Ve, 14 Mayıs

Ve, 14 Mayıs
18 Ocak 2023 13:31

Bahçeli dünkü grup toplantısında, bu işi uzatmayın, seçim tarihi belli olsun, dedikten sonra, Erdoğan bugün grup toplantısında, Menderes’in seçildiği 14 Mayıs 1950 tarihini zikrederek, “Aynı gün yine milletimiz yeter söz milletin” diyecek diyerek, 14 Mayıs tarihini dolaylı olarak tarif etti.

 

 

Safile USUL H&H YORUM

 

 

Muhtemeledir ki seçim 14 Mayıs’da olur gerçekten de.

 

 

Bu durumda geriye doğru 3 ay sayarsak en geç Şubat ortası, bilemediniz, en geç Şubat sonu bizim aday da belli olacaktır.

 

 

Millet İttifakı’nın adayının açıklandığı gün çok sarsıntılı birgün olacak. Yani, olumlu anlamda sarsıntılı.

 

 

En az 8 şiddetinde sarsacak. (depremden aman Allah korusun da, tabiri caizse diyelim o nedenle)

 

 

O gün Türkiye’de kimse, aaaaa, Millet İttifakı’nın adayı kimmiş, internetten bir bakayım, filan demeyecek.

 

 

Herkes zaten çok iyi tanıdığı biriyle karşılaşacak.

 

 

Ki, hep söyledim, bugün de söyleyeyim, aday İmamoğlu.

 

 

Ama tabii, bekleyip göreceğiz.

 

 

İmamoğlu’nun adaylığı şu açıdan da önemli olacak…

 

 

HDP seçmeni , HDP aday çıkarsa bile, 2. Turda İmamoğlu’na oy verecek. Kendiliğinden oy verecek. Yani kimsenin seçmene bir şey demesine gerek yok.

 

 

Türkiye’de seçen bir seçmen var, bunu kimse unutmasın. Şu ana kadar AKP’yi seçtiler evet ama onun da sebepleri vardı. En kısacasından siz bir ülkeyi AB’ye getirip, Euro kurunu 1’e 1.5’dayken iktidarı bırakıp, başka bir siyasi partiye verirseniz, o iktidar 20 sene kalır. Olay bu kadar basit.

 

 

Neyse, biraz daha sabredelim aday açıklanana kadar.

 

 

Ama 6’lı masa işi gerçekten iyi götürüyor.

 

 

Onlara bir övgü yazacağım ilk fırsatta. Hatta biraz şiirsel bile olabilir.

 

 

KOMUTANLAR ZORLA ALKIŞLIYORDU

 

 

Erdoğan’ın, Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı BMC yerleşkesinde yaptığı konuşma esnasında Kılıçdaroğlu’nu hedef alan sözlerini Milli Savunma Bakanı Akar da dahil olmak üzere, tüm kuvvet komutanları alkışlamış, Kılıçdaroğlu da komutanları eleştirmişti.

 

 

Ben o haberin görsellerini defalarca izledim.

 

 

Alkış olayı şöyle gelişiyor.

 

 

Erdoğan Kılıçdaroğlu’nu eleştirince salondaki yalakaları gaza geliyor (neticede çok alkışlarsanız belki milletvekili adayı olabilir veya bir kurumda ile alınabilirsiniz vs.)

 

 

Salonda güçlü bir alkış tufanı kopuyor.

 

 

Hulusi Akar ve komutanlar önce alkışlamıyor.

 

 

Ama salondaki alkış tufanı o kadar güçlü ki, ortada düdük gibi alkışlamayan bir tek komutanlar kalıyor.

 

 

Bunun üzerine önce Hulusi Akar, hemen ardından da diğer komutanlar alkışlıyorlar ama alkışları çok ölçülü ve yüz ifadeleri ciddi. Valla yalakalık yoktu yüzlerinde.

 

 

Şimdi diyeceksiniz ki, ya ne demek istiyorsun sen…

 

 

Valla bir şey demek istemiyorum ama gerçeğe çok bağlı bir yapım var.

 

 

Yani, bir durum tam nasılsa onu anlamaya tutkum var.

 

 

Bir de şu var, burda verdiğim ayrıntı bence önemli. Komutanların yalakalıktan ve/veya gerçekten Kılıçdaroğlu düşmanlığı nedeniyle alkışlaması ile bir alkış tufanı içersinde mecbur kalarak alkışlaması arasında matematikteki exponentler hacminde bir fark var bence.

 

 

Ve, ben detaylardaki bu exponentsel hacmin hep hastasıyım.

 

 

Bir şey daha söylemek istiyorum…

 

 

Kılıçdaroğlu’nun komutanlara bu tepkisi gereksiz. Ordaki alkışı kim takar Türkiye’de Allah aşkına. Hele bu bizim gözleri felfecir okuyan uyanık millet.

 

 

Ki, Türkiye bir parti devleti her şeye rağmen değil. Olamadı, yapamadılar.

 

 

Ve, devlet kurumları ile gerginlik bence iyi değil.

 

 

Özellikle de seçim sürecinde.

 

 

Zira seçim sonrası beni hemen görevden alıp, hapse atarlar düşüncesi her komutanın kararlarını etkileyebilir.

 

 

Buna gerek yok.

 

Safile USUL Twitter

 

 


Yazarın Son Yazıları:
İyi Parti’nin afişleri!
Adayın geç açıklanması doğru
Toplantı iyi geçmiş olmalı