AKP Ankara İl Başkanlığı için adı geçen Haluk İpek’in arkasındaki güç kim?

AKP Ankara İl Başkanlığı için adı geçen Haluk İpek’in arkasındaki güç kim?
4 Kasım 2020 08:49

Milli Görüş’e yakınlığıyla bilinen Hürses gazetesi yazarı Fehmi Çalmuk, AKP içinde yaşanan tartışmalara ilişkin dikkat çekici bir yazı kaleme aldı.

 

 

Odatv’nin aktardığına göre Ankara Çamlıdere’deki AKP ilçe kongresinde yaşananlara dikkat çeken Fehmi Çalmuk, Çamlıdere Belediye Başkanı Hazım Caner Can’ın Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’u sert ifadelerle eleştirmesinin perde arkasında yaşananlara dikkat çekti.

“Siyaset toz duman Ak Parti’de ise kaynayan bir kazan var ama inatla ve ısrarla kapak kapatılıyor” diye yazan Fehmi Çalmuk, Hazım Caner Can’ın ardında eski AKP Genel Sekreteri Haluk İpek’in olduğunu öne sürdü ve FETÖ davalarında İpek’in isminin nasıl geçtiğini yazdı.

“Haluk İpek şimdi aktif siyasette değil. İsmi Ankara Ak Parti Ankara İl Başkanlığı için geçti. Ancak geçmişteki tartışmalar bir türlü yakasını bırakmadı” diye yazan Fehmi Çalmuk yazısını, “Ankara Ak Parti’de kazan kaynıyor. Anlaşılan ve görülen o ki Erdoğan Ak Parti’yi yeniden, yeni baştan dizayn ediyor” ifadelerini kullandı.

 

Fehmi Çalmuk’un konuyla ilgili yazısının ilgili bölümü şöyle:

 

“Kamuoyu; İyi Parti’de Ümit Özdağ’ın attığı torpilin tahribatı ile uğraşırken Muharrem İnce’nin şimdilik bir bölen olmayacağına ilişkin açıklamasıyla karşılaştı. Siyaset toz duman Ak Parti’de ise kaynayan bir kazan var ama inatla ve ısrarla kapak kapatılıyor. İl kongreleri sürerken hesap içinde hesap soruluyor. Şahlar, filler kenarda piyonları seyrediyor. Gücü yeten yetene…

Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi teşkilattan gelmiş ve teşkilatın gücüyle iktidarını perçinleyen bir liderin Ak Parti’de de temaşayı yalnızca seyredeceğini düşünmüyorum. Teşkilatın dut ağacını silkeler gibi silkelemesine izin veriyor.

 

 

ÇAMLIDERE’NİN FATURASI

 

 

Geçenlerde Ak Parti Çamlıdere ilçe kongresi yapıldı. Kongreye AK Parti milletvekilleri Emrullah İşler, Nevzat Ceylan, Orhan Yeğin, Zeynep Yıldız, Asuman Erdoğan, Arife Polat Düzgün, İl Başkanı Hakan Han Özcan ile ilçe belediye başkanları katıldı. Onların huzurunda “ali kıran baş kesen” gibi konuşan Çamlıdere Belediye Başkanı Hazım Caner Can’ın, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un emekli emniyet müdürü kardeşi Hamdi Selçuk’a yönelik sözlerini hatırlarsınız. İşin garibi bu sözleri duyan bir milletvekili de, il başkanı da çıkıp “Başkan hesap sorma yeri burası değil” demedi veya diyemedi.

Konuşmasında “Eğitimde tuz kokmaya başladı” diyen Can, bir kadın öğretmenin görevlendirmeyle başka ilçeye alınmasını “Hanımefendinin torpili de Milli Eğitim Bakanı’nın kardeşi Hamdi Selçuk… Kardeşim, bakanlığı Bakan mı yönetecek, kardeşi mi yönetecek?“ sorusuyla eleştirdi.

