Kendi jurnalini yazmak…

Kendi jurnalini yazmak…
14 Temmuz 2021 08:33

Kendi “Jurnal”ini yazma olgunluğuna erişemeyen entelektüellerin onu bunu jurnallediği dönemlerden çok geçti ülkemiz… Belki de en büyük fırsatları bu kritik dönemeçlerde kaçırdık biz.

 

 

 

Salih Levent UĞURLU H&H YORUM

 

 
Takvimler, 15 Temmuz’u gösterdiğinde ihanet rüzgarları esti. Devletin silahlarını eline alan bir çete, memleketi yerle yeksan etti.

 

 

Kuşkusuz bunun adı ihanetti… İhanetti de… Aydınların ihanetini herkes gözardı etti…

 

 

Eline kalem kağıt alan bir profesör bile suçlu suçsuz onu bunu ihbar etti. Neydi peki dert? Makam mevki…

 

 

Öyle ya onlar gidecekti, başkaları gelecekti… Bütün dert menfaatti…

 

 

Atilla İlhan yıllar önce demişti. Aydınların büyük kısmı inanışlarından önce menfaat peşindeydi…

 

 

O iğrenç gecenin sonrasında tam bütün toplum kenetlenmiş, demokratikleşme ümitleri yeşermişken aydınların bu ihaneti ortadan karpuz gibi ikiye ayrılan kutuplaşmış bir toplum yaratmaya yetti.

 

 

Hoş 15 Temmuz’a giden süreçte de aydınlar iyi bir sınav vermemişti. Ders alınacağına toplum, yeni bir uçurumun kenarına itildi…

 

 

Tekrarlanan bir nakarat gibi o haindi bu haindi, o bizdendi bu değildi…

 

 

Sabah, gazetesini açan Ahmet amca anlı şanlı bir köşe yazarının fikirlerini değil onu bunu jurnallemelerini okudu. (Sabahtan sonra virgül koydum.)

 

 

Akşam, gazetesini açan Mehmet amca da aynı şeyi okudu.

 

 

Sabahtan akşama bütün medya birbiriyle akit yapmış gibi adeta halka “sen de jurnal et, rahat et” mesajı verdi…

 

 

Elbette ön teker nereye giderse arka teker de oraya giderdi… Mürekkep yalamışların bu menfaatperestliği kahvede okey çeviren insana kadar inecekti…

 

 

Ne oldu sonrasında peki? Komşu komşuyla irtibatı kesti, akraba akrabayla ilişiği…

 

 

Aydınların İhaneti bu ülkeye çok bedel ödetti…

 

 

Velhasıl kelam bu sağlıksız siyasal iklim devletten de toplumdan da çok şey eksiltti… Ancak her 15 Temmuz, şehitlerimizi rahmetle anmak kadar bu muhasebeyi yapma fırsatını da bize vermektedir.

 

 

Çünkü demokrasi için verilen savaş, kuşaktan kuşağa aktarılan bir meşale gibidir. Bu meşaleyi bizden sonrakilere aktarmak da aydınların görevidir. Bu görev öyle bir görevdir ki üzerlerine hakaret gibi yapışan “yarı aydın” etiketini atmak için de bir fırsattır…

 

 

Ne olur be… Bir kez için herkes ufak menfaatlerden vazgeçsin… Gerçek bir aydın olmak için çabalasın…

 

 

Anlıyorum, herkesten bir Cemil Meriç performansı da bekleyemezsin. Ancak hiç değilse herkes kendi “Jurnal”ini yazmak için heves etsin…

 

 

İşte o zaman kişiliğimiz de toplumumuz da demokrasimiz de olgunlaşacak… Güvenle bakacağımız yarınlar olacak…

 

 

YEĞENİMİN JURNAL EKİBİ

 

 

Amerikan Blue Sky Studios şirketi tarafından üretilen “Ajanlar İş Başında” animasyon filminden mi etkilendiler bilmiyorum. Beş yaşındaki yeğenim ve arkadaşları ajancılık ekibi kurmuşlar, mahallede terör estiriyorlar…

 

 

Tövbeler olsun.

 

 

2022’nin başkanı kim olacak şeklinde istişarelerin bile yapıldığı bir ekip bu… Fenerbahçeli yaptığım halde ekipçe aldıkları karar gereği Beşiktaşlı olan yeğenim sonradan “ben üzülmeyeyim” diye Fenertaşlı bile oldu!

 

 

Politika desen var, öngörü desen var… Nasıl bir ekipmiş anlamadım gitti…

 

 

Bu yeğenim dört yaşında okumayı söktü. Üstün zekalı mı diye düşünürken şu ajancılık ekibindeki arkadaşlarının da okumayı o yaşlarda söktüklerini öğrendim…

 

 

Sonra bir ilkokul öğretmeni arkadaşımla konuşurken “ya şimdiki çocukların çoğu okumayı evde söküp geliyor, bizde de çok var” dedi…

 

 

İşin esprisi bir tarafa çok farklı bir nesil geliyor çok!

 

 

Bu nesil öyle sabahtan akşama paçavra gazeteleri okuyacak, manipüle edilecek bir nesil değil, gerçekten çok farklılar…

 

 

Derdim de budur işte… Onlara iyi bir gelecek bırakmak… Şahsen ileride “boomer dede” olarak adlandırılmak istemem…

 

 

Ancak bu kafa yapısı devam ederse bizi hayırla yad etmeyecekleri kesin…

 

 

İyi düşünmek istiyorum yine de… Yazının sonuna gelip karamsarlık pompalayıp kaçmayayım…

 

 

Şu yeğenim ve ekibini düşünüp yarınlar adına umutlanalım hiç olmazsa… Komik adamlar vesselam…

 

 

Esen kalın…

 

 

Salih Levent UĞURLU Twitter

 

 


Yazarın Son Yazıları:
Post Pekerizm ışığında post Marksist tartışmalar
Politik doğrucuların sahte yüzü
Ey şeriat geldiysen kapıyı üç kez tıklat