Eşi Kemal Kılıçdaroğlu'nu anlattı: Sinir bozacak kadar sakindir

Eşi Kemal Kılıçdaroğlu'nu anlattı: Sinir bozacak kadar sakindir
27 Şubat 2013 00:21

Selvi Kılıçdaroğlu, evdeki Kemal Kılıçdaroğlu’nu anlattı…

Sözcü Gazetesine konuşan Selvi Kılıçdaroğlu,  “Kemal, hayatta tanıdığım en sakin insandır… Bir şeye sinirleniyorsunuz, onun sakinliği yüzünden yeterince bağırıp çağıramıyorsunuz. Deşarj olamıyorsunuz.” dedi.
 

Sözcü Gazetesi’nden Nil Soysal’a konuşan Selvi Kılıçdaroğlu bakın neler söyledi…

Fut­bol­la ara­nız iyi ga­li­ba?
 
Se­ve­rim fut­bo­lu. Fe­ner­bah­çe ta­raf­ta­rı­yım. Ke­mal de Fe­ner­bah­çe­li. Ço­cuk­lar Ga­la­ta­sa­ray­lı. Es­ki­den fa­na­tik­tim ama ar­tık fa­na­tik de­ği­lim. Maç var, ka­çır­ma­ya­lım fi­lan gi­bi bir der­di­miz yok. Öy­le bir va­kit de yok za­ten…


 
Yoğun tempoya alıştım
 
Ke­mal Be­y’­in SSK gün­le­ri­ni öz­lü­yor mu­su­nuz?
 
Ta­bi­i öz­lü­yo­rum. Öz­le­me­mek müm­kün de­ğil. O za­man her şey ba­na gö­re da­ha an­lam­lıy­dı. Da­ha gü­zel­di. Ama bu sa­de­ce Ke­mal SSK’­da ol­du­ğu için de­ğil. O za­man ço­cuk­lar da kü­çük­tü. Hep bir ara­day­dık. Nor­mal bir dü­ze­ni­miz var­dı. Ke­mal o za­man da çok yo­ğun­du. Za­ten o hep yo­ğun ça­lı­şan bir in­san ol­du. Ben de bu tem­po­ya alış­tım as­lın­da. Bel­ki de bu yüz­den, si­ya­si ha­ya­tı çok da ya­dır­ga­ma­dım. Ko­lay uyum sağ­la­dım.


 
CHP Ge­nel Baş­ka­nı ola­rak iki yıl bit­ti. Çok şey de­ğiş­ti mi ha­ya­tı­nız­da?
 
De­ğiş­ti ta­bi­i. De­ğiş­mez mi? Bu Ke­ma­l’­in 3’ün­cü dö­nem mil­let­ve­kil­li­ği. Ama bu dö­nem bi­raz da­ha fark­lı bi­zim açı­mız­dan…
 
Ne gi­bi? Ar­tık es­ki­si ka­dar gö­re­mi­yor mu­su­nuz Ke­mal Be­y’­i?
 
(Gü­lü­yor bu so­ru­ya. Ne ya­lan söy­le­ye­yim, ben de gü­lü­yo­rum. So­ru­ya de­ğil Se­lvi Ha­nı­m’­ın ya­nı­tı­na. İn­ce bir mi­zah an­la­yı­şı var…)
Gö­rü­yo­rum as­lın­da. Her gün gö­rü­yo­rum Ke­ma­l’­i. Ya­ni ‘gö­rü­ş’ prob­le­mi­miz yok.
Ke­mal sev­di­ği işi ya­pı­yor.


 
Kızım hiç istemedi
 
Ke­mal Be­y’­in si­ya­se­te gir­me­si­ne pek de sı­cak bak­ma­mış­tı­nız di­ye ha­tır­lı­yo­rum. Doğ­ru mu?
 
O ben de­ğil­dim, kü­çük kı­zım is­te­me­di hiç. Hat­ta ilk mil­let­ve­ki­li se­çil­di­ği za­man; “An­ne­” de­di. “Ben çok ra­hat­sız olu­rum. Ben ba­ba­ma oyu­mu ver­me­ye­ce­ğim.” De­dim ki “Kı­zım ba­ban bu iş­le uğ­raş­ma­yı se­vi­yor. Tür­ki­ye­’de kaç ki­şi sev­di­ği işi ya­pı­yor. Bir de böy­le dü­şün. He­men ka­rar ver­me­”. Onun üze­ri­ne ik­na ol­du. On­dan son­ra Ke­mal Ge­nel Baş­kan ol­du­ğun­da da ar­tık alış­mış­tı, so­run ol­ma­dı.
 
