Kurban üzerinden terör mantığı!

Kurban üzerinden terör mantığı!
29 Haziran 2022 18:51

Siz değerli okuyucularımıza, ilk önce bir hadis-i şerif’i paylaşmak istiyorum: Okat yayınevi tarafından Kasım 1964 yılında basılmış olup, Abbdulbaki Gölpınarı hoca’nın yazdığı, Hz. Muhammed ve Hadisleri kitabın 92 ci sayfasında ki, 591 ci hadis-i şerif:

 

 

Numan ALADAĞ H&H YORUM

 
”Kötü kişiyi anmaz, kötülüğünü söylemezseniz halk nereden bilecek onu? Kötü kişiyi kötülüğüyle anın da halk, ondan çekinsin.”

Genelkurmay Başkanı iken, Orgeneral Yaşar Büyükanıt paşa diyor ki: “Sözde değil, özde olmalıdır” seslenişinden, Allah korkusu ve vatan sevgisi olanların ders alması gerekir.

Tarihi Türk geleneklerinde, insanları beraberliğe götüren şeyler onları ayıran şeylerden çok daha fazladır, ama insanlar arası anlaşmazlıklar daima vardır. Bunun nedeni, önyargılı çıkarcı ve bencil olmalarıdır.

Tütkiye genelinde yaklaşık binlerce mağaza zincirine sahip olan ve bu mağaza zincirleri aynı zamanda domuz eti ürünleri de satmaktadır. Bu mağaza zincirleri, sözde vekaleten Kurban kesimi de yapmaktadır. Tasarruf sahibi Kurban kestiren kişi diyor ki, Kurban derisini Kahraman Türk Mehmetçik vakfına benim adıma bağışlayın veya bana Kurban eti ile beraber deriyi getirin. Ne yazık ki, mağaza zincirleri diyor ki, Kurban derisini Kahraman Türk Mehmetçiğine bağışlıyamayız ve ne de Kurban kestiren tasarruf sahibine derisini verebiliriz cevabını alıyoruz. Bu zihniyete sahip olanlara, Kurban üzerinden terör mantığıdır diyebiliriz.

Sözde vekaletle Kurban kesen binlerce mağaza zincirleri, Kahraman Türk Mehmetçik vakfına Kurban derisinin bağışlanmasını dahil ettikleri zaman, Kahraman Türk Mehmetçiğine saygı ve sevgisi olmayanlar, bu mağazaları boykot etme korkusu ile Kurban derilerini bağışlama korkusu yaşadıklarının endişesini taşıyorum. Eğer ki bu mağaza zincirleri, böyle bir korkusu yoksa o zaman, Kahraman Türk Mehmetçik vakfına Kurban derisinin verilmesine dahil etmeleri gerekmiyor mu?

 

 

Değerli okuyucularımız!

 
Bu zihniyet Fetö terör örgütünün, kanıtlara dayalı olarak dini bahane ederek Türk İslam alemini alemini, Munafıklık zihniyetiyle istismar ederek 15 Temmuz da açıkça zulüm etmiştir. Bu konuda Türk İslam Dünyası olarak, bu mağaza zincirlerini araştırarak, çok dikkatli olmalıyız. Fetö’nun da yaptıklarına zamanında dikkat etmadik, 15 Temuz da yaptığı zulmü gördük. Cenab-ı Allah, bir daha böyle zulümleri göstermesin.

 

 

Mevlana Hazretlerinden…

 
”Bir mescitte, dört Hintli rüküya varıyor, secde ediyordu. Allah’a ibadet için. sonra niyet ederek her biri tekbir getirdi. Vakit namazını kılmaya başladı huzurla. Bu sırada müezzin içeri girdi. Hintlilerden biri: Müezzin ezanı okudu mu yoksa daha vakit var mı? deyerek dalgınlıkla. Namazına devam eden diğer Hintli ”Ey amca,” dedi, ”Onu ne kınıyorsun, sen kendini kına” Bunları duyan dördüncü Hintli ise şöyle dedi: ”Hamd olsun, ben üçünüz gibi tuzağa düşmedim.”
Böylece dördünün de namazı bozuldu. Başkalarının kusurunu söyleyenler daha çok yol kaybeder. Ey güzel can! Kendi ayıbını gör. Kendinde bulur aynbını başkalarının ayıbını söyleyen.”

