2019

2019
24 Haziran 2017 10:41

Elbette 2019 herkese bir şeyler anımsatabilir, bana ise Türk milleti için çok yaşamsal bir rakamı anımsatmaktadır.

 

 

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

Kısaca 2019 yılını anımsatmaktadır?

 

 

2019 yılı Türkiye’nin ve Türk milletinin ebediyen kaderinin tayin edileceği ve bir daha geri dönüşünün olamayacağı bir yıl olacaktır.

 

 

2019 yılındaki kader tayin edici bu olay nedir?

 

 

16 Nisan referandumunda blok halinde iktidar tarafından çalınan ”evet” oylarıyla oluşturulan sahte anayasal maddelerle kral yetkileriyle donatılmış cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine göre cumhurbaşkanı seçilecek ve milletvekili seçimleri yapılacaktır.

 

 

3 Kasım 2019’da.

 

 

Peki, bu koşullar altında sizce seçimleri kim kazanacaktır?

 

Bu sorunun yanıtını İçinizden hemen vermeyin ve her konuda olduğu gibi, bu konuda da perişan acıklı halimizi lütfen biraz düşünün.

 

Sevgili okurlarımın çok iyi anımsayacakları gibi 16 Nisan referandumundan önce bu köşedeki yazı mesaimi yapılacak seçime ayırmış ve oyların çalınacağına dair defalarca uyarılar yapmıştım.

 

O referandumun sonucu ne oldu?

 

”Hayır” oyları kazanılması kesin olan bir aralıkla önde olduğu halde sonradan milyonlarca sahte ”evet” oyları mühürsüz pusulalarla sandıklara atılmış ve iktidarın zaferi ile sonuçlanarak bugün partili cumhurbaşkanı denilen acıklı bir ucube ile belalara düçar olduk.

 

Adam AKP genel başkanı olarak muhaliflerine pervasızca saldırıp hakaret ediyor ama yanıtını alınca cumhurbaşkanına hakaretten ilgili yasalara dayanarak ceza davası açıyor.

 

Böyle bir garabet, böyle bir bela ve böyle bir despotizm bir çok Ortadoğu ülkesinde bile bulunmamaktadır.

 

Peki seçimleri yeterli desteği bulmadığı halde nasıl kazanmaktadırlar.

 

Ben bunu nasıl yaptıklarına dair tekniklerini daha önceki birkaç makalemde yazmıştım anımsarsanız.

 

İşin kolayını o kadar ustaca öğrenmişler ki, artık onlar için seçim kaybetmek gibi bir problem gündemlerinde bulunmamaktadır.

 

YSK, yargı ve tüm bürokrasi korku ve çıkar uğruna 24 saat emirlerinde bulunmaktadır.

 

Yap der yaparlar, boz der bozarlar.

 

Yapmadıkları ve bozmadıkları zaman bu adamlar ne yaparlar?

 

İşinden atmakla ve bir suç uydurup kodese tıkmakla tehdit ederler ve gereğini de bugüne kadar yaptıklarından anlıyoruz ki yaparlar.

 

Çok kısa bir süre önce CHP’li Bülent Tezcan’ın bu adamların yargıya nasıl talimat verdiklerini belgeleri ile kamuoyunun önüne sermişti.

 

Son yapılan referandumda YSK başkanının seçim yasasına aykırı olarak mühürsüz pusulalarla sandıklara milyonlarca ‘’evet’’ oyları atılması ile ilgili yüz kızartıcı ifadeleri hala daha belleklerdedir.

 

Bu uygulama bir tehdidin ve ödüllü bir bedelin karşılığı olmuştur ve bundan sonra da olmaya devam edecektir.

 

Bu ülkede 4 bin yargıç ve savcı görevden alınmış ve önemli kısmı da kodeslere tıkılmıştır, üstelik görevden alınanların avukatlık yapma hakları bile ellerinden alınmıştır.

 

Bu acı durumla ilgili bir bilgi vermek istiyorum, örneğin Yargıtay’dan o kadar çok hakim görevden alınmış veya bir kısmı kodese tıkılmış ki, önceden haftada ortalama yirmi dosyaya bakan bir tetkik hakimi haftada ortalama yüz dosya inceliyor.Bu hakimler o kadar insan üstü çalışıyorlar ki, günlük mesaileri yetmediği için gece yarılarına kadar çalışmak için evlerini kolilerle dosya ile dolduruyorlar.

 

Neden bu örneği verdim?

 

Bu adamların hiçbir konuda vicdanlarının sızlamadığı gibi seçimlerde çaldıkları oylarla ilgili vicdani duygularının olmadığını, aksine bunu Ortadoğu Arap inancının rejimi olan şeraite giden yolda bir cihat olarak gördüklerini aktarmak istiyorum.

 

Önce bir hususu belirteyim.

 

Seçimle işbaşına gelen diktatörler asla iktidarı bırakmazlar ve bu yolda şiddet te de olmak üzere her türlü despotizmi ve sahtekarlığı yaparlar.

 

İşte bu despotizmin en kolayı ve şiddetten uzak olanı seçim kurullarını, yargıyı, tüm bürokrasiyi şantajla, korkutarak, bedelli ödüle tabi tutarak seçimleri her defasında açık ara önde kazanırlar.

 

Sevgili okurlarım, hiç kuşkunuz olmasın ki bundan sonra da uygulayacakları yöntem budur ve bunların seçim kazanmama ile ilgili bir problemleri yoktur.

