Ermeni soykırımı yalanı

Ermeni soykırımı yalanı
23 Aralık 2013 08:55

11 yıldır iktidarda bulunan AKP’nin dış politikadaki tek “başarısı” uluslararası bir yalan olan “Ermeni soykırımı” iddialarını çürütmek olmuştur!.. “Öhö öhööö” demeyin!.. Bu olayı da sahiplenmeseler bileklerimi keserim. Tıpkı, CHP’li Eskişehir Belediyesinin icraatlarını hükümet icraatı olarak sahiplendikleri gibi..

 

Cemil CAN H&H YORUM

 

Dışişleri Bakanlığımız Türklerin Ermenilere karşı soykırım yapmadığını sonunda kanıtladı!..

 

Doğu Perinçek olmasaydı, içerisine girmek için takla attığımız AB üyelerinin neredeyse tamamı, bu yalanı parlamentolarında kabul edeceklerdi… Bu kadarla da yetinmeyip “Ermeni soykırımı iddiası yalandır” diyenleri hapse de atacaklardı. Bu planın ilk kurbanı, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek seçilmişti…

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘nin kararından sonra, hükümetimiz, muhalefet partileri ve aydınlarımız, artık uluslararası platformlarda yüzlerinin AK’ı ile bu gerçeği haykırabilirler…

 

17 Aralık Operasyonunun gölgesinde, bu önemli gelişme kaybolup gitmez umarım. En azından bu haberin bir yerine “Yaşasın hükümetimiz” notunu ekleyerek sosyal medyada dolaştıralım derim. Bakarsınız bu sefer paylaşarak çoğalabiliriz!..

 

Öyle demeyin ama. Hükümetimiz de bu konuda bir şeyler yaptı. “Ermeni açılımı”ndan söz ediyorum sanmayın. Anımsarsınız sanırım, başında rahmetli Rauf Denktaş‘ın bulunduğu Talat Paşa Komitesi adlı bir komite vardı. İsviçre’de, Fransa’da, Almanya’da ve pek çok yerde bir dizi etkinlikler düzenleyerek, Ermeni soykırımı iddialarının uluslararası bir yalan olduğunu kanıtlamak üzere çalıştı durdu… O komitenin en etkili aydınlarından Doğu Perinçek’e “Ermeni soykırımı Uluslar arası bir yalandır” dediği için, İsviçre Mahkemesi tarafından hapis cezasına çarptırılmıştı!.. İşte hükümetimiz de bu komitenin faaliyetlerini engellemek için elinden ne geldiyse yapmıştır! Örneğin; Berlin Mitingi’nden önce, konsolosluklarımız aracılığı ile Türk derneklerine, bu mitinge katılmamaları yönünde uyarıda bulunmuştur. AB ülkeleri el birliği ile bu etkinliklere katılacak olan Türklere vize verilmesine de engel oldular. Hükümetimiz ise, Rus devlet arşivlerinde 10 yıl çalışarak, Ermeni soykırımı iddialarının kocaman bir yalan olduğunu kanıtlayan Doğu Perinçek’in oğlu Mehmet Perinçek‘i hapse attı. Yetmiyormuş gibi, bir de üniversitedeki araştırma görevinden kovaladılar…

 

Şimdi, utanmadan sıkılmadan Perinçek’in açtığı dava nedeniyle elde edilen kazanımı Ermeni sorununda “milat” olarak kabul ediyorlar. Ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı eski büyükelçi Faruk Loğoğlu, Doğu Perinçek’e CHP adına teşekkür ediyor. Fazlasıyla hak etti tabi. Bu noktada yeni CHP’ye sormak gerekir. Vaktiyle Talat Paşa Komitesi’ne destek verdiniz mi? Aslında şöyle de sorulabilir: Bu kadar önemli bir konuda Doğu Perinçek’i neden yalnız bıraktınız? Elbet bir gün bunların hesabı size de sorulur…

 

Sırası gelmişken, başta Talat Paşa Komitesi’nin yiğit Başkanı Rahmetli Rauf Denktaş olmak üzere, bükülmez bileği ile bu mücadeleye önderlik eden İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’e ve onun şahsında eylemleri düzenleyen ve katılan tüm yurtseverlere teşekkür etmek borcumuzdur…

 

Bu zaferde onların payı çoktur ve tarihe kahramanlar olarak geçeceklerinden kuşkumuz yoktur!..

