AKP’de Allah ile aldatmaya ilaveten Atatürk ve Türk milliyetçiliği takıyyesi

AKP’de Allah ile aldatmaya ilaveten Atatürk ve Türk milliyetçiliği takıyyesi
13 Kasım 2017 09:36

Değerli okurlarım, Türk ulusunun ebedi önderi Büyük Atatürk’ün ruhen değil ama bedenen aramızdan ayrılışının 79.Yılı dolayısıyla RTE’nin ve onun direktifiyle AKP teşkilatlarının iktidar olalı beri ilk defa yoğun olarak 10 Kasım törenlerine katılmaları ve sanki yeni öğrenmişler gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi hakkında övgü dolu sözler söylemelerini bu makalemde başka bir açıdan değerlendirmek istiyorum.

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

Bu övgü RTE’nin dilinde o kadar öne geçti ki, ”Atatürk’ü faşistlere ve marksistlere bırakacak değiliz…” dedi, bu ifade tarzı Atatürk’e ve onun aydınlık yolunu takip eden milyonların gücüne şiddetle gereksinimi olduğunu çok açıkça gösteriyor.

 

 

Ama gelin öncelikle şimdiye kadar ki on beş yıllık iktidarları döneminde kitleleri Allah ile nasıl ve niçin aldattıklarını kısaca yazıp sonra buna ilaveten neden Atatürk ve Türk milliyetçiliği takıyyesine gerek gördüklerini ve takıyyenin İslam fıkhındaki yerini saptayarak zihinsel işleyişlerini deşifre edelim.

 

 

Arap zihni yaşamlarında ”Allah ile aldatma”, takıyye, hilekarlık ve aldatmaya dayalı bir süreç yaşar ve bunu sonradan da olsa İslam fıkhına sokarak dinsel yorumlarla kitleleri aldatıp kandırmışlar ve tamir edilemez çok büyük zararlar vermişler, kanlarının dökülmesine ve mallarının mülklerinin insanlıkdışı olarak talan edilmesine sebep olmuşlardır.

 

 

Araplarda kök salmış bu yaşam biçimi din yoluyla diğer ülkelerdeki dincilere ve bilhassa dinci siyasetçilere sirayet ederek onların da kitleleri ”Allah ile aldatma” yoluna sokmuşlardır.

 

 

Öncelikle ”Allah ile aldatma” olgusunun Kuran’da olduğunu ve bunun Fatır Suresi 5.ayetinde ”…Hilekar insanlar ve şeytan sda , Allah’ı öne sürerek , Allah adına sizi kandırmasın.” ifadeleriyle yer aldığını ve bu beyanın o zaman yaşayan Arapların bu yola çok tevessül ettiklerini, bu aldatıcı hilekar yaşam tarzının bugüne kadar ulaştığını, Arap zihinsel hastalığının din yolu ile diğer müslüman ülkelerdeki halklara bulaştığını belirtelim.

 

 

Din yolu ile bulaşan ”Allah ile aldatma” hastalığının bizdeki dincilere de bulaştığını ve bilhassa dinci siyasetçileri çok kurnaz ve aldatıcı yaptığını hemen anımsatalım.

 

 

Son on beş sene içinde bolca cami yapımı, başörtü edebiyatı, Hac ve umreye gidişler, Arap tarzı selamlaşmalar, dinsel konuşmalar, göstermelik cuma namazlarına gitmeler, badem bıyık bırakmalar ve her türlü dinsel şaklabanlıklarla Türk milletinin malları soyulmuş, canları savaş meydanlarında yok edilmiş, ülkemizin tüm kurumları dinci cemaat eşkıyalarınca işgal edilmiş, ”muhacir” ve ”ensar” dinsel kavramlarıyla beş milyon Suriyeli’ye vatanımız ihanetle işgal ettirilmiştir.

 

 

Tüm bunların ve benzerlerinin nedeni ”Allah ile aldatma” Arap hilekarlığı ve kalleşliğinin ülkemizin dincilerinin zihinsel versiyonlarından başka bir şey değildir.

