Org. Kalyoncu ile Güler fotoğrafının gösterdiği gerçek

Org. Kalyoncu ile Güler fotoğrafının gösterdiği gerçek
23 Mart 2013 11:00

Dün gece (perşembe gecesi) Diyarbakır’daki Nevruz ile ilgili tüm fotoğraf ve demeçlere baktım.

 


 


 


Safile USUL H&H YORUM


 


 


İstediğim ayrıntıya ise, NTV’nin 23.00 haberlerinde rastladım.


 


Jandarma Genel Komutanı Bekir Kalyoncu ile İçişleri Bakanı Muammer Güler Ankara Emniyet Genel Müdürlüğü binasında bir karargah kurmuşlar Nevruz günü ve bir odadan gelişmeleri an be an takip ediyorlar.


 


Bunun haberi gazetelerde de vardı ama sadece statik fotoğraflarla verildiği için çok önemli bir ayrıntıya ancak canlı kamera görüntüsü ile NTV’de rastladım.


 


Ayrıntı şuydu, ki bu aslında bir ayrıntı değil, arka planın makro resmi…


 


Muammer Güler ile Bekir Kalyoncu bir masada oturuyorlar ve birbirleri ile konuşuyorlar.


 


İkisini hiç tanımayan bir yabancı olsa ve izlese ve sorulsa ki…


 


“Bunlardan hangisi hiyerarşik olarak üstte?” sorulan yabancı kişi, “Bekir Kalyoncu” derdi.


 


Muammer Güler, Bekir Kalyoncu’ya bilgi veriyor ve bilgi verirken biraz şefine rapor veren bir altın çekingenliği ve endişeli hali var.


 


Kalyoncu kendinden çok emin, yüz ifadesinde konuya hakim ve olayı yöneten birinin hali var.


 


Kalyoncu’nun beden dili serbestiyi, Güler’in beden dili ise, bağımlı olmayı ve Kalyoncu’ya itaat halini gösterir gibi.


 


Güler’de biraz böyle bir, istemediği halde hata yapan, yapmak durumunda kalan ve bu hatasından dolayı ezik olan birisi gibi bir hal de var.


 


Kalyoncu ama kendinden emin ve olaya hakim bir patron gibi görünüyor.


 


Ben bu fotoğraftan ne çıkarıyorum?


 


Çok şey çıkarıyorum.


 


Mesela; sırasıyla gidelim…


 


Muammer Güler’in Diyarbakır’daki Nevruz olayının organizasyonundaki Hükümet payının doğruluğuna şüpheyle yaklaşmasının yanı sıra arkasından gelecekler konusunda epey endişeli olduğunu…


 


Bekir Kalyoncu’ya devlet güvenliği açısından güvendiğini…


 


Daha doğrusu hükümete değil, Kalyoncu’ya güvendiğini çıkarıyorum.


 


Kalyoncu’ya saygı duyduğunu da…


 


Ama asıl çıkardığım sonuç bundan daha önemli hususlara işaret ediyor.


 


Şöyle ki…


 


Tüm bu Öcalan-Hükümet görüşmelerinde, yeni anayasaya olaylarında, federasyon, konfederasyon vs. konularında TSK’nın nasıl durduğu ve Hükümet’e neler dediği veya demediği bilinmeyen bir konu.


 


İşte bu fotoğraf ama şunu sinyalize ediyor ki kanımca….


 


Hükümet yerel ve genel seçimlere yönelik olarak PKK’yı silah kullanmaktan alıkoymak için uğraşsa bile bir noktadan sonra aslında hiçbir şekilde adım at(a)mıyor.


 


Hükümet’in yaptığı daha ziyade ambians yaratmak, yani efekt yapmak, yani Kürtler arasında bir psikolojik çekim ortamı oluşturmak…


 


Bunu da sözle yapıyor. Konuşuyor ve laflar üretiyor. Diyarbakır’da Nevruz organizasyonunu destekliyor, Öcalan’la konuşuyor vs. ama o kadar. Başka adım atmıyor.


 


Ve, Hükümet tüm bu Nevruz vs. olaylarında veya PKK-Öcalan-Kandil-BDP konusunda TSK’nın elini bırakmıyor. “Bırakırsam düşerim” şeklinde düşünüyor.


 


TSK ise, arka planda olayı an be an izliyor. Herhalde Genelkurmay karargahının içi dışı bu olayla doludur.


 


TSK Hükümet’in oy almak için kullandığı siyasi söyleme ve bu konularda sarf ettiği kabul edilemez siyasi ifadeler alanına, bu alanda somut bir adım atılmadığı sürece, girmiyor, karışmıyor.


 


Ama atılacak her bir somut adım konusunda ipleri elinde tutuyor.


 


TSK ile Hükümet arasında çok ama çok rafine bir hareket alanı var ve…


 


Bu alanda herkes kendine bir sınır çizmiş ve o sınırı geçmiyor.


 


Ama Hükümet söylediklerini gerçekten yapmadığı için sürüyor bu oyun alanı.


 


İşte…


 


Bence herkes söylenene değil, olanlara dikkat etmeli.


 


Mesela bu Hükümet bırakın konfederasyon, federasyon, özerklik vs.’yi, yerel yönetim şartına konulan şerhi dahi kaldırmayacak.


 


Yerel Yönetimler Şartı’nın aslında etnik meselerle alakası yok, o şart belediyeciliği ve yerel yönetimi desentralize ederek daha kolay ve etkin yönetim sağlama amaçlı.


 


Ama Türkiye’de işin ucu etnik meselelere dokunduğu için koyulan şerhi bu Hükümet de kaldırmayacak, benim kanaatim bu yönde.


 


Ortada çok laf dönüyor ama ben adımları izliyorum aslında.


 


Gerçi bu sabah yataktan kalktığımda Türkiye’den sürülmüş Türkler gibi bir havada idim ama çay içip, tereyağı ve bal ile bir dilim ekmek yedikten sonra beynim daha iyi çalışmaya başladı.


 


 


Yazarın Son Yazıları:
Şunu bilmeliyiz ki…..
Yavaş’ı ittifaktan koparmak istiyorlar
Beklenen indirim geldi