İmamoğlu’ndan Erdoğan’a otobüs tepkisi: İstanbullu kendisini cezalandıranların biletini kesti

İmamoğlu’ndan Erdoğan’a otobüs tepkisi: İstanbullu kendisini cezalandıranların biletini kesti
25 Mayıs 2024 07:32

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Sultangazi’de katıldığı açılışta 300 yeni otobüs alımı için 2021 yılından beri Cumhurbaşkanlığı’ndan onay çıkmamasına tepki gösterdi.

 

 

İstanbul’un İkitelli’den sonra ikinci büyük İETT Garajı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun katılımı ile Sultangazi’de açıldı. Açılışta konuşan İmamoğlu, ulaşımın İstanbul’un en önemli konularından biri olduğunu belirterek “Bu sorunu doğru ve akılcı aynı zamanda sürdürülebilir ulaşım politikalarıyla çözüme kavuşturabiliriz. Geçtiğimiz beş yılda bu konuda çok kıymetli adımlar attık. Ama İstanbul’un bu konuda atılacak çok adımı olduğunu da biliyoruz” dedi. İETT’nin günde 5 milyon kişi taşıdığını ifade eden İmamoğlu “İETT otobüsleri 1 milyon 255 bin kilometre yol kat ederken dünyanın etrafını da tam 32 kez tur atıyor” dedi.

 

 

“UMARIM BU HUYLARINDAN VAZGEÇENLER OLUR”

 
Bir çok sıkıntının yaşandığı 5 yıllık süreçte 252 yeni metrobüs ve 293 adet otobüsün İETT filosuna katıldığını anlatan İmamoğlu konuyu Cumhurbaşkanlığı’nın imza engeline takılan 300 otobüs alımına getirdi.

 

 

İmamoğlu şunları söyledi:

“Biliyorsunuz göreve gelir gelmez 300 otobüsü daha uzun vadeli ödeme planlarıyla filomuza katma arzumuz olmuştu. Düşünün ki o imkan bile engellendi. Bugün itibariyle 2021 yılında başvurduğumuz ve hala cevabı bile yazılmayan ki o da olsa farklı fırsatlarla 300 otobüs daha alma imkanımız olabilirdi. Ama üzülerek ifade edeyim dönem dönem bu tür engellemeleri kendilerine siyasi manevra ya da siyasi bir hamle olarak gören yöneticilere diyorum ki; ‘bundan vazgeçin.’ Halkımız bu konuda cezalandıranı değil cezalandırılanın farkında olduğunu gösterdi. Esasen bu imzanın atılmayarak 300 yeni otobüsün alınmaması konusunda İstanbul halkının cezalandırıldığını görerek sandıkta bileti kesti. Benim arzum şudur; gerçekten siyaset hizmet yarışıdır. Siyaset iş yapana engel olma alanı asla değildir. Ama bu 300 otobüs ama diğer ulaşımla ilgili atmak istediğimiz her adımda engel değil, bir işin önünü açmak hem kamu yöneticiliği sorumluluğudur, hem de siyasi etik açısından da gereklidir. Bu anlamda umarım özellikle 31 Mart seçimleri sonrasında bu huylarından vazgeçenler olur.”

 

 

EKONOMİK KRİZİN ULAŞIMA ETKİSİ

 
İBB’den AKP döneminde milyonlarca euroya satın alınan ve çürümeye terk edilen metrobüs araçlarına değinen İmamoğlu “Bu alımlarının yerine bugün her adımda, her alanda titiz, teknolojik gelişmeleri takip eden, en doğru adımın atılmasını sağlamaya gayret eden bir anlayışla İETT yolculuğuna devam ediyor” dedi.

İBB’nin kurumsal ve bütçesel olarak büyük bir fedakarlıklarla yolcu taşımacılığı yaptığına dikkat çeken İmamoğlu, ekonomik krizin etkilerine vurgu yaptı. İmamoğlu, “Artan maliyetler nedeniyle bilet fiyatlarının, ulaşım maliyetlerinin neredeyse yüzde 65’ini karşıladığı dönemlerden bugün artık yüzde 30’lara kadar gerilemiş seviyededir. Ve biz artık İBB olarak ulaşımı ayda 2 milyar lira üzerinde destekler hale gelmiş durumdayız. Burada tabii çok artan maliyetler, vatandaşlarımızın geçim sıkıntısı ve özellikle hayat pahalılığı noktasında kurum olarak bizlerin bu yükü vatandaşların sırtına bindirmemek, maksimum düzeyde fiyatları aşağıda tutma gayretiyle toplu taşımada büyük bir sübvansiyonu karşılar hale geldik.” dedi.

 

 

İmamoğlu sözlerine şöyle devam etti:

 

“Akaryakıt fiyatlarındaki artış, yedek parça ve diğer hizmetlerin çok yüksek artışlara ulaşması en büyük etken. Bakınız birçok yerde söyledik. Toplu taşıma büyük şehirlerde çok büyük bir hizmettir. O bakımdan araç alımında bir kısım vergilerden muaf olunması, akaryakıtta KDV’den muaf olması İstanbul gibi büyük kentlerde toplumsal yaşam açısından, hele hele bugünkü ekonomik kriz ortamında çok değerli bir adım olacağını merkezi idareye defalarca dile getirdik. Ama bu noktada bir geri dönüş alamadık. Yani bugün aslında ekonominin insanlarımızın sırtına yüklediği o büyük yükün büyük bir bölümünü yerel yönetimler üzerinden bizler üstleniyoruz. Ki vatandaşımızı bu ekonomik sıkıntı, yüksek enflasyon, artan maliyetler, geçim sıkıntısı daha fazla vatandaşımızı üzmesin diye.”