Ey Büyük Türk Milleti!

Ey Büyük Türk Milleti!
18 Mart 2014 11:19

Şanlı tarihimizde ki Kahramanlık destalarından O destan; Birinci dünya savaşı’nda yazılan Çanakkale destanıdır.

 

Numan ALADAĞ H&H YORUM

 

Kendilerini ”Dünyada emsali görülmemiş galibiyetlerin temsilcileri…” sananlar, Türkiye’nin ülkesiyle, milletiyle bölünmez bütünlüğünün hamuru ve ruhlarındaki vicdan muhasebesiyle ile yoğrulmuş Mehmetçiklerden Çanakkale de öylesine bir ders aldılar ki, bu yenilginin acısını 99 yıldır asla unutamamışlardır.

 

Yıl 1914, Birinci Dünya savaşı bütün şiddetiyle devam etmekte… Düşmanlar hep birlik olup ta Avusturalya ve Yeni Zellanda’dan topraklarımıza girip saldırmakta… Mehmetçik’te, Vatan için, Millet için, din ve İMAN için var gücü ile karşılık vererek savaşmışlardır…

 

Bu esnada düşmanlar İstanbul’u da düşünerek milletimizi can evinden vurmak maksadıyla Çanakkale çevresine geldiler. Boğazı vurup geçtiler mi, Türklerin işi tamam demekti hayalini kuruyorlardı. Kendi silahlarının gücüne ve donanmalarının kudretine, askerlerinin çokluğuna çok güveniyorlardı. Öyle ya; böylesine kudretli bir donanma karşısında Türkler basit silahlarla ne yapabilirlerdi ki?…

 

18-Mart-1915 günü Çanakkale boğazını her ne pahasına olursa olsun geçmeğe karar verdiler ve taarruza başladılar. Bu sefer kendilerinden çok, ama çok emindiler. Türk komutanlığınca kararlaştırılan plana göre, iki yakadaki topçu bataryalarımız sessizliğe bürünmüşlerdi. Emir verilmedikçe ateş edilmiyecekti…

 

Düşman, kendilerine ateş açılmadığını görünce, cesaretlenip başarıya ulaştıklarını sandılar. Düşman gemilerinin yeterince ilerlediğini gören Türk komutanlığı, boğazın iki yakasındaki bataryalara ateş emrini verdi. Topçularımızla düşman gemileri arasında kıyasıya savaş başladı. Onlar bütün topları ile ateşe devam ederken, topçularımızda şiddetle karşı koydu. Mehmetçiklerin vazgeçilmez kararlılıkları sayesinde düşmana etkisini göstermeye başladı ve düşmanlar kurtulmayı, savaş alanını terkederek buldu.

 

Ey Büyük Türk Milleti! Hepimizin gözbebeği Mehmetçiklerimiz elde süngü, mübarek Türk topraklarını beklerken hangi düşman istiklalimize göz dikebilir, Bayrağımızı o Yüce burçtan indirebilir?

 

Türk milleti, Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) hadis-i şeriflerinde ”Vatanı sevmenin İmanın bir gereği” olduğu gerçeğine inanmış ve bu uğurda ya Şehit ya Gazi olmayı şereflerin en büğüğü oarak kabüllenmiş bir millettir. Bencillik ve cüzdan muhasebesi uğruna verilen tavizlerin hiçbir zaman etkinliği olmamıştır ve olamaz da. Büyük Türk Milleti olarak, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü bozmak isteyenlere daima haddini bildirmiştir ve bundan sonra da aynı kararlılığını sürdürecektir.

 

1914 yılında Avusturalya’ nın Silver şehrinde ikamet eden iki Türk, valiye gider halifemiz size karşı savaş ilan etmiş izin verin ülkemize gidip orada sizinle savaşalım; burada sizin ekmeğinizi yiyiyoruz, önerilerine karşı, vali bizi tehdit mi ediyorsunuz, adabınızla oturun oturun oturduğunuz yerde, işinize bakın. İki isimsiz Kahraman Türk, eh bizden günah gitti diyerek Vali’nin makamından ayrılır. Neleri varsa satıp cephanelik edinirler; Türkiye’ye gemi ile sevk edilecek 700 Anzak’ı limanına taşıyan tren’nin geçeceği bir vadide treni durdurmak için barikat kurup, elde dikme bir OSMANLI bayrağını dalgalandırıp namazlarını kılıp helallaştıktan sonra, tren kurulan barikatlar’dan dolayı durur ve iki isimsiz Kahraman Türk hemen ateş edip yaklaşık 200 kişinin ölümü, 500 kişinin de yaralanması oluyor. İki isimsiz Kahraman Türk şehit olur ve aynı yerde defnedilirler. Avusturalya ordusu, OSMANLI ordusunu ararken, bakıyorlar ki, bu zaferi iki kişi yapmış. Avusturalya valisi (Cumhurbaşkanı) iki şehit Türk’ün naaşını selamlayıp hayret edilecek üzüntülü bir düşünceyle ayrılır. Avusturalya hükümeti, 1995 yılında bu iki Şehit Türk’ün anıt mezarını yaptırdı. Avusturalya da ikamet eden ve ruhunda Vatan sevgisi olan, Türklerin sosyal dilim kuruluşlarının yetkilileri ve diğer vatanperver vatandaşlarla beraber anıt mezarın açılış töreni yapıldı. Açılışta, 1995 yılında, Numan Aladağ olarak bende Avusturalya da idim.

 

Avusturalya da yaşanan ve unutulmayacak olan bu tarihi zafer, bir yorum, hikaye ve makale değil, birebir yaşanmıştır. Vicdan muhasebesi yapan ve Allah’tan korkan herkesin düşünüp, ders alması gerekir. Yurtdışı ve yurtiçindeki vatan hainleri, Büyük Türk milletinin ruhundaki bu İman gücünü daima hatırlayıp, hafızalarında muhafaza etmelidirler. Mustafa Kemal ATATÜRK, ”İşte Türk askerinin ruhundaki İman gücü: Çanakkale savaşında Kur’an-ı Kerim okumasını bilenler önde, bilmeyenler ise Kelime-i Şahadet getirerek arkada yürüdüler. Çanakkale zaferi bu İman gücü ile kazanılmıştır” söylüyor. Büyük Türk Milleti’nin, ülkesi ile milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma hayalini kuranların ders almaları ve haddini bilmeleri gerekir.

 

Türkiye Cumhuriyeti Maliye Bakanı, Mehmet Şimşek’in, ”Yolsuzluk yapan’nın Allah belasını versin’‘ özdeyişini de unutmamalıyız? Cenab-ı Allah, sadakat ve samimiyettle bu duygu ve düşünceleri ruhunda taşıyan devlet adamlarının eksikliğini vermesin.

 

Ey yüce Rabbimiz! Çanakkale savaşlarındaki şehit ve gazilerimizden rahmetini esirgeme! Onları vaadettiğin cennetlerine koy!

 

Bu mübarek günde, gelmiş geçmiş şehitlerimizin ruhlarına Fatihalar sunup, daima rahmetle analım. Onlar gibi İmanımızı ve Vatanımızı her şeyin üstünde tutalım.

 

Cenab-ı Allah, Aziz Milletimize bu gibi olayları bir daha yaşatmamak dileği ile, Allah’ın, Huzuru ve Selamı üzerinize olsun.

 

 

 


Yazarın Son Yazıları:
Bu Kurban da değerlerimizi kurban etmeyelim
Kurban üzerinden terör mantığı!
Türk jandarmasının milli gücü