Hangi teşkilat?

Hangi teşkilat?
15 Mayıs 2021 14:18

Bir tarafta zekâyı, istihbaratın bilimsel metodolojisini öne çıkararak milli bir istihbarat imajı oluşturmaya çalışan faaliyetler diğer tarafta anam babam usulüyle sahneye çıkmaya devam eden Pekerler, Çakıcılar, Ağarlar… Sahi hangi teşkilat? 

 

 

Salih Levent UĞURLU H&H YORUM

 

 

Geçtiğimiz aylarda TRT’de bir dizi başladı. Adı Teşkilat.

 
Kurtlar Vadisi gibi “biz racon kesmeyiz kafa keseriz” tadında değil biraz daha farklı bir konseptte…

 
MİT’in nitelik ve nicelik yönünden 21.yüzyıl koşullarına uygun bir modernizasyona kavuşması yönünde çalışmalar devam ederken TRT’de yayınlanan bu dizinin tamamen imaj ve kanaat oluşturma amaçlı olduğu bir gerçek…

 
Dizide yakışıklı ve güzel, atletik, eğitimli, zeki istihbaratçılar operasyondan operasyona koşarken MİT’in de imajı farklı bir konuma ulaştırılmaya çalışılıyor.

 
Başarılı mı? Bence başarılı bir yapım olmuş. Ancak ne kadar başarılı olursa olsun diğer tarafta istihbaratın eski alışkanlıkları da önümüzde duruyor.

 
Sedat Peker’in gündeme bomba gibi düşen videoları eski alışkanlıkların devam ettiği izlenimi veriyor… Hatta öyle ki Susurluk’tan daha büyük olayların patlak vereceği yorumları bile yapılıyor.

 
İlk olarak benim gözüme çarpan bu tezatlık oldu.

 
İstihbaratta ne kadar 21.yüzyılın doğasına uygun bir modernizasyon yapmaya çalışırsan çalış dönüp dolaşıp Sedat Pekerlere, Alâeddin Çakıcılara, Mehmet Ağarlara gelmen devlet içindeki yenilikçilerin de sinirlerini bozuyordur herhalde.

 
Dizide Suriye’de MİT’in gerçekleştiği başarılı istihbarat çalışmaları işlenirken bir haftadır Peker’in açıklamalarıyla derin devlet, mafya, siyaset tartışmaları yeniden gündeme geldi. Karanlık adamlar, karanlık olaylar gölgesinde kalan ülkemizin dünyadaki imajı da dizide işlenenin aksine bambaşka yerlere sürüklendi.

 
Madem öyle ne gerek var bu kadar cafcaflı imaj çalışmalarına, dizilere değil mi?

 
Eskisi gibi anam babam usulü “iki ülkücü gönder” gitsin Suriye’ye… Halletsinler bütün operasyonları gelsinler. Hatta Soner Yalçın ağabeye bir kitap konusu daha çıkar belki de…

 
İşin esprisi bir tarafa devletin artık tarafını seçmesi gerekiyor.

 
Ya yenilikten yana taraf olacaksın ya da eskiden yana… Diğer bir değişle ya demokrasiden, şeffaflıktan yana taraf olacaksın ya da faili meçhullerden, karanlık ilişkilerden yana…

 
Bu konu “devletin bağırsakları temizlemesi” edebiyatından çok farklı bir konudur. Temizlenen bağırsakların sürekli kirlendiği çok nettir. Ki zaten devlet de bir kokoreç ustası değildir.

 
Mesele tamamen zihniyet değişimi ve dönüşümüyle ilgilidir. Temcit pilavı gibi her dönem önümüze gelen derin devlet figürlerini bir sakatat işleminden fazlası olarak görmek zorundayız…

 
***
1979 yapımı Kemal Sunal’ın Şark Bülbülü adlı filmini bilirsiniz. Aslında İbrahim Tatlıses’in yaşam öyküsü ve kısa sürede yükselişi ele alınmıştır.

 
Filmde müzik piyasasına giren yetenekli ama eğitimi olmayan Şaban nota eğitimine tâbi tutulur. Bu durumdan sıkılan Şaban “do, re, mi” derken bir anda kulaklığı kulağından atar ve “s… et ya ben notayla okuyamam” diyerek ayağında kundura türküsünü söylemeye başlar…

 
Belki de tüm mesele notalı ya da notasız okumaktan kaynaklanıyor…

 
Her dönem sırtımızdan bir türlü atamadığımız derin devletin figürleri notasız türkü okumakta ısrar ederken, ülke demokrasisi ve hukuku da yerinde saymaya devam ediyor…

 
Sahi hangi teşkilat? Artık bir karar vermenin vakti gelmedi mi?

 

 

Salih Levent UĞURLU Twitter

 

 

 


Yazarın Son Yazıları:
Elitlik müessesesi üzerine bazı notlar
Anadolu’nun sessiz kahramanı Niğde
‘Yanık’ iletişim teorisini ortaya atıyorum