 

 

Jiplere binen ve yürürken her tarafından din yoluyla soyguncu olduğu çok açık olan ve kendilerini ”tepebaş” olarak adlandırdığım nice türbanlı kadınların kırıtışları ve yürüyüş tarzları podyumdaki mankenlere taş çıkarır.Bunlar şimdilik kitleleri ”Allah ile aldatan” AKP iktidarını yine ”Allah ile aldatan” kurnaz ve dine inanmayan din bezirganları olduğunu belirterek, peşlerine takıldıkları iktidar düştükten sonra başlarını açtıkları gibi, mini etek ve dekolte kıyafetleri derhal giyineceklerinden kuşkum yoktur.

 

 

Bunları prototip örnekler olarak verdikten sonra esas konuya geçebiliriz.

 

 

On beş senedir ”Allah ile aldatarak” iktidar olan AKP neden birdenbire Atatürk’e sarılarak takıyye yapmaya başladı?

 

 

Bu sorunun yanıtını vermeden önce ”takıyye” denilen kavramın İslam fıkhındaki yerini ortaya koyalım.

 

 

Takıyye kısaca ”Kişinin muhaliflerinden gelebilecek maddi, manevi zararlardan korunmak için inancını saklaması, icabında onların inanç vedüşüncesinde olduğunu açıklaması” anlamına gelmektedir.

 

 

Takıyyenin en temel kaynağı Kuran’ın Enfal Suresi 30. ayetinde ”Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da memleketinden çıkarmak için tuzak kuruyorlardı.Onlar tuzak kuruyor, Allah’da tuzak kuruyordu, Allah tuzak kuranların en üstündedir.” şeklinde ve aynı zamanda tuzak kurmanın bir takıyye olarak anlamlandırıldığı açıktır.

 

 

Ayrıca İslam dünyasınca Kuran’dan sonra en muteber kitap sayılan Buhari’deki ”Harp hiledir…” Hz. Muhammet sözü de (hadis) takıyye yapmaya dair önemli mesajdır.

 

 

Yine Buhari’de hadis olarak geçen geçen ”Biz bazı toplulukların yüzlerine gülümserdik ama içimizden onlara lanet okurduk” ifadeleri de takıyye yapmanın meşruluğuna dair İslam fıkhındaki yerini çok açık olarak göstermektedir.

 

 

Son olarak ”Bir mücadelede, hilekarlık kahramanlıktan daha iyi sonuç getiricidir” Arap atasözünü ortaya koyarak, Arap zihninin nasıl çalıştığını ve bu zihniyetin takıyye, aldatma ve hilekarlık olarak ve bunları meşru sayarak din yolu ile diğer ülkelerdeki dincilere ve bilhassa dinci siyasetçilere nasıl aktarıldığını ortaya koymuş olalım.

 

 

İşte bu nedenle ”Allah ile aldatan” dinci yöneticiler muhalifleri karşısında her sıkıştıklarında üzerlerindeki tehlikeyi atmak için dansözden daha maharetli olarak hemen kıvırır, tehlikeyi atlattıktan sonra eski hallerine dönerler.

 

 

Şimdi sorumuzu açıkça soralım.

 

 

RTE neden ani bir dönüşle Atatürk’e ve hafif hafif Türk milliyetçiliğine sözel olarak sarıldı?

 

 

Şimdiye kadar Atatürk’ün kurduğu tüm kurumları yıkan ve sayısız defalar çok ta üstü örtülü olmayan şekilde o büyük öndere hakaret eden RTE neden bu sözel dönüşü yaptı?

 

 

Bu dönüş içten mi yoksa tehlike geçinceye kadar başvurulan aldatmaya dayalı bir takıyye mi?

 

 

RTE’nin Arap zihniyetine dayalı beyaz karşıdevrimlere baktığımız zaman önünde en küçük bir engel olmadığı çok açıktır.

 

 

Tüm seçim ve referandum sonuçlarına baktığımız zaman okuspokusla hepsini aldığı ortadadır.

