Sonbaharda referandum şartları yok

Sonbaharda referandum şartları yok
20 Mayıs 2013 05:00

“Sayıyı bulabilirsek referanduma gideriz. 2014’de 3 seçim gelebilir.” demiş Erdoğan ABD’de gazete yayın yönetmenleri ile yaptığı görüşmede.

Safile USUL H&H YORUM

Erdoğan bir gazetecinin yaz aylarında Meclis çalışacak. Referandum bu sene olur mu? sorusuna cevaben ise, “Meclis Başkanı bu iş bitti derse, sonbaharda da olabilir.” demiş.
Yani, Meclis Başkanı, “Uzlaşma olmuyor, bu iş bitti.” derse sonbaharda da referandum olabilirmiş.
Ancak sonbaharda referandum olmasının koşulları yok.
Hatta 2014’de de bu tür bir referandumun koşulları olmayacak kuvvetle muhtemel ama biz adım adım gidelim ve şimdilik sonbaharda kalalım.
Erdoğan sonbaharda (2013 sonbaharı) referandum koşullarına sahip olmayacak.
Çünkü…
Erdoğan yeni bir anayasadan şunları bekliyor…
1-Yeni ve kendisinin formüle ettiği bir anayasayı yapmış olarak Türkiye’yi kökten değiştiren adam olarak tarihe geçmek.
2-Anayasaya başkanlık getirerek başkan olmak ve Türkiye’yi ömrü yettiği kadar şekillendirmeye devam etmek ve tek güç sahibi olmak.
3-Anayasaya yeni bir vatandaşlık ve etnik bileşim tarifi sokarak, kafasındaki Osmanlı tipi yönetimin şartlarını yaratmak.
Ve, şimdi son iki maddeden başlarsak, Türkiye’de seçmenin, AKP seçmeninin önemli bir kısmı da dahil olmak üzere, Erdoğan’a bu tür bir güç ve bu tür bir Türkiye’yi yönetim anlayışı verme niyeti yok.
Bu durum Erdoğan’a 1. maddede sözünü ettiğim, yani, yeni ve kendisinin formüle ettiği bir anayasayı yapmış olarak Türkiye’yi kökten değiştiren adam olarak tarihe geçmek isteği konusundaki engelleri de taşıyan durum.
Erdoğan böylesine geniş bir alanda hareket edebilecek desteği bu toplumdan bulamaz.
Seçmen böyle bir referanduma evet demez, dolayısıyla Erdoğan da sonuç alamayacağı bir referanduma gitmez.
Ayrıca, Suriye olayının Türkiye’de yarattığı belirsizlik ve endişeler Erdoğan’ı gitgide toplum nezdinde daha da zorlayacak.
Ki, Erdoğan uslanmıyor ve sükunete kavuşamıyor da…
Bir kötü olaydan sonra biraz susuyor ama sonra yine başlıyor.
Mesela son olarak da yine, Reyhanlı olayından sonra biraz sustu.
Bir şok yaşadı ve çevresinden de gelen telkinlerin de etkisiyle Esad ve Suriye konusunda sustu.
Ama yine fazla dayanamadı ve ABD’de dün şöyle dedi…
“Şu anda Suriye’deki muhalif güçler karadaki mücadelede hakimler ama sıkıntı hava hakimiyetinde.”
Şimdi bakın, hakimiyet mücadelesi ne demek?
Tipik, devlet egemenliği üzerindeki mücadele demek.
Yani, savaş demek.
Bir egemenliği yıkıp yerine başka bir egemenlik kurmak için silahla, topla, uçakla vs. savaşmak demek.
Şimdi siz böyle bir savaşta bir tarafın yanında olduğunuzu belirtip, bir de ona her türlü silah ve  lojistik yardımı sağlarsanız o savaşın doğrudan tarafı olur ve o savaşın bir tarafının da düşmanı haline gelirsiniz.
Bir tarafın düşmanı olunca da, o taraf size karşı her türlü savaşsal angajmanın içine girer.
Mesela en azından sizi zor durumda bırakmak için sizin toprağınıza yönelir.
Savaşı sizin halkınızın da etkileneceği bir hale sokmaya çalışır…
Ki, sizi izole edebilsin.
Esad şu anda Erdoğan’a bunu yapmaya devam edecek.
Ve, şunu da belirtmeliyim…
Esad Erdoğan’a davranış tarzını ve yaptıklarını Rusya ile ince bir biçimde koordine ediyor.
Ve, örneğin, açıktan tahrik yapmıyor ve ipucu vermiyor ama çeşitli yollarla bir şekilde Erdoğan’ı zor durumda bırakacak bir strateji izliyor.
Kaldı ki, Rusya Esad’a olan desteğini çekmeyecek ve ABD’yi sonuna kadar geriletecek.
Bu durum ise, kızgınlığının geçmesi mümkün olmayan (Türkiye içindeki davalara bakıldığında da Erdoğan’ın bir konudaki kızgınlık duygusunun çok dirençli olduğu görülür, Başbuğ’dan tutun, Haberal’dan çıkın) Erdoğan’ı sürekli yeni hatalar yapmaya itecek ve kıvrandıracak.
Bu durum onu bir yandan da iç siyasette gitgide daha çok zorlayacak.
Böyle bir ortamda kimse bu halkın Erdoğan’a referandum hediye edeceğini düşünmesin.


Yazarın Son Yazıları:
Mansur Yavaş’a nazar değdi
Bu üsler sizin eseriniz
Bizim adayımız çokkk kıymetli