Eski AYM Başkanı Kılıç: YSK milyonlarca insanın seçme hakkını kullanılmaz duruma soktu

Eski AYM Başkanı Kılıç: YSK milyonlarca insanın seçme hakkını kullanılmaz duruma soktu
10 Mayıs 2019 10:35

Eski Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı seçimini iptal etmesiyle ilgili olarak “YSK görevini ihmal etmekle kalmamış milyonlarca insanın seçme hakkını kullanılmaz duruma sokmuştur” dedi.

 

 

Karar yazarı Elif Çakır, “YSK kararı için Haşim Kılıç ne diyor?” başlığıyla yayımlanan yazısında eski Anayasa Mahkemesi Haşim Kılıç’ın değerlendirmelerine yer verdi.

 

Çakır’ın yazısı şöyle:

“Anayasa Mahkemesi’nin eski başkanı Sayın Haşim Kılıç’la 367 ve YSK kararını konuştum:

Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Haşim Kılıç dünkü görüşmemizde, son YSK kararını değerlendirirken ‘Başka mahallede çekilen acıları görememek insan onuruyla bağdaşmaz’ diye konuştu. Sayın Kılıç’ın sözlerini aşağıda yazacağım fakat sorunu tam olarak ortaya koyabilmek için önce AYM’nin ünlü ‘367 Kararı’nı hatırlamalıyız.

 

‘AYM’DE O TARİHLERDE GÖREV YAPAN YÜKSEK YARGIÇLARDAN SADECE BİR İSİM KALMIŞ’

 

 

Anayasa Mahkemesi’nin demokrasi ve hukuk tarihimize kara bir leke olarak geçen ‘367 Kararı’ on üç yıl sonra YSK’nın İstanbul seçimlerini iptal kararı ile gündeme geldi.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, YSK’nın hukuken savunabilir hiçbir yanı olmayan kararına şu sözlerle tepki gösterdi:

‘Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız ‘367 Kararı’ karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım. Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.’ (7 Mayıs)

YSK’nın İstanbul seçimlerini iptal kararının ‘367 Kararı’ ile aynı olduğunu söyleyen tek isim Sayın Gül değil. 2008 yılında yazdığı özgürlükçü rapor ile AK Partinin kapatılmasını engelleyen eski Anayasa Mahkemesi raportörü Prof. Dr. Osman Can da aynı düşüncede:

‘367 hukuksuzluğu bu kadar ağır değildi. En azından işleyen bir çok kurum ve usul vardı, siyaset alternatif üretebilmişti.’ (6 Mayıs)

Hal böyle olunca önce, 7 Mayıs 2007 tarihinde ‘367 Kararının’ altına attıkları imza ile Anayasa Mahkemesi’nin sırtından ebediyen atamayacağı bir kamburun oluşmasını sağlayan, yüksek yargıçlardan bugüne kimler kalmış diye AYM’nin resmi sitesine baktım.

AYM’de o tarihlerde görev yapan yüksek yargıçlardan sadece bir isim kalmış.

O gün verdikleri ayıplı karar ile yargıya duyulan güveni kökünden sarsan, adalet duygusu ve hakkaniyet ölçüsüne olan inancın yitirilmesine sebep olan ‘o yüksek yargıçlardan’ kimse yerinde yok, emekli olmuşlar. Ama AYM yerinde. Ve bugün ‘hukuk kullanılarak demokrasi nasıl devreden çıkartılır’ sorusuna örnek olarak hep ‘367 Kararı’ gösteriliyor.

Yüksek Mahkeme 7 Mayıs 2007’de verdiği ‘367’ ayıplı kararının gerekçesini elli sekiz gün sonra açıklayabilmiş. AYM Başkanı Tülay Tuğcu’nun da içinde olduğu bazı üyeler 367 başvurusunun görüşülmemesi gerektiğini, Meclis kararlarının Anayasa Mahkemesi’nin denetimi dışında olduğunu söylemişler.

Hatta Taha Akyol, CNN Türk’te katıldığı programda ‘Bazı Anayasa Mahkemesi üyeleriyle görüştüm. 367 şartını çok gereksiz bulduklarını söylediler. Ancak aynı üyeler 367 kararına imza attılar’ sözleriyle şaşkınlığını dile getirmişti. (16 Haziran 2007)

AYM’nin on bir üyesi arasında ‘367’ garabetine karşı çıkan, bunun hukuksuz olduğunu söyleyen sadece iki isim oldu: Sacit Adalı ve AYM Başkanvekili Haşim Kılıç.

Haşim Kılıç karşı oy gerekçesinde AYM’nin bu hukuksuz kararı baskı altında aldığını tarihe şu sözlerle not düşmüş:

‘Mahkemenin kendi istekleri doğrultusunda karar verememesi halinde ülkenin bir iç çatışmaya sürükleneceği biçimindeki ifadeler, yargıcın vicdani kanaatinin oluşmasını doğrudan hedef alan bir eylem biçimidir. Ne yazık ki karar öncesi kimi kişi, kurum ve mercilerin mahkemeyi etkilemeye dönük söylem ve davranışlarını onaylamak mümkün değildir. Çatışma çıkacağı tehdidi ya da ülkeyi koruma adına yapılan açıklamalar oluşacak karara dönüktür. Hukuku korumaya yönelik bu düşünceler sadece tarihe not düşmek adına yazılmıştır.’ (7 Mayıs 2007)

Sayın Kılıç’ın üstü kapalı olarak atıfta bulunduğu ifadeler CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a ait:

‘Türkiye Anayasa Mahkemesi’nin kararını bekliyor. AYM 367’e gerek yok derse Türkiye çok tehlikeli bir çatışmaya sürüklenir. Bu tablo ağır bir tablodur.’ (30 Nisan 2007)

Sayın Kılıç 2007 gibi Türkiye’de statükonun hakimiyetinin ağır olduğu bir dönemde cesaretle 367 garabetine karşı çıktı. Yüksek Mahkemeye baskı yapıldığını tarihe not düştü.

 

 

 

Yazının tamamını okumak için tıklayın