Miraç Kandili ve Türk İslam Gelenekleri

Miraç Kandili ve Türk İslam Gelenekleri
1 Nisan 2019 08:45

Değerli okuyucularımız, Halkın Habercisi ailesi olarak, Miraç kandilinizi tebrik ediyoruz. Cenab-ı Hakk, mü’minin rıza-i İlahisine uygun ibadet yapmasını nasib-i müyesser eylesin. İmanımızı gün geçtikçe kuvvetlendirsin. Bu mübarek gecenin sağlık, huzur ve bereket getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyoruz. Miraç Kandilinde yaptığınız tüm ibadet ve duaları Cenab-ı Allah kabul etsin.

 

 

Numan ALADAĞ H&H YORUM

 

 

Değerli okuyucular,
02-Nisan-Salı günü Miraç kandilidir. Bu mübarek gece, Cenab-ı Allah’ın Mü’min kullarına ilahi rahmet, lutuf ve inayetini bol bol ihsan buyurduğu, dua ve ibadetlerinin kabul olduğu bir gecedir.

 

 

İnanç, ahlak ve maneviyat dünyamızın barış ve huzur içinde İslam dünyasının, birlik-beraberlikte yaşamamızın vazgeçilmez değerlerinne işaret eden bu ilahi buyrukları yaşamak ve yaşatmak, islam dünyasına Miracın manevi atmosferini günümüzde teneffüs etme imkanı sağlayacaktır.

Çünkü Miracın özünde başta rüşvet olmak üzere, her türlü haram işlerden ve kötülükten arınma, insanlara faydalı olan değerler üretme, fedakarlık, sorumluluk, paylaşma, ruhunda vatan kavramını taşıma, zamanın önemini kavrama ve ilahi emirlere teslimiyet göstererek sağlık, huzur ve berekete erişmek vardır.

Miraç Cenab-ı Allah’ın kudretini gösteren en büyük bir mucize ve bir hadisedir. Miraç gecesi, duygu ve düşüncelerimizi yenileyerek ilahi rahmeti kazanacak işler yapmamız, kulluk bilincine ulaşarak Kur’an okuyup, dua etmemiz için bir fırsattır.

 

 

Büyük Miraç olayı, biz müslüman Türk dünyası için büyük bir imtihan olayıdır. İslama hasır ipiyle sarılmış olanların döküleceği, Sıddık gibi olanların da imanlarının güçleneceği bir hadise. Aslını sorarsanız hayatımız baştan sona imtihanlarla dolu. Daha doğrusu bu imtihanlar çocukluk devremizden sonlara doğru başlar. Dünya ve ahirete ait olmak üzere bütün çeşitleriyle sürüp gider. Nitekim Miraç hadisesi de bir imtihan olarak insaanların hayatına girmiş, sonucu ahirete kadar varan bir ebedi saadete bile vesile teşkil etmiştir.

Hatta bu sınavda elmas ruhlu Ebu Bekirlerle, kömür ruhlu cehiller ayrılmışlardır, sınavı kazananlarla kaybedenler iyice su yüzüne çıkmışlardır.

Nitekim mucizenin cereyan ettiği gecenin sabahında Mekke’de büyük heyecan dalgası her tarafı kaplamış, gece cereyan eden hadiseyi sabah işiten müşrikler, hep birlikte yeni bir isyan bayrağı açıp:
“Olmaz böyle şey! Bir gecede Kudüs’e gitmek, oradan göklere uçmak, oradan da semaları geçmek, mümkün değil.”, diye feryadı basmışlardı.

Ancak İman sahipleri onların bu isyan ve kabarmalarına karşılık vermekte geçikmişler, elmas rruhlu Ebu Bekir (RA):
“Şayet bunu söylüyorsa mutlaka doğrudur, çünkü ben akşam sabah bundan çok çok daha büyük haberleri ve hadiseleri O’ndan dinliyorum,” diyerek sınavı kazanmıştır.

Gerçekten bütün Peygamberler ve bazı zevat-ı kiram, mesela İmam-ı Gazali, Muhyiddin-i Arabi, İmam-ı Rabbani ve daha pek çokları ruhani olarak Miraç hadisesini yaşamışlardır.

