Erdoğan ABD’den istediğini alamaz

Erdoğan ABD’den istediğini alamaz
15 Mayıs 2013 20:47

Biraz zor yazıyorum ama…

Safile USUL H&H YORUM

Biraz zor yazıyorum ama…

Son iki günün haberlerini okudum ve önemli bir gelişme var mı diye düşünse insan…

İçerde ve dışarda bizim açımızdan bir yenilik yok.

Önemli bir yenilik olarak belki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Hasan Uzun kararı görülebilir.

AİHM Hasan Uzun isimli vatandaşın bir arazi ihtilafı nedeniyle yaptığı 2013 tarihli başvuruyu, “Önce Türkiye’deki Anayasa Mahkemesi’ne başvur.” diye reddetmiş.

Bu, AİHM’in Anayasa Mahkemesi’ne atıfta bulunduğu ilk karar.

Ve, bu Hükümet açısından bir avantaj çünkü içerde tuttuklarını tutmak için biraz daha zaman kazanacak ama adalete acilen muhtaç siyasi mahkumlar için kötü bir durum.

Bundan çıkacak sonuç ise, bu işlerin ancak seçim dengeleri değişirse hallolabileceğidir.

Yazının başlığındaki konuya gelirsek…

Başbakan Erdoğan’ın ABD’ye gidişinden önce Bakan Egemen Bağış bir tellalvari açıklama yaparak, “Başbakanımız ABD’de bir dünya lideri olarak karşılanıyor” demiş.

Erdoğan’ın ABD resmi konukevi Blair House’da kalacak olmasına da atıfta bulunmuş bu kapsamda.

Oraya aşağıda geleceğim ama…

Dünyanın gerçekten etkili siyasi figürlerinden veya onları temsil edenlerden hiç bu tür açıklamalar duyuyor muyuz? Hayır.

Örneğin, Putin veya Merkel (ki, bu ikisi şu anda dünyanın en yönlendirici iki siyasisi) hiç böyle şeyler söylüyorlar mı? Asla.

Hakikaten önemli olan ağzını da çok iyi tutuyor.

Boş teneke misali ses yapmıyor.

Şimdi gelelim Erdoğan ABD’den ne isteyecek ve ne alacak konusuna.

Erdoğan ABD’den Esad’ı götürecek hamleyi başlatmasını ve kendisini de baş cengaver olarak yanına almasını istiyor.

Ama ABD’nin zaruri nedenlerden dolayı buna en küçük bir niyeti yok.

Çok küçük bir son haber aktarayım.

Bugün İsrail Ordusu’ndan üst düzey bir asker AFP’ye bir açıklama yapmış. (Alman basınında okudum)

Söz konusu askeri yetkili, Suriye’nin, İsrail hükmü altında bulunan Hermon dağlarına yaptığı hava saldırısına dair yaptığı açıklamada son derece temkinli kelimelerle, “Bu saldırılar Suriye’nin içişleri ile ilgili” demiş.

Yani, “üstümüze alınmadık” demek istemiş.

Şu anda kimsenin Suriye ile bir savaş sürecine girme niyeti yok ve ABD-Rusya denge durumu nedeniyle bundan sonra da bunun olması imkansız.

Erdoğan aslında, biraz hayal dünyasında yaşıyor ama en çok da, rüya görmek dışında bir şansı yok.

İç kamuoyuna karşı oynadığı sahneyi devam ettirebilme esasına göre ayarlıyor dilini.

Bütün olay bundan ibaret

Şimdi de olacak olan şu; Erdoğan Obama’ya, “Radikaller güçlenmesin Suriye’de, tamam ama siz de ılımlı muhalefete tam gaz destek verin.” diyecek.

Obama da buna cevaben dolaylı ifadelerle zorluklardan bahsedip, Erdoğan’a da psikolojik menejment yaparak, Erdoğan’ı eli kuru bir biçimde geri yollayacak.

Blair House’da ağırlamasının nedeni de Erdoğan’a yaptığı psikolojik menejmentin bir parçası.

Hem Obama hem de diğer ülke liderleri Erdoğan’ın çok yoğun bir ego meselesi olduğunu bildikleri için, onu idare etmek isteyenler onu eli boş geri göndermeden önce bazı ego şişirme seansları yapıyorlar.

Ki, Erdoğan üzerindeki kontrolü yitirmesinler.

Çünkü Erdoğan birine kızınca ne yapacağının bir kitabı, kuralı yok.

İntikam duygusu onu hesaplanamaz hale getiriyor.

Olay bundan ibaret.

Bir de demin okudum, Erdoğan ABD’ye gitmeden hemen önce, “Şam’da illegal bir rejim var ama ben ABD’den dönene kadar çok şey değişecek” demiş ama hep beraber göreceğiz ABD’den elinin boş döneceğini ve Suriye’de yapacak birşeyi olmadığını.

Böyle lafları da etmese dayanamaz o nedenle.

O da kendini böyle avutuyor, mecbur.

not: Başsağlığı dilekleri için teşekkür ederim. Annemin kardeşlerinden ilk olarak bir kayıp yaşadık. Benim de gördüğüm ilk gömülme işlemi idi. Mezar 2 metreden daha derin bir çukur. Ama baktım, göremedim naaşı, meğer mezarın sağ tarafına gömülürmüş naaş ve üstüne tahtalar konurmuş. Ölen mezarın sağ tarafına yaslanırmış dini bir icap olarak Ölüm benim için küçük yaşta babamı kaybettiğim için kişisel yaşamımın en ağır travması ve belirleyicisi idi ama babamı gömülürken görmemiştim. Merak ediyordum yetişkin yaşımda bir yakın ölümünü nasıl karşılarım diye ve çok korkuyordum. Dayımın mezarına toprak atılırken ama bayağı bir yol aldığımı gördüm. Taşıyabildim o duyguyu. Sonra ailemdeki farklılıklara dikkat ettim. (aile hikayeleri anlaşılmadan toplum gelişimleri de anlaşılmıyor aslında) Ailenin yaşlı üyeleri de ölümü artık daha az travmatik karşılıyorlardı. Aslında herkesin ölüme hazırlanması gerekir yaşarken. Ve, sanırım bu çok çok zor değil. Ama yazıyı uzatmayayım.


Yazarın Son Yazıları:
Çağrının hedefi Akşener değil, taban
Cenazede bir rahat verin
Çok sert bir devlet refleksi