Erdoğan’ın Sertap Erener’e telefonu

Erdoğan’ın Sertap Erener’e telefonu
22 Temmuz 2012 16:20

Okumuşsunuzdur.

Geçenlerde bir gece Tayyip Bey ve eşi gece yarısı eve geldikten sonra Sertap Erener’in son albümü dinlemişler, ki albümde Türk sanat musikisi varmış.

Albümü çok beğenince saat 01.30 civarı Sertap Erener’i cebinden arayıp beğenilerini iletmiş Erdoğan.
 
Sertap Erener’in Erdoğan’la arasının iyi olduğunu, ona Somali gezisinde eşlik ettiğini hatırlıyorum.
 
Yani, Sertap Erener de Sezen Aksu gibi Hükümet ile arası iyi olan sanatçılardan.
 
Sertap Erener’in Erdoğanlara yakın durması, elbette ki, onun albümünü Erdoğanlar açısından sempatik kılan bir etmendir.
 
Neticede ultra laik, ultra modern bir hayat süren (mesela üç çocuk, mazbut ve başı bağlı ev hanımı olmayan, eminim ki kürtaja da en azından fiiili olarak kontra durmayan) Sertap Erener’in Erdoğanlara yakın durması onları onore ediyordur.
 
Ve, işte benim yazım bu hususla, yani bu durumun farkında olmanın iyi olacağı ile ilgili.
 
Geçen günkü yazımda dikkat çekmeye çalıştığım noktalardan birisi de buydu.
 
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tavanı ve tabanının da önemli bir bölümü kendi geleneksel kültürlerinden gelenlerden ziyade, bu ultra laik, ultra Cumhuriyet kültürü ile beslenmiş şekilli zevata çok ilgi duyuyor.
 
Yeter ki, bu zevat onlara yakın dursun, onlara değer verdiği hissini yansıtsın.
 
Ve, bence, mesela ben Sezen Aksu’nun şarkılarını referandumda evet dediği günden beri çizmiş olsam bile (ben zaten Sezenci değil, Nilüferciyim eskiden beri) bu ultra laik ve ultra birey tiplerin bir kısmının da AKP’ye yakınlık hissi vermesinin iyi olduğunu düşünüyorum.
 
Çünkü AKP tavan ve tabanı bir yandan herşeyle uğraşıp, kendi güçlerini tesis etmeye çalışsa da, bu laik ve sivil toplumun (dini cemaat olgusunun dışında sosyalize olmuş, modern bireylerin toplumu anlamında) çekim alanındalar.
 
Bu durum onların gelecek nesillerine yansıyacak, göreceksiniz. Somut örnekleri oluşmaya başladı bile.
 
Siz şimdilik bunu kaydedin. Bu konuyu adım adım izliyorum, arada bir değinirim zaten.
 
Siz şimdilik Emine Erdoğan’ın seçtiği ve yakın çevresine soktuğu, değer verdiği ultra modern ve laik kadınlara bir dikkat edin gözünüzün bir ucuyla da.
 
ONLAR YİNE DE OY VERMEZDİ, AMA…
 
Tam kurultay günlerinde yazdığım CHP yazılarına sonradan biraz güldüm.
 
Kurultay boyunca öne çıkan konulara (liste, anahtar liste, listeyi delen vs. ) karşın benim yazdıklarım biraz fazlaca ulvi ve safiyane idi.
 
Gerçi şunu da hemen söylemem lazım ki, CHP’nin her kurultayı onu biraz daha kurumlaştırıyor ve iyileştiriyor.
 
Herşey de birgünde olmuyor.
 
Ama asıl ilave etmek istediğim birşey var o yazılardaki bir konuya ilişkin.
 
Şİmdi onu yapacağım, ki, yazdığımdan yanlış sonuç çıkmasın.
 
CHP’nin eskiden türbanlı kadınları veya öğrencileri filan incitici davranışlara dahil olduğunu belirttiğim bölümden söz ediyorum.
 
Bu bölümü şununla tamamlamam lazım.
 
CHP veya bazı CHP’liler diyelim, o zamanlar öyle değil de çok daha başka davranmış olsaydı…
 
Atatürk’ün anıtına çelenk koyan türbanlı kadının ordan kovulmasını bırakın…
 
CHP teşkilatlarını türbanlı kadınlarla doldursaydı bile…
 
AKP o oyu yine alırdı.
 
Burda sapla samanı iyi ayırt etmek lazım.
 
CHP birtakım sembolleri kullanarak Mİlli Görüş tabanından oy alamazdı, şimdi de alamaz.
 
Meydanlarda günde 5 vakit namaz kılsa da alamaz.
 
Çünkü, bir, Milli Görüş kökenli olduğu için AKP’ye oy verenler CHP’ye bakışını değiştirmezdi…(toplumlarda bu tür temel bakış değişiklikleri yaklaşık 20-30 senelik zaman dilimlerinde olabilir ancak)
 
İki…
 
Milli Görüş kökenli olmayıp da ekonomik ve pragmatik nedenlerle oy verenler AKP’ye dinsel nedenle oy vermiyor.
 
Yani…
 
CHP’nin türbanlı veya Milli Görüş’ün etkisi altında halktan insanlara iyi ve yakın davranmasının nedeni hemen oy almak için değil…
 
Bütünsel anlamda insani, ahlaki ve kucaklayıcı siyasi bir pozisyonda olarak geleceğe yönelik anlamda kale gibi durmak için olmalıdır.
 
Hem kendisi gibi ve kendi seküler kültürünü taşıyarak, üstelik bunu bilinçlice ve anlamlandırdığını belli ederek taşıyarak ama hem de insanlara iyi ve kapsayıcı davranarak.
 
Ki, böyle bir duruş genç kuşakları çok daha yakın vadede ve beklenmedik oranlarda etkileyip, sarabilir.
 
Ayrıca da…
 
Türkiye’de bir seçim döneminde oy devrimine göre siyasi hesap yapmak çok komik olur.
 
Sen 12 Eylüllerden geç, idamlar döneminden geç, hapislerden geç, Avrupa Birliği aşamasına gel, ekonomik disiplini tam sağlamışken herşeyi AKP’ye kaptır.
 
Hemen geri döner mi seçmen? Dönmez.
 
İktidar partisi daha hala 2002 AB dönüm noktasının Türkiye’ye kattığı ekonomik promosyonu yiyor.
 
Daha bitmedi o, sofra boşalmadı daha.
 
Sofrayı birileri yavaş yavaş donattı, sonra da kavga edip sofradan kalktı.
 
Yani…
 
Biri yakalamış, biri temizlemiş, biri pişirmiş…
 
Biri de yemiiiş.
 
Ve, sofra boşalana kadar zaman geçecek biraz daha.
 
Ama…
 
Geleceği hiç unutmadan yaşayanlar kazanacak sonraki dönemleri.
 
O nedenle diyorum ki, CHP her zaman uzun geleceğe göre almalı temel pozisyonlarını.
 
Çünkü gelecek insan tabiatına ve doğruya en uygun olanı temsil edenin bilinci ile kurulur.


Yazarın Son Yazıları:
Bu üsler sizin eseriniz
Bizim adayımız çokkk kıymetli
Toplan toplan dur