15 Temmuz mücadelesinde hedef raf bedeli olsun!

15 Temmuz mücadelesinde hedef raf bedeli olsun!
14 Temmuz 2022 12:21

DEĞERLİ OKUYUCULARIMIZ, Halkın Habercisi Ailesi olarak, Cenab-ı Allah, Aziz Türk Milletine, bir daha 15 Temmuz acıları gibi acıları göstermesin. Cümle Vatan şehitlerimizi rahmetle, Gazileri minnetle anar. Ruhları şad olsun. “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun” Allah Rahmet eylesin.

 

 

 

Numan ALADAĞ H&H YORUM

 

 

Türk ulusu, her zaman ve her vesile ile toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını korumada emsalsiz görev aşkıyla dolu olan ordusuna ve emniyetine, güvenerek Zaferlere varmıştır.

Türk ordusu ve emniyeti bir kahramanlar yuvasıdır. Kahraman Türk ordusunun milletiyle bütünleşerek 15 Temuz da kazandığı eşsiz bir Zaferdir. Şahadet şerbetini içebilmek, o mertebeye erişebilmek, şereflerin en büyüğüdür. Bu Kahramanlığını, 15 Temmuzda da ruh ve iman kuvvetiyle göstermiştir.

 

 

Büyük Türk Milletinin, Ordusunun ve emniyetinin, başarıları, parti ocağı haline dönüştürülmemelidir. 15 Temmuz zaferi, Büyük Türk Milleti’nin zaferidir. Partiler, Türk Milleti’nin bu zaferini, parti ocağı zaferine dönüştürmesin.

Büyük Türk Milleti’nin, 15 Temmuz da yaşadıklarını bir daha yaşanmaması için, acilen raf bedeli şartını uygulayan on binlerce mağaza zincirlerinin yaptıklarına eğer ki, dikkat etmediği zaman, Fetö gibi anarşik-ekonomik terör faaliyetleri devam edecektir. İnsanların suç ve günah işleme adresleri, raf bedeli şartıdır. Vatansever %100 yerli (Milli) sermaye olan Türk sanayicisi, raf bedeli çıksın diye çalıştırdığı bazı elemanların işine son veriyor. Onun içindir ki, raf bedeli şartına tedbir alınmadığı takdirde ödeyeceğimiz bedel ağır olacaktır.

 

 

Vatan hainleri, kara para ile her türlü ihanetliliği yapıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin, yaptığı en hayırlı işlerden biriside, Fetö’cuların mal varlığına el koyup hazineye devredilmesidir.

Raf bedeli şartı demek; Fetö ve benzeri din tacirlerinin çoğalması ve vatana ihanet etmesi demektir. Çünkü raf bedeli şartı, insanların suç ve günah işleme adresidir. Acaba ilgili Bakanlık yetkilileri, bunun farkında’mıdırlar? Eğer Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti başarıları ile Türk Milletine hizmet etmeyi devam ettirmek istiyorsa acilen “Kara para deposu” olan raf bedeli şartını kontrol altına alarak, “Türk sanayicisinin ve çiftçisinin destek istediği noktalardan uzak olmaması” ilkelerini ve Kur’an-ı Kerim’in İsra 16’cı, Tevbe Suresin 123’cü ayetlerin mealini esas alarak, vatansever %100 yerli (Milli) sermaye olan yerel üreticilere destek verilmelidir ki, Türk Milleti başta su olmak üzere taze sebze-meyve tüketerek sağlıklı olsun. İnsanların sağlıklı beslenmesi demek; iş gücü kaybını önlemek ve üretimin artması demektir.

 

 

15 Temmuz olayının meydana gelmesi, sanayi ötesi toplum ülkeleri, din taciri denen Fetö ve benzerlerine maddi manevi destek vererek, gelecekte protein (temel gıda) sektörünü teminat altına almaktır. Büyük Tük Milleti olarak, stratejik önem taşıyan bu olayları iyi bilmeliyiz.

Ben diyorum ki: “20’ci asrın ilk yarısı demir çelik, ikinci yarısı plastik devri olmuştur. 21’ci asır ise, bugün dünya ve Türk kamuoyunda yaşanan COVİT-19 olayı ve Türkiye’de, Fetö denen “İhanet şebekesi” ‘ni kullanarak, yaşanan 15 Temmuz olaylarının ana aktif maddesi (sebebi) ise protein (Temel gıda hammaddesi)’dir. Hodri meydan! Bunlara itirazı olan varsa buyursun söylesin.

 

 

Değerli okuyucularımız!

 
Şerefli bir hayat, gerektiğinde Vatan, millet ve mukaddesat uğrunda canını feda etmeyi de gerektirir. İslam dinine göre Vatan savunması ve kahramanlık ruhu; İmandaki heyecan, sadakat ve samimiyetin bir neticesidir. Milli davalardaki sebat ve samimiyetin en içten olanı, meydanlarda düşman ile savaşırken belli olur. Vatan topraklarının bütünlüğü için cephede ateş hattında savaşanlarla bundan uzak durup, haram yeme düşüncesinde olanlar asla bir olamazlar.

Türk ordusu ve emniyeti, milleti için yalnız bir savaş kudreti değil, aynı zamanda bir okul, şaşmaz ve değişmez bir ilerlilik ocağı, Türklük ruh ve karekterinin en sağlam temsilcisidir. Her yönüyle Türklüğün ta kendisidir.

