Trajikomik eğitim

Trajikomik eğitim
11 Ağustos 2021 08:13

Sıcak bir İskenderun akşamı… Dostlar meclisinde muhabbet koyu… Meclisin en kıdemli insanı eski İlçe Milli Eğitim Müdürü Halil Amca. Hepimizde emeği var. Son sözü onun söylemesi bekleniyor tabii. Rakısından birkaç yudum aldı, bardağı masaya koydu. Ve anlatmaya başladı…

 

 

 

Salih Levent UĞURLU H&H YORUM

 

 

“2002 yılı öncesi kadro yetersizliği gerekçe gösterilerek her branştan mezun sınıf öğretmeni olarak atanmıştı okullara… İktisattan, işletmeye ve mühendislik fakültesine kadar… Bir haber geldi. Öğretmen çocuklara sesli harflerden birini öğretmeyi unutmuş…”

 

 

Olay bu kadar kısa… Devamını anlatamadı Halil amca…

 

 

Çünkü masadaki herkes gülme krizine girmişti… Kimse böyle bir şey beklememişti.

 

 

Zaten devamını anlatmasına da gerek yoktu Halil amcanın…

 

 

Ne anlatacaktı ki…

 

 

İşte böyle trajikomik dönemlerden geçti ülkemiz… Geçmeye de devam ediyor… Bize de ağlanacak halimize gülmek düşüyor.

 

 

***

 

 

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin önerisiyle üniversite sınavlarında baraj puanı aşağı çekildi malumunuz… Eğitim kalitesini yukarı çekemiyorsan aşağı çek mantalitesi mi diyeceğiz şimdi buna bilemiyorum… Adının önünde “milli” yazan eğitim politikalarının dibi görmesi, nasıl bu kadar kolay kabulleniliyor anlamıyorum.

 

 

Bu mantalite oldukça bizde trajikomik olaylar bitmez azizim.

 

 

Ağlanacak halimize gülmeye devam ederiz…

 

 

***

 

 

Ülkemizin içinde bulunduğu malum açmazlar eğitim ve öğretimde düşen kaliteyle paraleldir şüphesiz.

 

 

Yana yakıla başarılı, dürüst insan modelini aradığımız bir dönemde ilk çekidüzen vereceğimiz kurum Milli Eğitim olmalıdır bu yüzden…

 

 

“Sürer, eker, biçeriz güvenip ötesine… Milletin her kazancı, milletin kesesine…” diye başlayan Köy Enstitüleri Marşı’nı hepimiz biliriz…

 

 

Böyle bir eğitim mantalitesinden geçen nesilden başarısız insan da çıkmaz çalan çırpan insan da…

 

 

Talip Apaydın, Köy Enstitüsü Yılları kitabında şöyle der:

 

 

“Sabah toplantılarında bazen hep bir ağızdan marşlar, şarkılar söylerdik. İstiklal Marşı, Gençlik Marşı, Ziraat Marşı, Köy Enstitüleri Marşı… Efe türküsü, Köroğlu, Üç Güzeller türkülerini canlı, diri, gür sesle söylerdik.”

 

 

Kuşkusuz bir insan tasavvuruydu bu eğitim anlayışı… Ama çocuklarımız “gominist” olacak diye üzerine zift döktük…

 

 

Yerine eğitim öğretim diye getirdiğimiz her anlayışın fiyasko olması bizleri bugünlere getirdi… Barajın aşağı çekilmesi bunun son örneği…

 

 

Ağlanacak halimize gülüyoruz Halil amcanın hikayesindeki gibi…

 

 

Arayalım yana yakıla başarılı ve dürüst insan şimdi… Bir nesil “gominist” olacak diye işte böyle heba edildi…

 

 

***

 

 

Değişen müfredatlar, sınav sistemleri, atama usülleri… Eğitimin yapboz haline getirilmesi bugüne has değil.

 

 

Türk Milli Eğitim sisteminin özeti maksatlı ya da maksatsız yerine daha iyisini koyacağız diye diye eskisinden daha kötü hale getirilmesidir herhalde.

 

 

Neredeydik nereye geldik…

 

 

Atatürk döneminin eğitim sistemiyle yetişen Oktay Sinanoğlu liseyi bitirip üniversite için ABD’ye gönderildiğinde, hiç ders görmeden sınava giriyor ve iki sınıf birden atlatabiliyordu… Bu kadar kaliteli bir eğitim sistemi vardı o zamanlar!

 

 

Bugün ise baraj puanının düşürülmesinden bahsediyoruz…

 

 

Görevinden istifa eden Ziya Selçuk’un yerine gelen Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer’e tavsiyem bıraksın her şey eskisi gibi kalsın… Zira gelen her yeni uygulama eskiyi mumla aratıyor.

 

 

Düşünün…

 

 

Bir gömlek ütülemeye kalkıyorsun ve ütüledikten sonra eski halinin daha düzgün olduğunu fark ediyorsun… Ne kadar trajikomik değil mi?

 

 

İşte bizim milli eğitimin özeti de böyle…

 

 

Dokunmayın hiçbir şeye öyle kalsın bence.

 

 

Salih Levent UĞURLU Twitter

 

 

 

 


Yazarın Son Yazıları:
Globalleşirken ‘help’ dememek
Reel politika tu kaka mıdır?
Fon tartışmasından çıkarılacak dersler