 

 

Mevlana Hazretleriden…
Kendi yüzünü görebilen kişinin aydınlığı:
”Şüphesiz iyi bilir biribirinin ayıbı
Bu kendinden habersiz halk.
Kendi yüzümü göremem
Senin yüzünü görürüm
Sen de benim yüzümü görürsün
Kendi yüzünü görebilen kişinin aydınlığı
Daha çoktur halkın aydınlığından.
Garez gelince hüner kaybolur,
yüzlerce perde iner gönülden göze.”

 

 

Başkasının hata ve günahlarını görmeden önce kendisi, Allah’a inananarak, Allah korkusunu ruhunda taşıdığına, haram ve günah olan işlere bulaşmadığına bir bakmayı deneseler?

 

 

Ekonomik terör, raf ve ürün giriş bedeli şartı:

 
Sanayi ötesi toplum olan bazı ülkelerin ve başta Ermeni soykırımına destek veren ülkeler olmak üzere, güçlü işletme sermayeleri ile, vatansever Türk sanayicisini ve çiftçisini sessizce ekonomik darboğaza sürükleme gayreti içinde olduklarını bilmemiz gerekir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kasım 2020 de diyor ki, “Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e hakaret eden Fransa’yı işaret ederek, ekonomik boykot uygulamalıyız” açıklamasını esas alarak Türk İslam Dünyası olarak, haddini bildirmeliyiz.
Ayrıca Kur’an-ı Kerim’in, İsra Suresi 16’cı, Tevbe Suresinin 123’cü ayetin meallerini esas alarak da, en iyi mesajını vermeliyiz.

Örnek: Türkiye de faaliyet gösteren bazı sanayi ötesi toplum ülkelerinin ticari işletmeleri, mağazalar zincirlerine raf ve ürün giriş bedeline bir itirazları olmuyor. Çünkü Mili (Yerli) sermaye’yi çökertmek için, bulunmaz bir fırsattır. Ayrıca o mağazalar zincirlerinin yöneticilerinin, hem bireysel çıkar ve hem de kurumsal çıkarları için, raf ve ürün giriş bedeli şartı bulunmaz bir fırsattır.

Bu mağaza zincirleri, raf bedeli şartı ile hem işsizliğe sebep ve hem de raf bedeli şartı ile işten çıkarılan insanların suç ve günah işlemesine açıkça sebep olmaktadırlar.

Bu dediklerime, itirazı olan varsa hodri meydan! Buyursunlar gerekli açıklamayı yapsınlar.

Mühendis Binali Yıldırım, Başbakan iken diyor ki: “Gün dostunu, düşmanını tanıma günüdür.” ve “Lafla Millilik olmaz.” Milli seslenişleri halen geçerli ise bu sözleri esas alarak, Büyük Türk Milletine, Türk sanayicisine ve çiftçisine, raf bedeli şartı ve Kurban derisi üzerinden terör mantığı estirerek zulmedenlere izin vermemelidir.

Raf ve ürün giriş bedeli ahlakı ile her türlü terör ve ahlaksızlıkları oluşturan bu mağaza zincirlerine Türküye Cumhuriyeti Hükümeti’nin, ilgili kurumları el atıp dur demedikleri zaman, kendi işlerini zorlaştırıp, hizmette başarılı olmaları için en büyük ve tehlikeli engel olduklarının farkında mıdır?