 

Hakkı hamiline teslim etmek gerekir. Kahramanın önde gideni şimdi Silivri zindanındadır…

 

***

 

a

 

SORUŞTURMANIN SELAMETİ

 

AKP hükümetinin son durumunu, utana sıkıla sıcağı sıcağına ekranlardan izliyoruz. Lağımın patladığı noktada çok fazla söylenecek söz yoktur. Önce pislikten uzaklaşıp, sakin kafayla olup biteni izlemek gerekir. Bunun için birkaç güne daha ihtiyacımız vardır… Değerlendirme biraz sonra olsa da olur…

 

Hükümet kanadı o kadar şaşkın ki, tutuklananların suçlu olduklarını peşinen kabul etmiştir!.. Belki de daha önceden kalma alışkanlıklarından böyle yaptılar. Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç: “Soruşturmanın selameti” bakımından, soruşturmayı yürüten polis müdürlerin görevlerinden alındığını açıklamıştır… Ardından operasyonu başlatan Zekeriya Öz’den dosyayı aldıklarını ve iki yeni savcı görevlendirdiklerini söyledi. Kamuoyunu devlet içerisinde bir çete olduğuna ve bu çeteyi ortaya çıkartmak için çalıştıklarına inandıracaktı herhalde. Devlet içerisinde çeteler olduğu doğrudur elbette. Bunu Ergenekon, Balyoz vb gibi davalardan biliyoruz zaten. Ama bu aşamada bizi devlet içerisinde yuvalanan çete değil, ortaya dökülen hırsızlıklar daha çok ilgilendiriyor… Çünkü çalınan paralar bizimdir!..

 

Polis müdürlerini görevden almak “soruşturmanın selameti”nden çok “soruşturulanların selameti” ile ilgili bir eylemdir…

 

Türk halkının zekasıyla bu kadar da alay edilmez…

 

Bizim bildiğimiz “soruşturmanın selameti” bakımından hakkında soruşturma yürütülenler açığa alınırdı. Çünkü bu uygulamanın haklı nedenleri vardır. Hakkında soruşturma yapılan kişi, makam ve mevki itibariyle, soruşturmayı etkileyebilecek durumda olabilir. Görevine devam ederse, bu defa da adaletin terazisini şaşırabilir. Bu nedenle hakkında soruşturma açılan kişiler, soruşturma bitene kadar açığa alınırlar. Alışılagelmiş bir uygulamadır. Buraya kadarını kimsenin bir diyeceği olamaz! Ama şimdi tam tersi olmaktadır. Soruşturulanların selameti bakımından, soruşturmada görev alan polis ve savcılar görevden alınıyor…

 

Tıpkı Deniz Feneri Davası’nda olduğu gibi. Orada da soruşturmayı sürdüren üç savcı görevlerinden alınmıştı. Görevden alınmak bir yana, “evrakta sahtecilik” yapmak gibi asılsız bir suçlama ile haklarında ceza davası bile açılmıştı. Neyse ki, hepsi de Yargıtay’da görülen davada beraat ettiler. Çok şükür ki, ülkemizde hala hakimler vardır!.. O olay nedeniyle görevden alınan savcılar, hırsızların büyüğünün iktidarda olduğuna işaret etmişlerdi. Söylediklerinin doğruluğu şimdi ortaya çıkmıştır!..

 

Kısaca: Deniz Feneri Davası’nın asıl sanıkları ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşıyorlar.

 

Selametteler yani!..

 

Selametten AKP’ye gelen o ince çizgi; bugünlerde mücahitten, müşahite oradan da müteahhit olmaya şeklinde tarif ediliyor!… Çok yerinde bir saptama. Zira, müteahhitliğin olduğu her yerde, bavullar dolusu yeşil dolarlar olabilir; o bakımdan doların olduğu yerde de her türlü itlik yapılabilir…

 

Av. Cemil Can

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
‘Bağımsızlık’ mı ‘hırsızlık’ mı?!..
Devletin ‘özel’i olmaz!..
‘Cesaret ödülü’nün bedeli!..