Ey şeriat geldiysen kapıyı üç kez tıklat

Ey şeriat geldiysen kapıyı üç kez tıklat
24 Haziran 2021 00:01

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gece 24.00’dan sonra müzik yasağı geleceğini söyledi. O malum soru ise yeniden gündeme geldi: Türkiye’ye şeriat mı gelecek?

 

 

Salih Levent UĞURLU H&H YORUM

 

 

Geldi mi, geliyor mu, gelecek mi?

 

 

Yakın döneme kadar Türkiye’de siyaset bu malum soru üzerinden şekillendi.

 

 

Özellikle 1990’lı yıllar bu tartışmaların gölgesinde geçti… YAŞ kararları, Genelkurmay brifingleri ve bildirileri, irticai faaliyet raporları, tankların yürümesi, parti kapatmak dâhil birçok siyasi hadise yaşandı.

 

 

Tartışmaların odağındaki Refah Partisi ve onun bileşenleri konumunda olan liberal demokratlar bunun bir paranoyadan ibaret olduğunu savunuyorlardı. Laiklik hassasiyeti olan partiler de rejimin tehlikede olduğunu belirterek, Refah Partisi’ne karşı sert bir laiklik söylemiyle muhalefet ediyordu.

 

 

Toplumda kabul gören genel kanaate göre bu aşırıya kaçan sert muhalefet, dini hassasiyetleri olan halkın tepkisini çekti. Bunun sonucunda ise AK Parti 19 yıldır iktidarda… Ve CHP’nin de politikalarını gözden geçirmesi, kendine çekidüzen vermesi gerekiyor…

 

 

Böyle tezler ortaya konuyor… Ve kabul görüyor… Peki, bu ne derece doğru ne derece yanlış?

 

 

Öncelikle bu aşırıya kaçtığı iddia edilen orantısız muhalefeti yalnızca sol partilerin yaptığı algısını bir kere kırmak gerekiyor…

 

 

Zira Mesut Yılmazlı ANAP’tan Demirelli DYP’ye hatta MHP’ye kadar ciddi bir blog olduğunu söylemek mümkündü yakın döneme kadar… Rahmetli Süleyman Demirel’in 28 Şubat sürecindeki rolünü, 367 krizinin baş aktörü olan dönemin DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar’ı da es geçmemek lazım…

 

 

(Bugünün iktidarının güçlü bir bileşeni konumunda olması da ayrı bir tartışma konusu “Derin Mehmet” ağabeyin…)

 

 

Dolayısıyla CHP’nin çok katı laiklik söylemleriyle halktan oy alamadığını ve uzaklaştığını, bugünün iktidarının yeşermesinde en büyük pay sahibi olduğu tezinden hareket edenlerin tartışmaların odağına tamamen CHP’yi oturtması pek sağlıklı bir yaklaşım değildir… Bugünün CHP’sine ve muhalefetine akıl hocalığı yapan insanların da bu siyasi çıkarımı göz önünde bulundurması gerekmektedir…

 

 

Ya değilse iktidarın yaşam tarzlarına açıktan müdahale eden tutumu karşısında, “aman muhafazakâr halkın tepkisini çekmeyelim” noktasından hareketle pasif kalan muhalefetin ileride doğacak olumsuz siyasi sonuçların kalkması mümkün gözükmüyor…

 

 

CHP’nin elbette bu konuda yaptığı kurumsal hatalar vardır.

 

 

Ancak sol bu ülkede din düşmanı olarak görülüyorsa ve iktidar bu söylemi bugün bile ustalıkla kullanıyorsa sürekli CHP’yi laiklik üzerinden kendine çekidüzen vermesi gereken bir pozisyona sokmaya çalışmak yine iktidara yarayacaktır…

 

 

Kaldı ki geçmiş döneme titizlikle ele aldığımızda bambaşka sosyolojik realiteler de ortaya çıkacaktır. O meşhur üniversitelerdeki başörtüsüne özgürlük eylemlerinde Refah Partililerin yanında ne ANAP’lılar vardı ne DYP’liler ne de bugünün iktidar ortağı olan MHP’liler… Baya baya sol görüşlü öğrenciler hak ve özgürlük adına başörtülü gençlere destek veriyordu o zamanlar…

 

 

Bugün bütün bunları halka anlatmak yerine CHP’nin geçmiş dönemde yaptığı bazı kurumsal hatalar üzerinden partiyi pasif hale getirmek toplumda yüzde 1 bile karşılığı olmayan siyasal İslamcıların ekmeğine yağ sürecektir…

 

 

Siyasetçilerin, siyasete yön veren kanaat önderlerinin tehlikenin farkına vararak sorumluluk alma vakti geldi geçiyor bile…

 

 

Ezbere dayalı siyaset kalıplarından sıyrılıp halka bu konuları daha tutarlı ve doğru bir şekilde anlatarak olması muhtemel siyasal değişimler karşısında laik cumhuriyetin dünyada en barışçıl ve insani sistem olduğu gerçeğini sağlıklı bir bakış açısıyla ortaya koyması gerekmektedir.

 

 

Sakalları kestirilen tarikat mensuplarının bekçi yapıldığı bizzat tarikatların ileri gelenleri tarafından ifade edildiği bir dönemde, gece 24’ten sonra yapılacak denetimlerin ahlak zabıtası mantığıyla yapılacağı bir gerçektir…

 

 

Türkiye’nin çok tehlikeli bir rejim krizine doğru sürüklendiği ortadayken muhalefetin ortaya koyduğu stratejiler hayati öneme sahip olacak…

 

 

Halkın muhafazakâr hassasiyetlerini ustalıkla kullanan bir siyaset karşısında bu handikapları anlatmak kolay değildir elbette…

 

 

Kim bilir belki de siyasetçiden çok usta anlatıcılara ihtiyaç vardır bu ülkede…

 

 

Belki bir sözle…

 

 

Belki bir kalemle…

 

 

Belki de işaretlerle…

 

 

Neyle anlatırsan anlat ama gönül diliyle anlatmaktan başka çare yok herhalde…

 

 

Çarşıda, pazarda, camide, sokakta, markette…  Bir cumhuriyet neferi edasıyla izahat yapmaktan başka yol yok…

 

 

Böyle kurduk biz cumhuriyeti, böyle yaşatacağız…

 

 

Yorulmadan, usanmadan…

 

 

Salih Levent UĞURLU Twitter

 

 

 


Yazarın Son Yazıları:
Fon tartışmasından çıkarılacak dersler
Liberalliğin olumsuz imajı üzerine…
Kendi jurnalini yazmak…