 

 

Türkiye genelinde binlerce mağazası olan bazı mağaza zincirleri, yüzde yüz yerli sermayeye (Milli sermaye) başta su ve süt ürünleri olmak üzere, acaba neden ilgi duymamaktadırlar? İlgi duymazlar; çünkü raf ve ürün giriş şartı ile rant (Kara para) ve işsizlik ile suç ve günah işlemeye teşvik etmek vardır.

Raf ve ürün giriş bedeli şartını uygulayanlara, Numan Aladağ diyor ki: ”Bir işi yapmak isteyen bir çare bulacak. Hiç bir iş yapmak istemeyen bir bahane bulacak.” ilkeleri ile, binlerce mağaza zincirlerine sahip olanlar, muhasebelerinde her şey kanunlara uygundur işlemlerini kılıfına uyduran bu mağaza zincirleri, Türk sanayicisinin-çiftçisinin (Milli sermaye’nin) yok olması için, görevlidirildiklerinin endişesini taşıyorum.

Raf ve ürün giriş bedeli şartına ilgililer, dur dedikleri zaman, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti yetkilileri, daha rahat ve faydalı işleri yapmaya zaman bulacaklar.

Raf bedeli ve ürün giriş bedeli şartı, ile başta Fetö terör örgütü olmak üzere, her türlü terör örgütlerinden daha tehlikeli değil midir?

 

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın, bir konuşmasında “İhanet şebekeleri” diye seslendiği de dikkate alınmalıdır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 08/Mart/2019 Cuma günü, Şanlıurfa da ki, konuşmasında diyor ki: “İstikbalimize göz dikenlere derslerini veriyor muyuz?” konuşması memnuniyet vericidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın, Şanlıurfa da ki, bu Milli konuşmasına, “Rüşvet denen pisliğe bulaşanlara ve ayrıca raf-ürün giriş bedeli şartı ile, Türk sanayicisinin-çiftçisinin, istikbaline göz dikenlere de derslerini veriyor muyuz” ifadesini eklersek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Milli seslenişi, daha iyi tamamlanmış olmaz mı?

Allah korusun, 15 Temmuz ve benzer olayların bir daha yaşanmamasını istiyorsak o zaman, acilen raf ve ürün giriş bedeli şartı ile Türk sanayicisine-çiftçisine zulüm eden binlerce mağazalar zincirlerine dur demek için, sigara yasağı gibi caydırıcı kanunlarla kontrol altına alınması şart değil midir?

 

 

Binlerce mağaza zincirlerine ve ilgili resmi kurumlara stratejik bir öneri:

 
Bu mağaza zincirlerinin, insan kaynakları, işe aldıkları elemanları Cumhuriyet Savcılıklarına yazı yazarak, işe girmesinde bir engel var mıdır sorusunun, olumlu cevabını aldıktan sonra o elemanı işe alıyor. Aynı duygu ve düşünce ile ürün aldığı bireysel ve kurumsal kurumları da Cumhuriyet Savcılıklarına yazı yazarak olumlu cevap aldıktan sonra, ürünleri mağaza raflarına koymaları hem o mağazalar ve hem de Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti için daha güvenli ve sağlıklı olmaz mı?

Raf ve ürün giriş bedeli kara para demektir. Kara para demek, vatana ihanet etmek, anarşik-ekonomik terörün ve her türlü ahlaksızlıkların oluşması demek değil midir? Bu dediklerimize bİr itirazı olan varsa, buyusun cevabını versin.

Bir ülkede, gerçek Demokrasinin mevcudiyetinden bahsedebilmemiz için, o ülkede ilk önce iktisadi Demokrasinin kurulmuş olması ve kara para hareketlerinin kontrol edilmesi şarttır.

Kim ne derse desin, iktisadi Demokrasinin olmadığı ve kara para hareketliliğine dur denilmediği bir ülkede, gerçek Demokrasinin mevcudiyetinden bahsedilemez.

Kara para, her türlü ahlaksızlıkların ve terörün oluşturulmasının, ana aktif maddedir (Sebebidir).