 

Bir de bunlar propaganda yöntemlerinin deşifre olmasından olağanüstü tedirgin olmaktadırlar.

 

Örneğin benim yaklaşık olarak beş yıl önce yine bu köşede yazdığım ‘’TAYYİP ERDOĞAN’IN HİTLER-GOEBBELS PROPAGANDA YÖNTEMİ’’ adlı makalemden-çok ve sürekli okunan bir makaleydi-o kadar rahatsız olmuşlar ki, TİM vasıtasıyla yazıyı internetten kaldırdıktan sonra sarayın emri ve bir resmi yazıyla polise emir verilerek-polis resmi bir yazıyla bizzat HALKIN HABERCİSİ ofisine gelerek-haber sitesinin arşivinden bile kaldırılmıştır!

 

 

Ülkede despotizm o kadar had safhada ki kendilerine aykırı muhalifler, siyasetçiler, gazeteciler, kültür insanları, bilim insanları yıldırılıp etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor.

 

Yine bundan çok kısa bir süre önce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir makalemden dolayı CMK’nın 145 maddesine göre zorla ifadeye çağrıldığımı bu baskılara istinaden örnek vermek istiyorum.

 

Şüpheli sıfatıyla Sayın Savcı’ya verdiğim ifadede kısaca mealen ‘’Yazının içeriğinde hakaret unsuru yoktur, ancak ağır eleştiri vardır.Buna da eski bir milletvekili ve siyasetçi olarak hakkım vardır.Çünkü ben devlet ve milletimi ilgilendiren konularda önemli kararlarda oyum vardır.Örneğin 1 Mart Teskere’sine Ak Parti’de olduğum halde ret oyu vererek çok kritik bir oy sayısıyla Amerikan askerlerinin Türkiye’yi işgal etmemesine önemli katkım olmuştur.Vatan ve milletimi seviyorum, eleştirilerimi bu bağlamda yapıyor ve eski bir milletvekili olarak buna da hakkımın olduğunu düşünüyorum…’’ açıklamasında bulundum.

 

Bu anlattığım kişisel sıkıntılarım ve muhalif herkesin başına gelenler 2019’a giden yolda seçim hazırlıklarından başka bir şey değildir.

 

Adamların seçim kazanma tekniklerini üstteki satırlarda anlaşılır bir şekilde yazdım.

 

Bu durum karşısında başta CHP olmak üzere muhalefet ne yapmalıdır?

 

Örneğin halk tarafından sevilen çok etkili insanları mı aday yapmalıdırlar?

 

Yine cumhurbaşkanlığı için herhangi bir parti ile bana göre hiçbir anlamı olmayan ‘’çatı aday’’ formülünü mü yine uygulamalıdırlar?

 

Bütün muhalefet AKP’ye karşı müşterek bir parti amblemi ile mi seçime girmelidirler?

 

O zaman yani 3 Kasım 2019’dan önce de adalet yürüyüşü mü yapmalıdırlar?

 

Dünyanın en etkili propaganda ve tanıtım uzmanları ile çalışıp bol paralı siyasal reklam mı yapmalıdırlar?

 

24 saat sandıkların başında ve seçim kurullarında muhalefet nöbet mi tutmalıdır?

 

Oylarımız çalındı diyerekten cumhuriyet başsavcılıklarına suç duyurusunda mı bulunulmalıdır?

 

Ya da oylarımız yeniden sayılmalı itirazında mı bulunulmalıdır Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığına?

 

Vs.

Vs.

Vs…

Hangi önlemi alırsanız alın bu koşullar altında 2019 cumhurbaşkanlığı seçimini yine malum kişi ve milletvekili seçimlerini de partisi ezici bir çoğunlukla kazanacaktır.

 

Nasıl kazanacaklarını bir daha anımsatalım.

 

YSK, yargı ve tüm bürokrasi tehdit ve şantajla korkutulup, gerektiğinde sürgüne, kodese yollayarak her şey yapılacaktır.

 

Muhalefet oylarımız çalındı diye zırlarken yine malum kişi ‘’Atı alan Üsküdar’ı geçti’’ tekerlemesini söyleyecektir.

 

Ve arkadan da göbeklerini hoplatarak bir yerleri ile güleceklerdir.

 

Ve böylece Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin defin işlemi tamamlanacaktır.

 

Başta CHP olmak üzere ya muhalefet ne yapmalı?

 

Bunu söylemek fincancı katırlarını ürkütür.

 

Etkin siyasetçiler bunu çok iyi bilir ama başta CHP genel başkanını değiştirip, kanını akıtsalar ‘’Ben Atatürkçüyüm’’ diyen bilge ve mangal yürekli bir şahsiyeti getirmelidirler.

 

Çünkü oy hırsızlığının bu adamlar tarafından yapılmasının nedeni bizzat Kılıçdaroğlu’nun kendisidir, daha açık bir ifadeyle aşırı korkaklığıdır.

 

Defalarca yazdım bu hususu, yine yazmaya devam edeceğim…

 

Herkese hayırlı bayramlar diliyor, yolda olanlara emniyetli yolculuklar ve iyi tatiller temenni ediyorum!

 

Bayramdan sonra görüşmek umuduyla herkese gönülden sevgiler…

 

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Titanik batıyor
Diyanet başkanı Ateizm ve Deizm ile mücadele edeceğine Cumhuriyet ile kavga ediyor
FETÖ’nün piçleri!