 

 

Bu nedenledir ki, YSK’ya aynı yöntemleri uygulayarak 2019 seçimlerini de açık ara farkla kazanacağı ortadadır ve bu konuda hiçbir korkusu yoktur, çünkü önünde engel yoktur.

 

 

Peki, RTE Atatürk’e sahiplenme sözel dönüşünü-tüm takıyyeler sözeldir zaten-neden neden neden yaptı?

 

 

RTE’nin önünde, hem de ailesi ile birlikte her açıdan çok büyük bir tehlike var!

 

 

Bu tehlikenin adı Reza Zarrab’ın 27 Kasım 2017’de ABD yargısının önüne çıkması ve kendini kurtarmak için savcı ile anlaşmış olmasıdır.Hepinizin bildiği gibi bir sanık itirafçı olarak ABD yargısı ile anlaşırsa hapis cezası çok büyük oranda düşüyor.

 

 

RTE ile ilgili yüzlerce dosyanın ABD yargısında olduğunu ve binlerce belge ve telefon tapelerinin bulunduğunu, jürili duruşmada savcı Reza Zarrab’ın yüzüne karşı bu suç dosyalarının içeriğinin okuyacağı ve onun da itirafçı olarak bu suçları kabul edeceğini çeşitli kaynaklar haber veriyor.

 

 

Bu durumda RTE’nin çok büyük zarar göreceğini, başka ülkelere gitse bile bundan kurtulamayacağını dillendiriyorlar.

 

 

Böyle bir risk karşısında RTE’nin Türk ulusuna ve yolundan gittiği Atatürk’e takıyye cinsinden de olsa sığınmaktan başka çaresi kalmıyor.

 

 

Neden RTE bu kanaate vardı?

 

 

Artık ”Allah ile aldatma” sonucunda büyük kitlelerin kendine güven duymadığını, her vatansever Türk’ün milyonlar halinde ve eskisinden daha çok Atatürk’e sarıldığını gözlemledi ve danışmanları onu bu konuda uyardı.

 

 

RTE, yaklaşan tehlikeden kendini korumak için Atatürk’ü paravan yaparak Türk ulusuna sığınmak istiyor.

 

 

Değerli okurlarım anımsıyor olmalılar, 24 Ekim 2017’de yine bu köşede linkinden okuyacağınız gibi ”TAYYİP ERDOĞAN’IN SIĞINACAĞI EN SON KALE TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİDİR” adlı makalemde durumun vahametini anlatmış ve şu satırlara da yer vermiştim:

 

 

”Türk milliyetçiliğine sığınmanın henüz vakti geçmemiştir ama yapılması gerekenler vardır.

 

 

Bunların başında Atatürk’ün kurduğu parlamenter yönetim sistemini ve kurumlarını aynıyla yerine koyarak tevbe etmelidir.Ayrıca ülkemizi işgal eden ve ileride milli güvenlik sorunu olacak olan 5 milyon Suriyeli’yi ülkesine iade etmelidir.Bu konuda yapması gereken en önemli işi zihniyet devrimi olmalı, Türk milliyetçiliği ile zihinsel barış ilan etmelidir.

 

 

Güneş batmadan Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilkelerine ve Türk milliyetçiliğine dönüşü RTE’nin kurtuluşu açısından tek unsurdur.

 

 

Tüm dünyada sıkıştırılan RTE’yi kurtaracak tek güç Türk milliyetçiliği uygarlık anlayışıdır ki, Atatürk bile buna sarılmıştır.”

 

 

RTE’nin Atatürk’e sahip çıkmakla takıyye yapıp yapmadığının ölçütü bir diğer yazımdan aldığım yukarıdaki alıntılar da ifade edilen hususların yerine getirilip veya getirilmediğidir.

 

 

Milyonlarca Atatürk evladı hiçbir takıyyeyi yutmaz ve şimdiye kadar yapılanlar karşısında af duygusu taşımaz.

 

 

Arap zihniyetinin bizdeki dincilere din yoluyla geçen ürünleri ”Allah ile aldatma”, ”takıyye” ve aldatma ile hilekarlığa hiçbir zaman aldanmayacağız.

