi bilincindeyim.

 

Hem böyle bir değerlendirmeyi yapmak ne haddim ne de hakkımdır ama ben de milli değerlere bağlı bir vatansever olarak bazı hususları siz sayın milletvekillerine anımsatma gereğini hissettim.

 

Recep Tayyip Erdoğan’ın 15 Temmuz darbe girişimi öncesi uyguladığı politikaların ürkütücülüğü bir yana bu iğrenç süreçten sonraki OHAL ile hükümete ve kendisine yasal kılıf altında verilen yetkiler hakikaten yürekleri ağza getiren elem verici haksızlıklara neden olmuştur.

 

Bu uğursuz süreçte on binlerce insanın kodeslere tıkılması, tüm kurumlar kapsamında yüz bin civarında insanın işten atılması, çok haksız olarak insanların mallarına mülklerine, banka hesaplarına el konulması, okulların ve üniversitelerin kapatılması, binlerce vatansever general, subay ve astsubayın ordudan atılması, iki yüz yıllık yüz ve yüz elli yıllık subay yetiştiren askeri okulların kapatılarak yerine ne olduğu belirsiz güya subay okullarının kurulma çalışmaları, Türk milliyetçiliği bilinci ve Türklüğün Anadolu’dan kökten sökülüp atılması ile ilgili gayretlerden başka bir şey değildir.

 

Tayyip Erdoğan’ın rejimi dönüştürme gayreti içinde olduğunun gayreti içinde olduğunu milli bilince sahip her vatan evladı çok iyi bilmektedir.

 

Daha önceleri devletin kurumlarından T.C. tabelalarının sökülüp atılması, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin şerefli vatansever subaylarının Ergenekon, Balyoz vs. uydurma terör örgütü suçlamalarıyla kodese tıkılması hususunda savcılık yapılması,-bunu bizzat Erdoğan kendi ifadesiyle açıkça söylemiştir-Türk nüfus oranının giderek düşürülmesi amacıyla dünyada eşi benzeri görülmemiş şekilde 3-5 milyon Arap’ın ülkemize sokulması gerçekten milli devlet uygulamalarımıza vurulmuş çok ağır darbelerdir.Bu hususta hala daha açık kapı politikası uyguladıklarını ve bundan sonra gelecek olanları da alacaklarını bizzat Erdoğan çok yakın zamanda yine kamuoyu önünde belirtmiştir ki bu hiç de iyi niyetin eseri değildir.Çünkü ülkeler sadece savaşlarla işgal ettirilmez, ellerinde diktatörlüğe dayanan yetki bulunduran baştaki yöneticiler sığınmacı ayağına kendi ülkesini başka kavimlere böyle işgal ettirir, bunun dünyada başka bir örneği yoktur ve belli ki siyasal bir amaca matuf olarak yapılmaktadır.Sığınmacı kabul etmenin bir sınırı vardır, bu sınırı aştığınız taktirde ülke milli güvenlik açısından çok büyük tehlike altına girer.

 

Bu noktada ‘’Erdoğan bunu neden yapıyor?’’ sorusunu sorabiliriz; ayrıca tüm dünyanın eşit bir şekilde paylaşması gereken milyonlarca sığınmacı neden Türkiye’ye sokuluyor, vatan toprakları neden işgal ettiriliyor ve hele ki bu sığınmacıları diğer soydaşları Arap ülkeleri neden kabul etmez?

 

Bunlar muamma sorular değil, elbette yanıtları iyi biliniyor.

 

Başkanlık veya partili cumhurbaşkanlığı sistemine geçildikten sonra seçilmiş milletvekillerinin herhangi bir devlet kurumundaki düz bir memurdan farkı kalmayacaktır.

 

Tıpkı bir tapu sicil memuru gibi, bir PTT memuru gibi.

 

Yıllardır, seçilmişi atanmışa ezdirmeyiz diyen Erdoğan şimdi başkanlık sistemi ile bakanları dışarıdan atayacak ve bu atanan bakanlar hiçbir milletvekilini zerre kadar kale almayacaktır.

 

Çünkü bugünkü parlamenter sistemde bile milletvekillerini atlatmak için kırk takla atan bürokratlar yarın başkanlık veya partili cumhurbaşkanlığı sistemine geçilirse tıpkı bir amir gibi milletvekillerini azarlayacaktır bile.

 

Sakın kimse biz de parlamentoda gerekeni yaparız aldatmacasına kapılmasın çünkü bugün bile Erdoğan tarafından sadece konu mankeni olarak kullanılan milletvekilleri bundan sonra bırakın konu mankeni olmayı ‘’adları unutulmuş, nesilleri kesilmiş’’ bireyler olarak algılanacaktır.

 

21.Yüzyılda bir ülke bir insanın iki dudağı arasındaki çıkan sözlerle yönetilemez.

 

Bu haliyle bile bakın Türk milleti ve güzel ülkemiz ne hale geldi, etrafımız düşman kaynıyor ve uygar dünyadan kopup tamamen tecrit edildik.

 

Devlet yetkililerimiz Ortadoğu, Afrika ve eski komünist bloku ülkelerden başka yerlere gidemiyorlar.

 

AB’den en azından psikolojik olarak kovulduk, şimdi ŞANGHAY BEŞLİSİ denen bloka yanaşıyoruz; liderliğini Rusya’nın yaptığı bu bloka girme isteği ne kadar da hüzün verici.

 

Tıpkı ‘’Denize düşen yılana sarılır’’ atasözünde olduğu gibi!

 

Bir defa Rusya’nın genlerinde sömürgecilik ve işgalcilik vardır; Moskof sözcüğü Ruslar’ın Türk milletine yaptığı zulümleri ve topraklarımızı işgalini anlatır.

