Ordu ve din

Ordu ve din
24 Ağustos 2018 15:03

Son zamanlarda yaşanan ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin dine yaklaşımının sorgulandığı bir tartışmaya attığım bir tivitle katılmış oldum. Birçok beğeni, eleştiri ve yorum alan bu tiviti attığımın ikinci günü; “aferin, sen kaşındın” derken buldum kendimi…

 

 

Dr. Semih DİKKATLİ H&H YORUM

 

 

Öncelikle beğeniler ve paylaşımlar harika ama eleştiriler için de ayrıca çok teşekkür ederim. Bazı eleştirilerin üslubu hoşuma gitmese de önemli konulara vurgu yapanları da vardı. İşte bu yazıyı bu önemli bulduğum eleştiriler hakkındaki görüşlerimi açıklayabilmek için kaleme aldım. Gelen yanıt çok olunca ve her eleştiri üzerinden tartışmayı yürütmek imkânsız olduğundan böyle bir yola gitmeyi uygun buldum.

 

 

TSK’ya din üzerinden saldıranlar ve AKP iktidarından önce TSK’nın dinsiz olduğunu açıktan dile getirilenlerin bu saptırmalarını, yalanlarını ortaya çıkarmak için kendi hayat deneyimlerimden yola çıkarak örnekler verdim. Çocukluğumun geçtiği askeri garnizonda bulunan camiyi, Kuran kursuna gidişimi, görev yaptığım yerlerde insanların dini inançlarını özgürce yaşadığını dile getiren bu tivit dizimin ardından bana yöneltilen eleştiriler aslında tartışmanın da odağını oluşturmaktaydı. Şimdi bu eleştirilerden önemli bulduklarımı tek tek cevaplamak isterim.

 

 

Soru 1: Öncelikle bir ordunun kurumsal bir yapı olarak dine ihtiyacı var mıdır?

Herkesin bildiği gibi Türk Ordusu binlerce yıllık bir gelenekten gelir ve toplumun çoğunluğu İslam Dinini kabul etmeden önce de bu ordu güçlü varlığını sürdürmekteydi. Hatta öyle ki İslam’ın kabulünden önce Yahudi Türk devleti bile mevcuttu.

Demokratik, laik ülkelerde kurumların dini olamaz. Kişilerin inançları vardır ve bu inançlar kişilerle Tanrı arasındadır. Ancak yine laik ülkelerde kurumlar, kişilerin dini inançlarını yaşamalarına engel olamazlar ve hatta bu inançlarını rahatlıkla yaşayabilmeleri yolunu açarlar. Ayrıca dünyadaki tüm ordular için din askerlerin motivasyonları için çok önemlidir. Özellikle ölümden sonra yaşam vaadi içeren her türlü din ve ideoloji askerler için neredeyse bir gerekliliktir. Din, askerin ölümle ilgili kaygılarını oldukça azaltır.

 

 

Soru 2: TSK denilince neden sadece Sünni İslam anlaşılmaktadır? Ateist, deist, Alevi, Hristiyan, Yahudi vd. din ve görüşlere sahip olanlar neden hep yok sayılır?

Bu bence de önemli bir tartışma konusudur. Laik bir devlet tek bir dinin taraftarlığını yapamaz, yapmamalıdır. Her dini inanca ve görüşe saygı göstermek zorundadır. Zaten hiçbir ordu kurumsal olarak bir dini ya da siyasi görüşü kabul edemez. Ordular için esas olan ülke savunmasıdır.

 

 

Soru 3: TSK’nın geçmişte dinsiz olduğunu iddia eden tayfanın tartışmasına katılarak aslında siz de bu değirmene su taşımış olmuyor musunuz?

Evet, aslında bu tartışmaların şimdi ortaya atılmasının bir amacı olduğu kesin. Bu konuyu ele alarak belki de onların istedikleri hedefleri daha da kolaylamış oluyor olabiliriz. Ancak sessizlik onay olarak kabul edilebilir, bunu da unutmamalıyız.

 

 

Soru 4: Dinin insanları daha kolay savaş alanına sürdüğünü iddia ederek, aslında dinin genç insanların ölümü için kullanıldığını ifade etmiş olmuyor musunuz?

Asla, kastım bu değil ama bir de kitle psikolojisi gerçeği var. Kitleyi bir arada tutabilmek için bazı ensrümanlara ihtiyaç vardır. Vatan, Millet, Bayrak ve Din bunların başında gelir. Din ölümden sonra vaat ettiği yaşam ve şehitlik-gazilik gibi mertebeleriyle tabii ki önemli bir motivasyon kaynağıdır. “Ölebilirim, yaralanabilirim ama kutsal bir mertebeye erişerek cennetteki yerimi alırım.”

 

 

Bu motivasyondur ki askeri daha cesur kılar.

Bu tartışma daha çok su kaldırır. Hele de ortada bir bedelli askerlik hikâyesi varken…

Tüm bu tartışmalardan kurtulmanın belki de en önemli ayağı profesyonel askerliğe geçiş ve zorunlu askerliğin kaldırılmasıdır. O zaman bazı soruları sormaya gerek bile kalmaz.

Yine de şunu unutmamak gerekir ki, profesyonel askerler için de din kuvvetli bir motivasyon kaynağı olmaya devam edecektir.

 

 

Dr. Semih DİKKATLİ Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Fenerbahçe Türkiye’dir, esir alınamaz…
Ege Cansen’in içindeki pislik…
Fazıl Say ve Cumhurbaşkanı