 

 

KARŞINIZDA SELÇUK AİLESİ

 

 

Hamdi Selçuk sıradan biri değil. Aralık 2009’da Genelkurmay Başkanlığı Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığına ait, “devlet sırrı” niteliğindeki belgelerin bulunduğu, 11 ve 16 numaralı odalarda (kozmik oda) soruşturmasının polis ayağını yöneten ve Ergenekon davalarının kilidi konumundaki Zir Vadisi kazıları ekibinin başındaki kişi… Emekli emekli emniyet müdürü. Şimdi kardeşi Oktay Selçuk ile birlikte Maya Okullarını yönetiyor. En büyük ağbileri Metin Selçuk ise MTTB’de, Akıncılar’da da Memursen’in kuruluşunda da hep mutfakta çalışan bir isim. En önemli rollerinden biride Cennetmekan Erbakan ile cezaevindeki Akıncılar arasında emir-komutayı yönetmesi…

FETÖ’nün Erdoğan yönetimindeki Ak Parti’ye ilk başkaldırışı Milli Eğitim’deki FATİH projesinin kendilerine verilmemesiydi. Proje, sekiz milyar ABD büyüklüğünde bir bütçeye sahipti. Zaman Gazetesi’nden Mehmet Kamış yazısıyla kavganın fitilini ateşlemiş, ardından şike kumpası dershaneler ile başlayan süreç, 17-25 Aralık yargı darbesine, MİT Başkanının ifadeye çağrılmasına ve 15 Temmuz darbe girişimine evrilmişti.

Ziya Selçuk, 2003 yılı ile 2006 yılları arasında Talim Terbiye Kurulu’nun başkanlığını yaptı. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile anlaşamadı istifasını masanın üzerine koydu. Anlaşma, sırnaşma yolunu seçmediği anlaşılıyor ki çekip gitti.

Geçenlerde Külliye’de yapılan 2023 reformunun tanıtımında kürsüden inmeden; “Ben ne yaptıysam Allah Rızası için yaptım, yapmaya da devam edeceğim” diyordu. Cemaatler, tarikat çevrelerinden yoğun bir baskıya rağmen “istemezük” seslerine Erdoğan direniyor. Almıyor değiştirmiyor. Direniyor. Anlaşılan o ki Türkmen Bey’i sayın Devlet Bahçeli hal ve gidişten memnun.

 

 

ÇAMLIDERE’Yİ KAZIYINCA ALTINDAN SÜRPRİZ İSİMLER ÇIKIYOR

 

 

Peki, Milli Eğitim’in Ankara siyasetiyle ne ilgisi var? Sormayın, anlatılanlara göre hesap içinde hesap, ilişki içinde ilişki var!

Ak Parti içinde 4’üncü kez belediye başkanlığına seçilen ender isimlerden biri olan Çamlıdere Belediye Başkanı Hazım Caner Can… İlk adaylığında gücünü dönemin Ak Parti Teşkilat Başkanı daha sonra Genel sekreteri ve Ankara (Amasya) Milletvekili Haluk İpek’ten aldığı, hala da bu gücü koruduğu da biliniyor. Hatta İpek’in baldızına ait bir villa için Çamlıdere Belediyesi’nin imar değişikliği yaptığı gazetelerde yer almıştı.

Haluk İpek’in partinin teşkilat başkanlığından sonra geldiği genel sekterlik görevinden ayrılması da başlı başına bir yazı konusu. Çünkü Erdoğan’ı ikna edebilmek için Haluk İpek ile ilgili ilginç ilişkiler dosya haline getirildi. Ahmet Davutoğlu’nun Erdoğan ile mücadelesinde sergilediği tutum bile dosyaya konuldu.

 

 

KİM BU KUSEYRİ

 

 

Dosyadaki en önemli ve kendisine koltuğu kaybettiren isim ise Avukat Mehmet Rasim Kuseyri… Avukatlık bürosunun ortakları arasında eski Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak’ın mahdumunun da olduğu biliniyor. O’nun başbakan yardımcılığından ayrılması da aynı isme dayanıyor.