 

Rusya tarihin derinlikleri içerisinde diş geçirebildiği tüm ülkeleri yutmuştur.

 

Bunları neden anımsatıyorum?

 

Tayyip Erdoğan’ın bugünkü daha az yetkileri ile bile tek adam zihniyeti ile bizi hangi felaketlerin uçurumuna getirdiğini anlatmak için.

 

Yarın başkanlık yetkileri ile donatıldığı zaman kim tutar bu zatı!

 

Sayın milletvekilleri, bir sorun daha var ki, bunu anlatmaktan geçemem.

 

Bu sorun adına FETÖ denilen takıntısıdır Recep Tayyip Erdoğan’ın.

 

Maalesef suçladığı herkesi KHK’larla bu suç kategorisine sokturup ya işinden attırıyor, ya kodese tıktırıyor ya da malına mülküne el koyduruyor veya bunların tümünü birden uygulattırıyor.

 

Tüm muhalefetin ve yandaş olmayan yazar çizerlerin ‘’kendi içindeki FETÖCÜ’leri neden yargılatmıyorsun, hele bu suç örgütüne mensup milletvekilleri hakkında neden soruşturma başlatmıyorsun?’’ dayatmasını yaparak Erdoğan’ı zorluyorlar.

 

Erdoğan’ın siyasette uyguladığı birkaç güçlü argümanı var ama bunlardan ikisini çok daha dikkatli uygular ki, bunlardan biri kendine kötülük ettiğini düşündüğü kimselerden mutlaka intikam alır, diğeri de zamanı gelmeden bir konuda adımını atmaz.

 

Bu bağlamda olmak üzere Adalet ve Kalkınma Partisi’nin içinde kendine göre tespit ettiği FETÖCÜ mevcut ve eski milletvekilleri hakkında mutlaka hukuksal soruşturma başlatacaktır ama zamanı geldiğinde.

 

Zamanı ne zaman gelecek?

 

Başkanlık veya partili cumhurbaşkanlığı sistemini TBMM’den geçirdikten sonra.

 

İşte bu yargılamayı önlemenin yolu parti içindeki milliyetçi vatansever milletvekillerinin başkanlık veya partili cumhurbaşkanlığı sistemi denilen diktatörlük sistemine ret oyu vermeleridir.

 

Şunu unutmayalım ki, Erdoğan milletvekillerini ikna etmek için elmalı şekerler vaat edecektir ama bunların hiçbirini yapmayacaktır.

 

Makyavel zamanın yöneticilerine PRENS adlı kitabında ‘’halka bol bol söz verin ama gerektiğinde bunların hiçbirini yapmayın’’ diye öğüt vermektedir ve gerçekten Erdoğan bu propaganda konusunda üstattır.

 

Sayın milletvekilleri böyle vaatlere sakın kanmayın ve şunu iyi biliniz ki, en az yüzde yetmişiniz önümüzdeki seçimlerde aday yapılmayacaksınız.

 

Aday yapılıp tekrar milletvekili olsanız bile diktatörlük sisteminin kallavisi olan başkanlık veya partili cumhurbaşkanlığı sisteminden sonra güce tapan biatçı fetişist toplumda hiçbir hükmünüz olmayacak, yukarıda açıkladığım gibi herhangi bir devlet kurumundaki en alt düzeydeki memur bile sizden daha yetkili olacaktır.

 

Sayın milliyetçi vatansever milletvekilleri, başkanlık sistemi sizin özgürlüğünü bitirmeden, yetkilerinizi elinizden almadan, hukuksal soruşturmalara maruz kalmadan, sizler sorunu kaynağında lütfen halledin ve diktatörlüğe ret oyu verin.

 

Bu bir dostça uyarıdır; aksi halde demoklesin kılıcı zamanı gelince işlevini yapmak üzere başınızda sallanmaktadır.

 

Partili cumhurbaşkanlığı sistemi getiriyoruz diyerekten bir aldatmaca ile karşı karşıya bulunduğunuzu biliyorum.

 

Bir metafor yapacak olursak, bu durum birine tecavüz eden kişinin adı ister Mehmet, ister Ahmet olsun değişen ne oluyor ki?

 

Çok değerli milletvekilleri, böyle bir diktatörlüğe geçit vermediğiniz taktirde hem sizler çok tehlikeli bir badireden kurtulacak hem de Türk tarihinde gerçekten parlak bir imzanız olacaktır!

 

Siyasal düellolar da tıpkı silahlı düellolar gibidir, kendi kararını muarızının kararından önce verip uygulayan daima galip gelecektir; aksi halde siyaseten telef olacaktır.

 

Perde arkasında verilen ve anayasa oylaması olduğu için oyun renginin hiç kimse tarafından bilinmeyeceği için deşifre olmak ve korkmak mümkün değildir.

 

Sayın milletvekilleri, geçen hafta 21 Kasım 2016 tarihli başkanlık veya partili cumhurbaşkanlığı sistemine neden ret oyu verilmesi gerektiği hususundaki çeşitli argümanları kapsayan bir makaleyi ‘’MHP MİLLETVEKİLLERİNE AÇIK MEKTUP’’ başlığı ile kaleme aldım, aşağıda linkini verdiğim bu düşüncelerimi de birkaç dakikanızı lütfederek okumanızı istirham eder, en içten duygularımla zat-ı alilerinizi selamlarım.

MHP MİLLETVEKİLLERİNE AÇIK MEKTUP

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Her diktatör akıl hastasıdır
Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönülmedikçe Türkiye ittifakı kurulamaz
Mansur Yavaş ivedilikle İ.Melih Gökçek dönemini yargıya ve kamuoyuna taşımalıdır