 

 

Kurtuluş savaşında en çok Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu halkı şehit vermiştir. Yurtiçi ve yurtdışındaki ihanet şebekeleri, bu bölgelerin kadirşinas halkının rotasını değiştirmek için, güncel tavizler vererek, atalarının mirasını unutturup hor görmelerini aşılıyorlar. Kimsenin haddine değil, bu tür faaliyetleri oluşturmaya hakları yoktur. Tabiat kanunu veraseti hor görmeyi kabul etmez.

Türk Milleti için şehitlik ve Gazilik vazgeçilmez bir tutkudur. En zor şartlarda; kendilerini tahrik edip saldıranlara karşı, tarihte benzeri görülmemiş destanlar yazan ve 15 Temmuzda da düşmana haddini bildirmiştir.

Müslüman Türk milletinin savaş meydanlarındaki kahramanlığını Başkomutan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK şöyle anlatıyor:
”Karşılıklı siperler arasında mesafemiz 8 metre idi. Yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulmadan kamilen şehit düşüyor, ikinciler onların yerine geçiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Şehit olanı görüyor, üç dakikaya kadar şehit olacağını biliyor, en ufak bir fütur bile getirmiyor, sarsılmak yok. Okuma bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler Kelime-i şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki imanı ve ruh kuvvetini gösteren şayan-ı hayret ve şayan-ı tebrik bir misaldir.”

Bu millet 15 Temmuzda da, bu fedakar atalarının aynı firasetini gösterdi, küresel eşkiyalara boyun eğmedi. Milli menfaatlerinin noktasında kendi iradesini kulanarak 15 Temmuz da bir destan yazdı.

15 Temmuz 2016 Cuma günkü tarihimizde bir dönüm noktası olmuş, var veya yok olma mücadelesinde, önce Cenab-ı Allah ”İhanet şebekeleri” nin, (FETÖ’cuların) belasını verdi, sonra da Büyük Türk Milletinin birlik-beraberlik ruhu, var olduğunu dünyaya bir kez daha ispatlamıştır.

 

 

Aziz Türk Milleti!

 

 

Cennet Vatanımızın bütünlüğünü bozmak isteyen; yurt içindeki İmanı zayıf, Vatan sevgisinden mahrum ve Allah korkusu olmayanlar ile harici-dahili, çıkarcı vatan hainlerine yakın tarihimizden İman, Cesaret ve kahramanlık abidesi iki soydaşımızın Avusturalya’da gerçekleştirdiği büyük Zaferi hatırlatmak isterim:

“1914 Yılında Avusturaliya’nın Silver şehrinde, iki isimsiz Kahraman Türk; Genel Vali’nin karşısına çıkıp efendim halifemiz size karşı savaş ilan etmiş, izin verin gidelim Vatanımızda sizinle savaşalım; burada sizin ekmeğinizi yiyoruz. Vali; “Adabınızla oturun yerinizde, işinize bakın, bizi tehdit mi ediyorsunuz?” der. Bu cevaba karşı isimsiz kahramanlar, ”eh bizden günah gitti.” diyerek ayrılmışlar. Her şeylerini satıp cephanelik edinmişler, Türkiye’ye gemi ile sevk edilmek üzere Anzak’ları limana taşıyan trenin geçeceği bir vadiye barikat kurduktan sonra, elde yapma Osmanlı bayrağını dikip, namazlarını kılıp, helalleştikten sonra trenin gelip barikatta durmasını beklemişler, tren barikatta durur durmaz hemen ateş etmeye başlamışlar. Bilanço: 200 kişiye yakınAnzaklı ölü, 500’e yakın da yaralı olmuş ve iki isimsiz Kahraman da şehit olmuş.”

 

 

Avusturalya ordusu O bölgede Osmanlı ordusunu aramaya başlamış ve bakmışlar ki bu işi iki kişi yapmış.

Genel Vali (Cumhurbaşkanı), iki Kahraman Türk şehidin naaşını hayretle selamlayıp ayrılmış daha sonra şehitler oldukları yerde defnedilmişler.

Avusturalya devleti 1995 yılında iki isimsiz Kahraman’ın anıt mezarını yaptırdı.

Dahili-harici, vatan hainleri ve raf bedeli şartını uygulayanlara hodri meydan! Australia-Silver şehri-Brokin Hil savaşı, bir hikaye ve yorum değil. Tarih hiç bir zaman yalan söylemez. İtirazı olan varsa buyursun…

Bu kutsal toprakları vatanlaştırıp, bizlere miras bırakanlar atalarımızdır. Elbette ki, bu toprakları Büyük Türk Milleti olarak birlik-beraberlik ruhu ile koruyacağız.

Cümle Vatan şehitlerini ve Cumhuriyetimizin kurucusu, Kahraman ordularımızın başkomutanı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’Ü ve mesai arkadaşlarını rahmetle Gazileri minnetle anar. Hasta ve yaralılara acil şifalar dileriz.

 

 


Yazarın Son Yazıları:
Bu Kurban da değerlerimizi kurban etmeyelim
Kurban üzerinden terör mantığı!
Türk jandarmasının milli gücü