 

 

”Allah ile aldatma” on beş senedir ortada olan ve yaşadığımız kahredici bir olgu, ”takıyye”ye gelince o da çok açıktır, dönüş yapan kişi kendini kurtarmak için sadece konuşmalarıyla milleti mi kandırıyor yoksa gereğini mi yapıyor?Buna bakacağız.

 

 

Doğrusunu isterseniz ben bu konuda olumlu hiçbir işaret göremiyorum.

 

 

Dikkatli olacağız.

 

 

SAMAN ALEVİ GİBİ PARLADI VE SÖNDÜ

 

 

İyi Parti’den bahsediyorum, gerçekten saman alevi gibiydi ama şimdi tamamen söndü.Partinin kuruluşunda ve kadrosunda büyük hatalar bunda çok etkili oldu ama en önemlisi eleştirilen konularda başta Meral Akşener olmak üzere diğer yardımcılarının geri adım atmalarıdır.

 

 

Çünkü bunlar aynı zamanda zihniyetlerini çok açık olarak ortaya koymuştu.

 

 

Örneğin bunlardan biri parti programlarına koydukları ”eşit vatandaşlık’‘ ilkesi ki, Kürtçülüğe davetiye çıkarmaktan başka bir işe yaramazdı, bunu programdan çıkardıkları söyleniyor.

 

 

Diğeri, CIA’nın yan kuruluşu NED’in Türkiye’de temsilcisi olan DENGE VE DENETLEME AĞI’nın temsilcisi olan Selda Tandoğan Demirel’in Meral Akşener’e başdanışman olarak atanması ve daha sonra yapılan eleştiriler sonucu bundan vazgeçilmesidir.Halbuki bu kadın aynı zamanda parti kurucular kurulu listesinde de bulunmaktadır.

 

 

Taylan Yıldız adında bir fetöcünün ANAP’ın Adnan Kahvecisi parlatmasıyla ama aslında partinin fetö imamı olarak ta Amerika’dan gelmesi ki, daha sonra açık meydana çıkınca bu parlatma işinden vazgeçildi.

 

 

Zaten bu Taylan Yıldız ve Elmas Gragos’un Ermeni kökenli olarak-Taylan Yıldız’ın Ermeni kökenli olması fetö imamı olmasına engel değil, Fethullah Gülen’in bizatihi kendisi Ermeni; bunu geçenlerde yazdık-minnacık Ermeni nüfusa rağmen parti kurucuları arasında iki kişi olarak yer almaları apayrı bir handikap oluşturdu.

 

 

Meral Akşener’in yakın zamanda yapılan bir röportajda RTE’yi ”kumaşı sağlam politikacı” ifadeleriyle yağlayıp cilalaması ve korkuyu ifade eden zeytindalı uzatması liderliğini ispat edemeden lider olmadığını göstermiştir ki, parti doğmadan ölmüştür.

 

 

Kitleler kavga eden cesur liderlerin peşinden gider, korku sinyali veren insanları asla takip etmezler.

 

 

Ayrıca lider attığı adımlardan ve koyduğu ilkelerden vazgeçmez, bunları sonuna kadar savunur.

 

 

Asıl meseleyi mi sorarsanız, bunun fetö damgası olduğunu gözlemliyor ve düşünüyorum.

 

 

Ayrıca işin doğası gereği CHP’den bu yeni partiye oy kayacağını da düşünmüyorum ki şimdi konuşulanlar taze hevesten başka bir şey değil.

 

 

Zaten MHP’nin yapacağı bir lider değişikliği-Bahçeli’nin bu konuda bir sürpriz yapacağı çok büyük olasılık-ile bu ufacık siyasal organizasyon sıfıra inecektir.

 

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Devlet Bahçeli Tayyip Erdoğan’a olan imanını tazeledi!
AKP’de Allah ile aldatmaya ilaveten Atatürk ve Türk milliyetçiliği takıyyesi
AKP’nin Türk Milletine karşı Arapçılık politikası ve vatan ihaneti!