İzmir’in tepesinde bekleyen tehlike!

İzmir’in tepesinde bekleyen tehlike!
16 Şubat 2024 10:07

90’larda Bergama’da altın madenine karşı direniş başlatan dönemin belediye başkanı Sefa Taşkın İzmir’i bekleyen tehlikeye dikkat çekti. Taşkın, “İzmir’in su ihtiyacını karşılayan Tahtalı Barajı’nın hemen yanında ve Bergama bölgesinde siyanür kullanan iki altın madeni mevcut. Bunlar kentin tepesinde atom bombası gibi bekliyor. Erzincan’daki gibi bir olay oluştuğunda zehirli çamurlar İzmir’e akacak. Madenler kent için büyük tehdit oluşturuyor. Acilen kapatılmalı” dedi.

Fotoğraf:Koza Altın İşletmeleri

 

 

Erzincan İliç’teki altın madeninde kimyasal maddeler içeren yığınındaki göçükte kalan 9 işçi için arama kurtarma çalışmaları sürerken İzmir’deki altın madenleri bir kez daha gündeme geldi. Türkiye’de 90’lara damgasını vuran ve ülkenin ilk altın madenine karşı yürütülen direnişte yöre halkını örgütleyen dönemin Bergama Belediye Başkanı Sefa Taşkın, siyanürlü altın madenlerinin kapatılması çağrısında bulundu.

Cumhuriyet’e konuşan Taşkın, yıllarca siyanürlü altın madeninin yarattığı ekolojik tahribatı çeşitli panel, eylem ve gösterilerle anlattıklarını belirterek İliç’teki katliamın bir benzerinin İzmir’de de yaşanabileceğine dikkat çekti.

 

MADRA VE YAMANLAR DAĞI TEHLİKEDE

 
Bergama’da siyanür kullanılan altın madenlerinin yanı sıra bölgede iki yeni altın madeniyle ilgili sürecin sürdüğünü aktaran Taşkın, açık ve kapalı olmak üzere iki şekilde siyanür ile altın arandığını anlatarak “Bergama’daki kapalı sistem ancak atık barajları var ve çok çok tehlikeli. Siyanür havaya suya karıştığında insanı hemen öldürür ve arsenik gibi kanserojen maddeler içeriyor. Sürekli büyüyen ve yeni alanlar eklenen Bergama’daki atık barajı deprem bölgesinde ve 1938’de 10 kilometre uzaklıkta Dikili’de 7 büyüklüğünde deprem oldu. Danıştay 6. Dairesi 1996’da Bergama’daki maden çevreye ve insanlara zarar verdiğini belirterek ‘kamu yararı yoktur’ dedi. Madeni durdurdular. Daha sonra devlet yönetimi ve çokuluslu şirket Eurogold mahkeme kararının etrafından dolanarak işletti ve maden bitti. Ancak atık barajı kullanmaya devam ediliyor. Balıkesir Havran ve Kozak Yaylası’ndaki Çukuralan madenlerindeki cevherleri kamyonlarla taşıyarak atıkları kapalı sistemde izliyorlar ve atıkları barajı biriktiriyorlar. Artık bölge bir zehir çöplüğü haline geldi. O atık barajı da yetmedi kapasite artırımı yaparak yanına yenisini yaptılar. Bölgede yeni madenler için izin aldılar ancak direnişle karşılaştılar, süreç devam ediyor. Ege Bölgesi’nde Kaz Dağları’ndan sonra ikinci büyük dağ olan Madra Dağı’nda Çobanlar köyünde altın madeni işletmesi için devlet ihaleye çıktı. İhaleyi 5’li çete denilen şirketlerden biri aldı. Sonra Karşıyaka Yamanlar Dağı’nda bir altın madeni işletmek istediler. Ama girişimler sonuçsuz kaldı mahkeme izinleri iptal etti” diye konuştu.

1990’lı yıllarda Bergama altın madeni direnişinde ön saflarında köylüler yaratıcı, sivil itaatsizlik eylemleri ve hukuki kazanımlarıyla yıllarca gündemde kaldı.

 

 

BEKLENEN TEHLİKE

 
İzmir’in içme suyu ihtiyacını karşılayan Tahtalı Barajı’nın alanında olan Efemçukuru altın madenine dikkat çeken Sefa Taşkın, “Efemçukuru’nda cevher çıkarılıp Uşak’taki açık sistemde işleniyor ancak arsenik gibi ağır metaller bölgede atık barajında biriktiriliyor. Bu kanserojen maddeler yeraltı sularına karışıyor. Çok büyük risk. İzmir’in tepesinde atom bombası gibi bir felaket bekliyor. Tahtalı’dan İzmir’in içme suyu temin ediliyor. Kent için büyük tehdit oluşturuyor. İzmir’in burnunun dibinde böyle tehlikeli madenler var. Bergama’da Bakırçay ovasında bulunan atık barajında tonlarca zehir var. İnsanları böylesine risklerle karşı karşıya bırakmaya kimsenin hakkı yok” dedi.