Müşriklerin böylesine isyan ve itirazlarından da anlaşılıyor ki, Miraç mucizesi Resulullah’ın (SAV) dünyadaki cesediyle cereyan etmiş, bu yolculukta ceset ruhla birlikte hazır bulunmuştur. Şayet sadece ruhla, yani rüya gibi bir durumla vaki olsaydı, müşriklerin böylesine isyan ve itirazlarına sebep olmayacaktı. Çünkü rüya halinde Miraç her zaman herkes için mümkündür.

 

 

Alimlerimiz, Miraç mucizesine itikadı açıdan bakarken şöyle bir tasnif yaparlar: Miraç hadisesinin üç basamağı vardır:

Birinci kısım: Mekke’den Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya kadar olan gece yolculuğudur. Bu kısım ayet-i celilenin açıklığıyla sabittir. Bunu inkara cüret etmek, yahut hafife almak, küfürden başka bir şey değildir.

İkinci kısım: Mescidi Aksa’dan göklere doğru uçuş ve geçiş kısmıdır. Bu meşhur hadise sabittir. Bunu inkara cür’et eden de delaletle suçlu olur.

Üçüncü kısım ise: Göklerin ötesine uçuş, mahiyetini hayal bile edemediğimiz sahalara geçiştir.

Bunun inkarına günahkarlık düşüncesi olunur, ancak küfür olunmaz.

 

 

Miraç mucizesi gibi diğer kudsi hadiselerin senenin bazı devrelerine serpiştirilmiş olmasının herhalde hikmetleri vardır. Mü’minler böyle gün ve geceler sebebiyle, dini hayatlarını yeniden bir kontrol edip, kendilerine gelsinler, yaşayışlarına çeki düzen verip, imani ve İslami hayatlarını daha da kuvvetlendirme şevk ve şuuru kazansınlar istemiş olabilir, tabi dahası da vardır.

Miraç gecesi, bizlere böyle bir tefekkür yaptırıyor, nefis murakabe ve muhasebe temin ediyorsa hedefini bulmuş, hikmetine varmış demektir.

Bir de Kâbe mi yoksa Ravza mı daha mübarektir meselisi var:
Cenab-ı Hakk Ali İmran Suresi 96. ayeti celilesinde “Şüphesiz, alemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mabed), Mekkedeki (Kabe) dir” ifadesi ile yüceltme ettiği kabe, yeryüzünde en mübarek yerdir.. Ravza da Kabe’nin mayasıyla yoğrulmuş olabilir.

Türk İslam dünyası olarak, bu mübarek geceleri tefekürle geçirmemizi, bütün kudsi ay ve gecelerinizi dolu dolu geçirmenizi, ruhumuzdaki inançla sizlere bol bol ikrâm edilmesini temenni ederiz. Hayat boyu süren maddi ve manevi bütün imtihanlarınızda Rabbinizden başarılar ihsan etmesini dileyin.

 

 

İnsanlar bu mübarek gün ve geceleri değerlendirerek, ibadetle geçirmeleri fevkalede önemlidir. Ancak daha önemlisi; insanlığın bütününe yönelik insanlığın temel problemlerinin çözme noktasında, samimiyetle çalışmak ve en önemlisi üretime yönelik çalışmasıdır. Üretime yönelik faaaliyetlerin merkezinde de; 21 ci yüzyılın en temel protein olduğunu unutmadan tarım ve hayvancılık alanında, organiklik odaklı çalışmalara katılmak veya bizzat destek vermek suretiyle, hayatı anlamlı kılmaktır. Bu çalışmaların içerisinde salih amel olacağı gözönünde bulundurulmalıdır.

İnsanların çalışması için üretim yapmak da, ibadettir. Çünkü insanlar çalışınca Cenab-ı Allah tarafından haram kılınan ve Türkiye Cumhuriyeti kanunlarınca yasak olan olumsuzlukları yapmazlar.

Ey Türk Milleti! “Düşünelim, araştıralım, çalışalım, üretelim.” ilkelerini esas alarak, üretimin, Dini-Milli faydalarını sizler karar verin: Ürtiim, her türlü anarşik-ekonomik terörün oluşmasına izin vermez. Bundan daha iyi ibadet olur mu?

Bu ve buna benzer gecelerde bütün Müslümanlar ve özellikle Türk İslam geleneklerinde Allah’ın evlerini (Camileri) doldurup, geceyi sabah namazına kadar ibadetle geçirmeyi İslam dünyasına nasip etsin.

