Özel: Bu partide kimsede hançer bulunmaz!

Özel: Bu partide kimsede hançer bulunmaz!
31 Mayıs 2024 08:00

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sözcü’den İpek Özbey’e açıklamalar yaptı. Özel, Kılıçdaroğlu’nun “Boşuna hançerlendiğimi söylemiyorum” sözleri için, “O sözleri üstüme almadım. Bu partide kimsede hançer bulunmaz” dedi.

 

 

■ Sayın Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan 9 Haziran’dan sonra CHP’ye iade-i ziyaretini gerçekleştireceğini söyledi. Gelene kadar Erdoğan’dan birkaç rahatlatıcı hamle bekliyor musunuz?

 

Sorunuzdan bağımsız Türkiye’nin normalleşmesi ve Türkiye’deki insanların biraz daha mutlu olabilmeleri için Vera’nın babasına, Mine Özerden’in yaşlı annesine, Gezi’deki herkesin sevdiklerine, sevdiklerinin onlara kavuşmasını inanılmaz önemsiyorum. Buna vesile olabilirsek çok mutlu olurum ama bunun dışında Türkiye için şöyle bir önemi de var: Gezi’deki arkadaşlarımız burada tutuklu, AKP-MHP Türk heyeti de Avrupa Konseyi’nde tutuklu. Odasından çıkıyor, dolaşıyor, görüşüyorlar ama her seferinde önlerine Kavala davası geliyor. Çünkü Strazburg’daki bir diğer binada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var ve o binada alınan kararlara Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi Türkiye uymuyor. Bu kabul edilecek bir şey değil. Ve bu Türkiye’nin hem dış politikada, hem ekonomide fevkalade önünü kapatan bir durum. Bu konuda Türkiye’nin hızla demokratikleşmesi lazım.

 

 

■ Osman Kavala ile ilgili bir gelişme bekliyor musunuz?

Bekliyorum. UYAP’ta yazıyor zaten. Dosya Adalet Bakanlığı’na çekildi diye. Kanun yararına bozma yönünden inceleniyor.

 

■ Gelelim ‘normalleşme’ adımınıza… Biraz açalım. “AKP’yle normalleşilmez” diyenlere ne cevap verirsiniz?

Ben bu normalleşme konusunu ikiye ayırmak istedim. Birincisi Türkiye’de siyaset yapan birisi olarak normalin bu olduğunu düşünüyorum. Anıtkabir’de törende el sıkışmayan iktidar ile ana muhalefet. Bayramlarda birbirlerine, birbirleri üzerinden diğer tarafın seçmenlerine, üyelerine bir iyi dilek bile sunmayan, cenazelerine gitmeyen, birbirlerine taziye vermeyen iktidar-muhalefet ilişkisi bu topraklara ait değil. Anadolu’nun köyünde bayramda küsler barışır. Cenazede küslükler unutulur. En basit insanî ilişkilerin bile olmaması ülkeyi kutuplaştırıyor, bu kutuplaşmadan kim fayda sağlıyor bilmiyorum ama ne benim partim ne benim seçmenim fayda sağlıyor. 1977-80 arası Ecevit ile Demirel el sıkışmadı, üç yılın sonunda darbe oldu. Siz el sıkışmadığınız zaman darbeciler ya da başka odaklar ellerini ovuşturmaya başlar. 31 Mart’tan sonra birinci parti olduk. Bunun sorumluluğuyla bayramda bütün partileri aradım. Erdoğan’la bir görüşmek istedim. Bunun sebebi siyaseti bu anormal görüntüden kurtarmak için adım atmaktı ve attığım kolay bir adım değil.

 

■ Neden?

Taban buna hazır değil. 23 yıldır ilişkiler çok kötü. Karşılıklı açılmış yüzlerce hakaret davası var. Hâlâ içimizde travma olan birçok olay aklımızda. Yani Gezi’de kaybettiklerimizden 10 Ekim Gar Katliamı’nda kaybettiklerimize kadar birçok acı bu dönemde yaşandı ve yüreğimizde. Tabanda hazır olmayanların duygusunu anlıyorum ama bir gerçek var. 31 Mart’ta kazandığımız seçim başarısının meşruiyeti ve sağladığı güç ortada. Bu seçmenler geçen seçimlerde ülkeyi yönetme yetkisini, beğenelim beğenmeyelim Erdoğan’a verdiler. Benim partim şimdi ülkenin ekonomisinin yüzde 80’inine hâkim belediyeleri yönetecek ve anayasaya göre merkezi yönetim/mahalli idareler diye iki iktidar alanı var. Bu iki iktidar alanının sahibinin birbiriyle görüşmemesi ve müzakere etmemesi doğru bir iş değil. Bu adım kolay değildi ama cesaretle attım

 

 

■ Şu anda sokağı nasıl okuyorsunuz?

