“Emri ben vermedim” diyor ama…

“Emri ben vermedim” diyor ama…
28 Temmuz 2013 17:33

Erdoğan Şırnak’ta havalimanı açılışından sonra Uludere’de hayatını kaybeden vatandaşlarımızın yakınlarıyla görüşmüş.

Safile USUL H&H YORUM

Erdoğan’ın görüştüğü grup, görüşmeden sonra Erdoğan’ın kendilerine söylediklerini basına şu şekilde aktarmış…

“Başbakan’la görüşmeye hayatını kaybedenlerin yakınları olarak 6 kişi katıldık. Görüşme havaalanında iftardan sonra oldu. Yaptığımız görüşmede faillerin açığa çıkarılmasını, dosyanın Genelkurmay’dan alınıp tekrar savcılığa iletilmesini ve gizliliğinde kalkmasını istedik. Görüşmede bize yapılan haksızlığı dile getirdik. Başbakan da iki saatlik görüşmede bize, mahkemeler beni aşıyor dedi. Bizim sabretmemizi istedi. Başbakan Uludere olayında verilen emirden haberinin olmadığını, emri kendisinin vermediğini söyledi.”

Şimdi, görüldüğü gibi Erdoğan hayatını kaybedenlerin acılı yakınlarına Uluderede bombalama emrini kendisinin vermediğini söylemiş.

Ama…

Bu en fazla bir kelime oyunu olabilir.

Çünkü…

Erdoğan o emri kendisi vermiş olmasa da, kanımca o bombalama emrini TSK’ya, Hükümet’e bağlı olarak hareket eden istihbarat mensupları verdi.

Ki, Uludere olayındaki esas sorun zaten şurda yatıyor kanımca…

Hükümet Doğu bölgesindeki operasyon ve benzeri kararların TSK tarafından verilmesine karşı idi, TSK’nın karar vermesi yerine, o bölgelerdeki istihbaratın da doğrudan kendine bağlı istihbarat birimleri tarafından toplanıp, değerlendirmenin ve söz konusu değerlendirmeye bağlı olarak ne yapılacağına da yine kendisine bağlı istihbarat birimlerince karar verilmesini istiyordu.

Ve, bu istek doğrultusunda uzun süredir bu tür kararları TSK vermiyor, bu tür kararları Erdoğan’a doğrudan bağlı istihbarat birimleri (MİT) veriyordu.

Ve, kanımca Uludere olayında da istihbaratı değerlendirme ve ondan sonra da Uludere’deki bombalamayı gerçekleştirme kararı TSK’dan değil, Başbakan’a bağlı birimlerden geldi.

Oysa bu yanlıştı.

Çünkü istihbaratı doğru değerlendirebilmek için sadece araç ve gözlem yetmez, bir de bölge hakkında uzun süreli gözlem tecrübesi ve uzun soluklu bilgi değerlendirme yetisi gerekir.

Ayrıca o bölgeyi karadan da fiziki olarak iyi tanıyor ve takip ediyor olmak gerekir.

Ama Erdoğan her işte olduğu bunda da, “Ben bilirim, ben karar veririm” dediği için Uludere’de fena halde faka bastı.

Aklı başında bir siyasi yönetici devlet içinde en tecrübeli ve konuya en hakim olan birimi ekarte etmez ve bilmediği teknik işlere burnunu bu kadar sokmaz.

Devlet içindeki kurumlara güven total bir yaklaşımı gerektirir.

Ya, o kuruma güvenir ve yapılacak işin teknik detay ve kararlarını o kuruma bırakırsınız veya o kurumu ortadan kaldırırsınız.

Ama Erdoğan görüldüğü gibi TSK’yı çok beğeniyor olmalı ki, onu Arap ülkelerinde tanıtıyor ve Araplara filan eğitim verdiriyor.

İlker Başbuğ’u da Arap Emiri ile görüştürmüştü, ki, Başbuğ onun ordusuna eğitim versin.

Gazetedeki fotoğrafı da hatırlıyorum, Başbuğ ve uzun etekli Emir. (uzun etekle başlanırdı herhalde eğitime, “uzun etek hareketi engeller” filan gibi)

Onun dışında, bir de…

Ben Erdoğan’ın TSK’yı tereörle mücadelede hukuk kurallarını ihlal etmekle suçladığını hiç duymadım.

Yani, Erdoğan’ın TSK’yı kararlarında bloke etmesinin sebebi bu da olamaz.

Ki, zatenTSK hukuk devleti kurallarına uygun hareket ediyor, burası çok açık.

O halde nedir bu TSK’nın teknik detay işlerine karışmak, bölgesel operasyonlarda onun karar yetisini elinden almak?

Ayrıca da…

Bir siyasi partinin devlet kurumları yerine kendini koyduğu bir Avrupa ülkesi bana bir tane kimse gösteremez.

Var mı öyle şey ya, bir devlet kurulsun, 90 sene sonra bir parti hükümet olsun ve kendini devletin her kurumunun yerine koysun, var mı ya böyle bir şey; mesela AB’de? Yok.

İşte, hercai ve sorumsuz hareket eden bir başbakan çözüm diye gelir gelir Uludere’de sivilin bombalanmasına neden olur.


Yazarın Son Yazıları:
Genel Merkez sahip çıkmadı
Bakın şu anlam bozukluğuna
Şunu bilmeliyiz ki…..