Türk sanayicisi (%100 Yerli sermaye) raf ve ürün giriş bedeli vermek için, bazı elemanların işine son vermek mecburiyetinde kalacaktır. Bu da Türk ekonomisini çökertmek ve rakiplerine karşı kalitenin düşmesi demektir. Ayrıca işine son verilenlerin, güncel yardım almak için, Fetö terör örgütü ve diğer yasadışı terör örgütlerine, sığınmasına sebep olmak değil midir?

Raf bedeli şartı ile ekonomik terör oluşturanlara, destek verenler acaba kimlerdir ve bu cesareti kimden alıyorlar?

Ekonomik, sosyal ve politik bakımından stratejik önem taşıyan raf ve ürün giriş bedeli şartı işine, ilgili bakanlıklar ve TBMM neden el atmıyor?

 

 

Stratejik önem taşıyan raf ve ürün giriş bedeli şartını hatırlatmak bir vatan görevidir. Hükümet yetkilileri, madem ki stratejik önem taşıyor bu konular, neden ilgililere bildirmediniz edebiyatı ile karşılaşmamak için bu Milli konuyu, bir Türk Milliyetçisi olarak, kendilerine hatırlatmakta fayda vardır.

1974 yılında siyasi arenada sözü dinlenen bir kanaat önderi, Ankara da bir toplantıda, Arkadaşlar, bizim davamız: “Allah’a, Kur’an-ı Kerim’e, Hz. Muhammed’e, hadis-i Şeriflere, Ay-Yıldızlı Şanlı Türk Barağına ve Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetine sahip çıkmaktır.” dedi. Sözlerine itiraz ederek, “Arkadaşlar, Atatürk, bunları esas alarak Türk Milletine seslendi. Onun içindir ki, Türk Milleti olarak, bu 6 maddeyi esas alarak, ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğünü, ırk, din ayrımı yapmadan Laikliği ve Türkiye Cumhuriyetini korumamız gerekir.

 

 

Raf bedeli şartını uygulayanlar, bu dediklerime karşı acaba bir itirazları olacak mı? Eğer itirazları var ise, hodri meydan!

Binlerce mağaza zincirine sahip olan idareci ve sermayedarlar, maddi güçlerine güveniyorlarsa ilk önce, Australia-Silver şehri, Brokin Hil savaşında, iki isimsiz Kahraman Türk’ün, nasıl Zafer kazandıkları tarihi iyi okusunlar. Bu iki isimsiz Kahraman Türk’ün, tarihini okudukları zaman, Türk Milletini daha iyi tanıyıp, raf ve ürün giriş bedeli şartı ile zulüm ettiklerinin ne kadar yalnış bir hata yaptıklarının bilincinde olup, biz ne yapıyoruz yahu diyerek, pişman olacaklardır.

Binlerce mağaza zincirine sahip olan yetkililer, iyi bilmelidirler ki, ”Korku ağaç kurduna benzer, içten içe insanı yer bitirir.” İnsanoğlunun kalbinde sevgi, merhamet, üzüntü, kindarlık, inatlılık, öfke vb. gibi birçok duygu vardır. Allah korkusundan, Vatan ve Ay-Yıldızlı Şanlı Türk bayrağı sevgisinden mahrum olmak, bu duygulardan sadece biridir.

Cenab-ı Allah, ruhunda Allah korkusu ve vatan sevgisi olanların, vatana hizmet etmeyi kendilerine nasip etsin inşallah. Cenab-ı Allah, vatanımıza, Ay-Yıldızlı Şanlı türk bayrağına ve toprağımıza gözdikenleri kahr-ı perişan etsin inşallah. Amin.

Cümle aziz Vatan şehitlerini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını rahmetle, Gazileri Minnetle Anar. Hasta ve yaralılara acil şifalar dileriz.

 

 


Yazarın Son Yazıları:
Kurban üzerinden terör mantığı!
Türk jandarmasının milli gücü
Raf bedeli şartı ve bir kuruş vurgunu