Sokakta olan duygu CHP’ye güç veriyor. CHP eğer yüzde 38’i doğru okumaz, genel başkanın zaferi ya da iyi adayların zaferi diye yorumlarsa yüzde 25’e geri döneriz. Oysa şu anda bize yüzde 38 oy veren Türkiye ittifakında CHP’nin kemik oylarının çok ötesinde, hatta kemik oyların yarısı kadar daha oy var. Oradaki duygu, “İyi ki oy vermişiz, şımarmadılar, küstahlık yapmadılar, zafer sarhoşluğuna kapılmadılar ve çok dikkatliler” şeklinde. Bu duygu bize verilen kredinin sürmesini sağlıyor. O yüzden bir yerel seçim sonrası bütün anketlerde hâlâ CHP birinci parti.

 

 

■ Aslında biraz helalleşme tartışmaları gibi ilerliyor Özgür Bey. “Bunlarla helalleşilmez” deniyordu, şimdi “Bunlarla normalleşilmez” deniyor.

Seçimden hemen sonra CHP’ye oy vermiş dünya kadar seçmene bu “Pazar milletvekili seçimi olsa ne yaparsın” dediğinde hâlâ yüzde 33’ü CHP’ye oy veririm diyorsa bu yerel seçimin öte bir şeye evriliyor demektir. O duyguyu iyi görmek lazım. Bir de AKP de yüzde 1,6 gerilemiş bir ayda. Şu anda liderin yapması gereken iş, sokağın sesini duymak, duyguları doğru okumak ve kitlesini ikna etmek, dönüştürmek. Şunun mümkün olduğunu görüyorum. Mücadelenin en önemli unsurlarından biri müzakere. Ben hukuk fakültelerinden çok üst düzey kimi profesör, kimi doçent 9 hukuk insanıyla bir hukuk politikaları danışma kurulu toplantısında görüştüm ve onlar bana şunu söylediler: CHP eskiden anayasa konusu açıldığında ‘Biz yokuz’ deyip veya bir teklif geldiğinde kapıyı kapatıp müzakere etmediğinde karşı tarafa bir meşruiyet kazandırıyordu. ‘Bunlarla bir şey konuşulmuyor, biz bildiğimizi yapalım’ deniyordu. Şimdi siz hem müzakere edip hem de bu dönemde niçin anayasa yapamayacağınızı anlattığınızda bu sefer sizin tutumunuz bir meşruiyet kazanıyor. CHP’nin ‘Bunlarla görüşülmez, bunlarla müzakere edilmez’ yaklaşımının da maalesef yüzde 25’lik tabanı tutmak dışında hiçbir işe yaramadığını görüyorum. Şunu da belirteyim: Tabanımızın dörtte üçü bunu destekliyor, dörtte biri de ya desteklemiyor ya da kararsız. Benim işim onları ikna etmek. Süreç olumlu bir yere doğru evrilmezse o zaman yeniden değerlendirilir. Özgüveni olmayan siyasete çok karşıyım İpek Hanım.

 

 

BAHÇELİ NORMALLEŞMEYE İTİRAZ ETMEYE KARAR VERDİYSE…

 
■ Şöyle bir görüntü var: ‘Yumuşama ya da normalleşme Erdoğan buna gönüllü fakat ortağı Bahçeli buna taş koyuyor.’ Katılır mısınız?

Benim Sayın Bahçeli’yle yaptığım görüşmede tam tersi bir atmosfer vardı. Çok özele girmem doğru olmaz ama Sayın Bahçeli’nin de bu konuda önemli tespitleri vardı. Ve ben görüşmede kendisinin fikirlerinden istifade ettiğimi kendisine de ifade ederek ayrıldım. Ama tabii siyasi partilerin grup konuşmaları, kendi gruplarına ve tabanlarına yapılan konuşmalar. Sayın Bahçeli’nin grup konuşmasındaki üslubunu benimle yaptığı görüşmedeki üslubuyla bağdaştıramadığım için o metni yazan, metne katkı sağlayanlardan ikisinin -ki normalleşme sürecinden korktukları için- yaptığını düşündüm ve açıkladım. Çünkü normal bir demokraside başkentin ortasında bir siyasi cinayet işlendiğinde o nereye gidiyorsa gider ve buna hiçbir parti engel olmaz. Hatta somut gerçeğe, hakikate ulaşılması için elinden geleni herkes yapar. Maalesef MHP bu demokratik, beklenen ve olmazsa olmaz davranışın çok dışında. Ve bunda yavaş yavaş o iki kişinin sorumluluğu daha da somutlaşıyor. Sayın Ali Yerlikaya’nın Bahçeli’yi ziyaretinden sonra Olcay Kılavuz’un görevden alınması…

 

 

■ Bağlantı olduğunu mu düşünüyor musunuz?