Güne evde başlıyor
 
Hiç en­di­şe­len­di­ği­niz ol­mu­yor mu Ke­mal Bey için?
 
Çok ça­lı­şı­yor, ya da Mec­lis kür­sü­sün­de si­nir­le­ne­cek, tan­si­yo­nu çı­ka­cak fi­lan di­ye…
Ke­mal, be­nim ha­yat­ta ta­nı­dı­ğım en sa­kin in­san­dır. Hat­ta si­nir bo­za­cak ka­dar sa­kin bir adam. O ka­dar sa­kin ki; bu si­ze de yan­sı­yor. Ama olum­suz yön­de. Di­ye­lim ki bir şe­ye si­nir­le­ni­yor­su­nuz. Onun sa­kin­li­ği yü­zün­den ye­te­rin­ce ba­ğı­rıp ça­ğı­ra­mı­yor­su­nuz. De­şarj ola­mı­yor­su­nuz. Açık­ça­sı ba­zen Ke­ma­l’­in sa­kin­li­ği­ne ta­ham­mül ede­mi­yo­rum.
 
Ev­de­ki Ke­mal Bey ile si­ya­set­te­ki Ke­mal Bey ara­sın­da fark yok mu?
 
Yok as­lın­da. De­dim ya çok sa­kin bir in­san Ke­mal. Ev­de de si­ya­set­te de. Siz hiç gör­dü­nüz mü si­nir­len­di­ği­ni? Ben gör­me­dim. En ha­ra­ret­li tar­tış­ma­lar­da bi­le sa­kin sa­kin ce­vap ve­ri­yor. Ça­lış­ma­yı çok se­vi­yor. Bu ev ha­ya­tı­na da yan­sı­yor. Sa­bah­la­rı çok er­ken kal­kı­yor. İlk ön­ce ga­ze­te­le­ri oku­yor. Son­ra in­ter­net­te gün­de­mi ta­kip edi­yor. Ya­ni gü­ne ev­de de ça­lı­şa­rak baş­lı­yor.
 
Otobüse de biniyorum
 
Bir­lik­te va­kit ge­çi­re­bi­li­yor mu­su­nuz pe­ki?
 
Şöy­le söy­le­ye­yim: Çok nor­mal bir ya­şan­tı­mız yok. Ama çok anor­mal bir ya­şan­tı­mız da yok. Ta­bi­i ki es­ki­den bir­lik­te çok da­ha faz­la şey ya­par­dık. Si­ne­ma, ti­yat­ro ya da dı­şa­rı­da bir­lik­te ye­mek ye­mek gi­bi. Şim­di bun­lar kal­ma­dı ha­ya­tı­mız­da. Ama ben yi­ne çı­kı­yo­rum, tek ba­şı­ma ge­zi­yo­rum. Ya­ni nor­mal ha­ya­tı­mı sür­dü­rü­yo­rum. Mi­ni­bü­se de bi­ni­yo­rum. Oto­bü­se de bi­ni­yo­rum. Mar­ke­te de gi­di­yo­rum. Ba­zen ca­nım çok sık­kın­sa, gi­dip bir ka­fe­de otu­rup, ge­le­ni ge­çe­ni sey­re­di­yo­rum.
 
Mi­ni­büs­te, ya da oto­büs­te ta­nı­yor mu in­san­lar si­zi?
 
Ta­nı­yan da, ta­nı­ma­yan da olu­yor. Ama ta­nı­yıp da, mi­ni­bü­se bin­dim di­ye hiç kim­se şa­şır­mı­yor. Her­kes nor­mal kar­şı­lı­yor. Ya da ben öy­le his­se­di­yo­rum.
 
Ke­mal Be­y’­in baş­ba­kan ola­ca­ğı­na ina­nı­yor mu­su­nuz?
 
Ol­ma­lı di­ye dü­şü­nü­yo­rum. CHP de öy­le dü­şü­nü­yor za­ten. Yıl­lar­dır mu­ha­le­fet­te ka­lan bir par­ti ola­rak amaç bu ol­ma­lı. Tür­ki­ye­’nin de bu­na ih­ti­ya­cı var.