 

 

Bu Mübarek geceyi, Kur’an-ı Kerim okumasını bilenler okuyarak, okumasını bilmeyenlerin üzülmesine gerek yok. Baba dostum saygıdeğer Ali Rıza Bey, ”İnternet ve cep telefonu, artık insan vücudunun vazgeçilmez bir organı haline geldi.” demesi gerçekten çok doğru ve anlamlı bir sözdür. Evlerinde İnternet olanlar, İnternette veya cep telefonlarında Kur’an dinleyerek sevaplara nail olurlar.

Bu Mübarek gün ve geceler, ziyaretler yapmamıza da vesile oluyor. Anne-Baba, akraba, çevremizdeki yaşlı komşular ve hastalar ziyaret edilerek, şefkatla samimi sevgimizi göstererek, onları sevindirip, duasını almalıyız.

Hakkın Rahmetine kavuşan atalarımıza ve Ay-Yıldızlı Şanlı Türk Bayrağının daima göklerde dalgalanması uğruna şehit olan Vatan Şehitlerinin, kabristanlıklarını ziyaret etmeyi unutmamalıyız. Okumasını bilenler, Yasin-i Suresini ve üç İhlas, bir Felak, bir Nas Surelerini okuyup dua etmeli. Kur’an okumasını bilmeyenler bildikleri sure ve duaları okuyarak, ziyaret ettikleri kabristanlığın ruhuna bağışlanır.
NOT: Mezarlığa gitme imkanı olmayanların üzülmelerine gerek yok, evlerinde Kur’an okuyup, dua ederek ruhlarına bağışlasınlar.

 

 

KABRİSTANA GİRİŞ DUASI:
”Esselamu aleyküm dare kavmin Mü’minin
Ve inna inşaallahu bi kum lahikun Ese lullahe li ve le kümül afiye.”
MANASI: EY!.. İnananlar evinin sakinleri, sizlere selam olsun. Biz de inşallah size katılacağız. Bana ve size Allah’u Teala Hazretlerinden afiyet dilerim. Diye selam verdikten sonra: Bildiklerini okur. Sevaplarını burada yatanlara bağışlar.

DUA:
Değerli okuyucular, İslam dininde en fazla yapılan ibadetlerden birisi de, riyakarlıktan ve haram işlerden uzak kalarak yapılan duadır. Duadan hem şükür ve hem de hamd etmek manası vardır. Maddi manevi sahada Cenab-ı Allah’a yapılan bir sığınma ve yalvarmadır. Aynı zamanda dünya ve ahiret için vazgeçilmez bir vasıtadır.

Hindistan İslam araştırma enstütüsü eski başkanı, hafız-Mevlevi Seyyid Asaf Ali hoca diyor ki, bu duayı hergün iki defa okuyun. Dua: ”Allahu latifun bi ibadihi yerzuku menyeau Vehuvel kaviyyul aziz”
Mnası: Her gün sabah-akşam bu duayı kim okur ise, hafızası kuvvetli olur ve okuduklarını unutmaz. Ayrıca güçlü bir hafıza için, Seyyid Asaf Ali hoca diyor ki: “Yemeklerden sonra iki kesme şeker büyüklüğünde taze zencefil çiğneyerek yiyin ki, güçlü bir hafızaya sahip olasınız ve sesiniz daha güzel ve net olsun.”

Bu Mübarek Miraç gecesinin yüzü suyu hürmetine, ağlayarak gözyaşı döken Türk İslam dünyasının gözyaşı dinsin.
Ay-Yıldızlı Şanlı Türk Bayrağının göklerde dalgalanarak gül açması uğruna canlarını feda eden, başta Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Mareşal Fevzi Çakmak olmak üzere, cümle Vatan şehitlerini rahmetle, Gazileri minnetle anar. Hasta-yaralılara acil şifalar dileriz.

 

 

Kaynakça:
1- Diyanet işleri Başkanlığı 207 no’lu yayını.
2- Hindistan’lı, Hafız-Mevlevi Seyyid Asaf Ali hoca
3- Erzurumlu hafız Abdullah Aldır hoca
4- İslamın Nurlu Yolu Yazar: Osman Bayüklken 1959 2’ci Baskı

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Bayramı, mana derinliğinde yaşayalım
Bu gecenin kadrini bilmek gerek!
Sosyal Yardılaşma ve Sadaka-i Fıtır