Seni gidi, seni…. O öyle değil, böyle…

Seni gidi, seni…. O öyle değil, böyle…
24 Ocak 2013 00:05

Allah insanın aklını almayagörsün…

 
Ama yazıya hemen bununla girmeyeyim, yoksa irtifa kaybetmiş gibi gelirim kendime…
 
Önce haberin aslını ve doğrusunu vereyim.
 
Türkiye’de halk arasında başkanlık sistemine destek yok.
 
Yani, sorry ama başkanlık isteyenler avucunu yalayacak kuvvetle muhtemel olarak.
 
Şöyle ki…
 
Bu kanıya sahip olmamın tek sebebi bu olmasa da, Metropoll Araştırma Şirketi geçtiğimiz Haziran’da yaptığı ilk bir ankette, “Başkanlık sistemine geçilmeli mi?” sorusuna % 43 oranında, “Evet” cevabı almıştı.
 
Ancak bu oran şimdi % 36’ya gerilemiş vaziyette.
 
Bu daha da düşer eğer muhalefet de biraz bunu anlatabilirse belki halka. (adam gelip, tepene çökecek ve hep yeni vergi dayatacak, kolundaki altına bile vergi dayayacak, Anayasa Mahkemesi’nin de tepesine çökmüş olduğu için kadıya da gidemeyeceksin, haberin olsun şeklinde mesela)
 
Metropoll’ün araştırmasından birşey daha aktarıp, öyle devam edeyim. (ki, bu araştırmayı yapan ekip Prof. Ergil, Doçent Vahap Coşkun gibi akademikerlerden oluşuyor ki, bunların hepsi Hükümet yanında yer alan kişiler, “anti-Ergenekon timi” biraz da, anlayacağınız)
 
Ve, işte Hükümet’e yakın akademisyenlerin araştırmasından çıkan bir başka sonuç da şöyle:
 
Gazeteciler ve yazarlar üzerindeki baskının arttığını düşünelerin oranı Haziran’da yapılan ankete göre artarak % 51.7’ye ulaşmış.  
 
Yani, ortada, “Başkanlık isteği hızla artıyor” gibi yazı başlığı atacak bir durum asla yok.
 
Yiğit Bulut atmış bu başlığı yazısında.
 
Ama ben bu konuda başka yorum yapmayayım, irtifa sorunu yaşamak istemiyorum.
 
Şimdi birşey daha…
 
CİA’in de Hükümet’e tavsiye ettiği Terör finansmanı yasası yarın TBMM gündemine geliyormuş.
 
Basında epeyce yer aldı ama çok kısaca, Hükümet kolayca birilerini terör finansmanı yapıyor diye çökertebilecek yasal aygıta sahip olur böyle bir yasayla.
 
Nitekim dün sözünü ettiğim Prof. Sözüer de böyle bir yasanın sakıncalarına değinmiş.
 
Mesela biri gelir muhalif bir parti için, “bilmem ne terör örgütünü finanse ediyor” der ve sonra ayıklarsın pirincin taşını.
 
Veya, muhalif bir işadamı için, “ETÖ finansörü” denir, o işadamı da senelerce pirinç ayıklamak durumunda kalır.
 
Şimdi ama aslolan şu…
 
Bu Hükümet CİA’in eski başkanı Petreus’un, “çıksa iyi olacak” diye beyanda bulunduğu bu yasayı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde savunacak mı?
 
Bugün, yarın buna dikkat edeceğiz.
 
Muhalif milletvekilleri ne olur, aktif olun. Ki, zaten öyledir de artık ne diyeyim. İlla birşey demem lazım çünkü acaip sinirleniyorum.
 
EVİMİZ YANIYOR
 
Kasım ayında Taksim Meydanı düzenlemesi ile şok yaşamıştım.
 
Bir sabah Taksim’e giderken arabayla, saatlerce kuyrukta kaldıktan sonra anlaşılmıştı durum.
 
Sonra Cağaloğlu’ndaki Milli Eğitim İl Müdürlüğü binası yandı.
 
Dün Aksaray Meydanını’nın yeniden düzenleneceği haberini okudum.
 
Yine, dün gece Galatasaray Üniversitesi’nin binalarında yangın çıktı ve 19. yüzyıldan kalma nadide bir yapının daha ağzı gözü eğrildi. (çok iyi bir cerrah eli lazım o binaya şimdi, trafik kazasında yüzü dağılmış bir güzele dokunur gibi dokunacak bir el lazım o binalara şimdi)
 
İlber Ortaylı yangın konusunda şüpheli olduğunu açıkladı, ki, Ortaylı çok zeki bir adamdır, ayrıca abartmaz, ayrıca olmayacak şeyi söylemez, birşey söylüyorsa da, arkasında 100 tane de bilip ama söylemediği vardır. Ki, zaten müze müdürlüğü yaparken epeyce bir Hükümet bürokrasisi tecrübesi de oldu.
 
Şimdi, bakın…
 
Bu Taksim, Aksaray, Aksaray, Beyazıt filan beni ağlatacak kadar kutsal yerler benim için.
 
Kendimi çok çaresiz hissediyorum.
 
Evi yanan biri gibi hissediyorum.
 
Ki, hakikaten de yanıyor bazı yerler, özellikle de gayri-menkul değeri olarak dünyanın en nadide birkaç yerinden biri olan yerler yanıyor.
 
Herkesin göz dikeceği yerler yanıyor.
 
Evimiz yanıyor.
 
Bir de, biz kamuoyu olarak Aksaray Meydanı düzenlemesi gibi konuları neden hep işler olup bittikten sonra duyuyoruz?
 
Oy verdiğimiz muhalif partiler neden bize bunu duyurmuyor önceden?
 
Mesela ben CHP’ye oy verdim, neden İstanbul BB Meclisi’nde alınan kararlar CHP siyasetinin gürültülü konusu olamıyor?
 
Ne yani, ben oturup da hangi ilçe teşkilatı hangi kazığı atmış veya hangi ilçe teşkilatı hangi AKP’li ile vakıf kurmuş gibi haberler okumak için mi oy verdim CHP’ye?


Yazarın Son Yazıları:
İran’da buluşmasalardı daha iyi olurdu
Bir dahaki Cumhuriyet Hükümeti’ne bir rica
İmamoğlu, sistem kurdum, diyor