Düşünüyorum. Geçen sefer milletvekili, bu sefer de milletvekili adayıydı. Görevden alınması bu anlamda son derece önemli bir işarettir ve benim işaret ettiğim, isimlerini söylemediğim halde hakaretlerle cevap veren iki kişinin Olcay Kılavuz’la olan ilişkileri de malumdur. Bu iş nereye kadar gidiyorsa gitmeli, hem MHP hem Türkiye siyaseti bu yükten kurtulmalıdır. Bunu taşıyamayız. Ve memnun olduğum bir kısım da, bu iki kişi dışında, MHP’de bu ikisini savunan kimse olmadı. Hatta keşke görev bölümü yapsalardı biri birini, biri diğerini savunsalardı hiç olmazsa kendilerini kendilerinden başka savunan olurdu.

 

 

 

HANÇER DEMOKRASİYE AİT BİR ENSTRÜMAN DEĞİL

 
■ Kemal Kılıçdaroğlu uzun bir aradan sonra televizyon programına çıktı ve “Boşuna hançerlendiğimi söylemiyorum” dedi. İzlediniz mi programı?

İzlemedim, dökümünü okudum. Çünkü o sırada Ankara Kent Konseyi’yle toplantı halindeydim. Şöyle söyleyeyim: O değerlendirmelerin çok önemli bir kısmını hiç üstüme almadım, hançer mançer. Biz hançer bahsini sayın genel başkanla kurultayda kapattık. Ben bu partide kimsede hançer olmadığını ifade etmiştim. Ve sayın genel başkana yönelik olarak da ne kendime ne siyasi bir arkadaşıma bunu yakıştırmam. Ama şöyle bir gerçek var: Tabii çok farklı değerlendirmeler oluyor. Hz. Ali filan, hançeri de bazı siyasetçiler üzerinden değerlendiriliyor. Ben genel başkanın böyle bir kastı olmadığını düşünüyorum. Ve CHP’de ne genel başkan ne herhangi birimiz meseleye bu boyutuyla bakmıyor, sosyal demokrat bir partide. Hançer demokrasiye ait bir enstrüman değil. Demokraside itiraz edersiniz, kabul olmazsa daha kuvvetli itiraz edersiniz. Ayrılıklar olabilir, yarışlar olabilir ama en sonunda biz Atatürk’ün kurduğu bir partide aynı partinin evlatlarıyız. O yüzden kimsenin kimseye böyle demokrasi dışında bir şey yapmasına geçmişte genel başkan izin vermezdi, bugün de ben izin vermem. CHP genel başkanlarının böyle bir sorumluluğu var. Ben izlemedim, ama Kemal Bey çok gergin ve sinirliydi gibi değerlendirmeler geldi.

 

 

■ “Kavgayı beraber verdiğiniz, illa sen cumhurbaşkanı adayı ol diyen arkadaşlar sonra dönüp size tam tersini yaparlarsa ne dersiniz” diye sordu…

Burada da beni kastetmediği çok açık. Bunu en iyi genel başkan bilir. Ama kimi kastettiği konusunda bir fikrim yok. Bu Kemal Bey’in açıklığa kavuşturması gereken bir husus.

 

 

■ Siz Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden aday olma isteğini okudunuz mu peki orada?

Okuduklarım arasında öyle bir şey yoktu ama sonradan böyle çok değerlendirmeler okudum. Kemal Bey partiyi güvenli bir limana götürmek istiyordu, o limanın kurultay olduğunu, o kurultaydan sonra da partinin farklı bir limana doğru…

 

 

■ Araya gireyim, parti şu anda güvenli bir limanda mı?

Parti şu anda başka bir limana doğru, iktidar limanına doğru hareket etmiş durumda. 47 yıl sonra Atatürk’ün partisini birinci parti yaptık, şimdi iktidara, bir başka limana hareket halindeyiz. Ve o da iktidar limanı. Bu sefer Atatürk’ün partisini ikinci yüzyılın ilk genel seçiminde iktidar yapacağız.

 

 

DİSİPLİN SÜRECİNİ GENEL MERKEZ YÜRÜTÜYOR

 
■ Bir disiplin süreci işletiyorsunuz, anlatır mısınız?

Bu kadar büyük bir seçim başarısından sonra her ilde disiplin süreçleri ve tartışmalar olmasın diye disiplin dosyalarını merkeze çektik, burada inceliyoruz. Bunun birkaç sebebi var. Bir tanesi, bu kadar büyük bir başarıdan sonra il binalarında kavga olsun istemedim. İkincisi, bu kadar kritik bir süreçte bir tarafta aynı suça başka ceza, bir tarafta başka ceza, bir yerde af, bir yerde ihracın partiye duyulan güveni zedeleyeceğini düşündüm, ayrıca bunun mahkeme süreçleri de oluyor. Bir bütün olarak bütün vakaları inceliyoruz, affedilecek kısmını affedeceğiz, ceza verilecek kısma ceza vereceğiz. Küsen bize küssün ama ilde kavga çıkarmasın.

 

 

■ Neleri affetmezsiniz?

Buna ben tek başıma karar vermem ama partide yıllarca aday olup, aday gösterilmeyince AKP’nin kazanması pahasına karşımıza aday olmak ya da AKP’nin kazanması pahasına partinin aleyhine çalışanları affedemem. Bunu affettikçe bir sonraki sefere mazeret oluyor.