Liberalliğin olumsuz imajı üzerine…

Liberalliğin olumsuz imajı üzerine…
20 Temmuz 2021 21:34

Hemen her gün denk geliyoruz… Yap işlet devret modeliyle araç garantili köprülere, hasta garantili hastanelere, yolcu garantili havaalanlarına…

 

 

Salih Levent UĞURLU H&H YORUM

 

 

Kamu ile özel sektörün işbirliği diyorlar bunun adına…

 

 

Yarın akıbetimizin ne olacağını bilmediğimiz bir dünyada birileri birilerine sanki 500 sene yaşayacakmış gibi gluteus maximusundan birtakım garantiler veriyor… Verilirken de memleketin hazinesinin içi gün geçtikçe boşalıyor…

 

 

Mecnun gibi çöllere düşercesine gerçek solcu kim diye arayanlara, gerçek İslam hangisi diye tartışıp duranlara çok alıştık. Ben de biraz “gerçek liberal” arayım dedim. Zira ekonominin gün geçtikçe dibe vurduğu bir dönemde serbest piyasa mantalitesinin doğasına ters bir anlayışla kurlar üzerinden verilen garantiler havada uçuşurken bu liberaller ne yapıyor diye merak ettim…

 

 

Öyle ya hiç mi söyleyecekleri iki kelam yoktu…

 

 

Merak etmez olaydım… Genelde 10 Kasımlarda Atatürk’e laf çakmak için sahneye çıkan, kalan 364 gün de dönem dönem hükümet yalakalığı yapmakla gördüğümüz liberal filozof Atilla Yayla’ya denk gelmez miyim…

 

 

Arkadaş bir adamın kafa yapısı hiç mi değişmez!

 

 

Dostlarını jurnalleyip üniversitelerden attıran bir adam hızını alamamış bu sefer de Özgür Demirtaş’ın nasıl Akbank yönetim kurulu üyesi olduğuna kafayı takmış… Çapı yetmez de yettiğini farz edelim… Ne geçecek acaba bir insanı işinden edince diye merak ettim…

 

 

Arkadaşlar bakın bu çok ciddi bir psikolojik rahatsızlıktır. Ve etrafta bu zihniyette çok sayıda insan dolaşmaktadır…

 

 

Bu işin artık iktidarı muhalefeti de kalmamıştır… Türkiye’de son dönemde onu harcayayım, bunun ayağını kaydırayım kafasıyla etrafta akbaba gibi dolaşan zümrecikler türedi… Bunun sosyolojik, kurumsal arka planı nedir bilemiyorum…

 

 

Ancak dertleri memlekete bir çivi çakmak değil, gizli ajandalarının peşinde toplum sağlığını tehdit edercesine insanlara zarar vermekten başka bir şey olmadığına eminim.

 

 

Geçen hafta bir yazı yazdım. Yazının başlığını da 15 Temmuz nedeniyle “Kendi jurnalini yazmak” olarak attım…. Kafası menfaat odaklı çalışan aydınlardan bahsetmemin üzerinden bir hafta geçmedi, somut bir örnek karşımızda beliriverdi…

 

 

Ülkede dert edilecek onca mesele varken liberal bir profesörün dert ettiği konuya bakın… Özgür Demirtaş da yapıştırmış tabii cevabı:

 

 

“Uluslar-arası akademik yayınınız olmadığı için sizi tanımıyorum. Anladığım kadarı ile ÇIKARINIZ için Siyasal İslam’a yanlayan bir LİBOŞsunuz. Ben Özgürlükçü bir insan olduğum için: ‘O yüzden mi sizi Bakan’ın Üniversitesine aldılar’ demeyeceğim. Benim hiçbir siyasi partiyle bağım yok (olsa 5 dkda kayıtları çıkarırlar). Ama sizin profiliniz siyasi parti RT’si kaynıyor. Önce insan kendine bakmalı. Ben Türkiye’deki 10 pozisyonumun 3-5’ini bıraksam bana bir şey olmaz. Ama siz Edirne’nin Batısı, Van’ın doğusunda HİÇsiniz. Bu arada bana yazdığınız: Vergisini verdiğim, alnımın akıyla yaptığım işlerimden birine bir TEHDİTdir. Bunu da TÜM TÜRKİYE not etti” demiş…

 

 

Sayıları az da olsa “gerçek liberal” olduğuna inandığım insanlar var tabii…

 

 

Kusura bakmasınlar dünyada en karakter yoksunu liberaller bizim payımıza düşmüş… Oysa dünya genelindeki liberallere bakıyorsunuz, düşünce dünyalarıyla duruşlarıyla bambaşka insanlar olduklarını görüyorsunuz…

 

 

Bizde liberallik Hilallerin, Rasimlerin eline düştüğü sürece liberallik=karaktersizlik olarak adlandırılmaya devam edecektir… Buna yapacak bir şey de yoktur…

 

 

Ya bu işin üzerine ciddi anlamda eğilip mevcut olumsuz algıyı kırmak gerekir ya da bu sevdadan vazgeçmek gerekir…

 

 

Zira insan adı ve karakteri için yaşar bu hayatta… Onlara gölge düşürmeye gerek yoktur…

 

 

LİBERAL DEMOKRAT PARTİ BÖLÜNÜYOR

 

 

Kusura bakmayın sinirim bozuldu yine… Neyse… Size bir de kulis bilgisi aktarayım o halde….

 

 

Cem Toker’in genel başkanlık görevinden ayrılmasının ardından Liberal Demokrat Parti’nin Ankara ayağında bazı sorunların olduğuna dair duyumlar alıyordum. O duyumlar bariz bir bölünmeyle sonuçlandı artık.

 

 

Partinin Ankara’da Meşrûtiyet Caddesi’ndeki genel merkezi, uzun süredir “kalıcı olarak kapatıldı” olarak gözüküyordu internette…İşte o genel merkez artık “Liberal Parti”nin oldu!

 

 

Partinin kurucularından Evrensel Fatih Emre ile konuştum.

 

 

“Bazı zenginlerin ya da fikir grubu görünümlü emicilerin liberalizm temsilcisi gibi gözükmesinden yorulduk. Gerçek ilkelerle, toplumsal idea söylemleriyle yola çıktık. Kimseye angaje değiliz” ifadelerine yer verdi.

 

 

Partinin Genel Başkanı Süleyman Halit Soysal’mış. Teşkilat Başkanı da Hüseyin Tüzün’müş…

 

 

Ne diyelim… Hayırlı olsun…

 

 

Salih Levent UĞURLU Twitter

 

 


Yazarın Son Yazıları:
Kendi jurnalini yazmak…
Post Pekerizm ışığında post Marksist tartışmalar
Politik doğrucuların sahte yüzü