Fethullah Gülen’in avukatı olduğu söylenen Mehmet Rasim Kuseyri; Ankara 22 Ağır Ceza Mahkemesi’nin (2017/34 esas sayılı dosya kapsamında) 16 Ağustos 2017 tarihli duruşmasında verdiği 31 sayfalık ifadede Haluk İpek’in emriyle bir çok işi yaptığını dile getiriyor:

“Ben Haluk İpek ile teşkilat başkanı danışmanı olarak Ak Parti Genel Merkezi’nde çalıştım…./…Haluk İpek ile 20 yılı aşkın yakınlık ve dostluğum var. Kendisi Kemal Ertuğrul’u bana gönderdi. Dedi ki Kemal Ertuğrul’un başında bir dert var bununla ilgilen…”

Kuseyri’nin avukatlığını yaptığı söz konusu dosya tartışmanın odağında. FETÖ’ye finansal destek sağladıklarıyla ilgili olarak yargılanan iş adamlarıyla ilişkisinden tutunda FETÖ’den dolayı soruşturma açılan, yargılanan hukuk çevreleriyle ile ilişkiler yumağı içinde bulunan; dolandırıcılık, evrakta sahtecilik gibi onlarda davada yargılanan ve tutuklanan Kemal Ertuğrul dosyası Hollywood filmlerini aratmayacak bir senaryoya sahip.

Bu dosya devletin zirvesinin de en önemli konusu. Bunun nedeni ise davayı açan Kemal Ertuğrul’un kuzeni eski ortağı Giyasi Öztürk’ün Devlet yönetimi çevrelerinde gördüğü itibar. Giyasi Öztürk’ün FETÖ’nün örgütlü bir biçimde yüzlerce trilyon liralık bir operasyonuna kurban edilerek ekonomik olarak çökertilmesi olayı devlet kademeleri nezninde mağdur ve mazlum olmasının yanında altı çizilecek somut bir veriyi de ortaya koyuyor. Devlet, organize bir FETÖ operasyonunu, finans, yargı ve siyasi ayak organizasyonunu Giyasi Öztürk’ün iddialarından öğrendi. Bu nedenle bu konuyu titizlikle takip ediyor.

 

 

Ankara 22 Ağır Ceza Mahkemesi’nin (2017/34 esas sayılı dosya kapsamında) 18 Ağustos 2017 tarihli duruşmasında Giyasi Öztürk şunları söylüyor:

 

“Mehmet Rasim Kuseyri Ben 2002’de AK Parti kurulurken tanımıştım. Sonra bizim ortaklarımızla 2012’de bir sorunlarımız oldu. Bu sorunlarımızın içinde benim ortağım hakkında bir tutuklama talebi iddianame düzenledi. 2013’te bir tutuklama talepli bir iddianame düzenledi. Fakat esrarengiz bir şekilde Rasim Kuseyri geldi ve o tutuklamayı kaldırttı. Kendisi kabul etmiş Zaten işte Haluk İpek talimat vermiş. İşte bir Veysi Kaynak bilmem ne yapmış oğlu yanında çalışıyor. İşte bu işler bu şekilde zaten kendisi daha önceden Fethullah Gülen’in avukat olduğunu beyan ederdi, piyasada gezerken. ‘Ben Fethullah Gülen’in avukatıyım’ derdi. Mesela 2010 yılında Milliyet Gazetesi’nde bir haber var. Şener Uygur notlarında yargıda imamı Mersinli Arap geçiyor. O gün işine geliyordu. Hiç itiraz etmiyordu. Çünkü iş geliyordu o vasıtayla çok güzel. İşte vergi rekortmeni oluyordu. Bir dünya para kazanıyordu işte burada beyan ediyor buranın en varlıklı avukatı benim diyor… Tabi de olur Devletin bütün davaları cemaat gücü elinde devletin gücü elinde beraber çalışıyorlar.”

Haluk İpek şimdi aktif siyasette değil. İsmi Ankara Ak Parti Ankara İl Başkanlığı için geçti. Ancak geçmişteki tartışmalar bir türlü yakasını bırakmadı. O ise sessiz bir biçimde hakkındaki tartışmaları izliyor.

Çamlıdere Belediye Başkanı konuşunca; Ak Parti yeniden bu dosyayı “konuşana değil de konuşturana bak” diyerek açıverdi.”

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar